Uzaklaştırma gibi tedbir kararı uygulamalarına karşı yaptığınız itirazların ve sunduğunuz delillerin mahkemeler tarafından etkili bir şekilde incelenerek karara bağlanması anayasal bir zorunluluktur. İtiraz mercii, şiddet iddialarının gerçek dışı olduğuna veya karşı tarafın şiddet mağduru olmadığına dair ileri sürdüğünüz somut beyanları ve delilleri dikkate alıp bunları neden reddettiğini açıklamak zorundadır.
Mahkemelerin hakkınızda verilen uzaklaştırma kararına yaptığınız itirazları somut ve tatmin edici bir şekilde açıklığa kavuşturmadan reddetmesi gerekçeli karar hakkı ihlali olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, aleyhinize verilen tedbir kararına karşı sunduğunuz şiddet eyleminin gerçek dışı olduğu yönündeki itirazlarınızın yargı mercileri tarafından etkili bir şekilde karşılanması zorunludur.
Taraflar arasında boşanma davası ve husumet devam ediyor diyerek itirazların incelenmeden sadece bir güvenlik tedbiri gerekçesiyle reddedilmesi Anayasa ile güvence altına alınan usul haklarınıza aykırılık teşkil etmektedir. Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca verilen tedbir kararlarında, mahkemelerin sadece yasal maddelere veya genel geçer durumlara atıf yapması yeterli görülmemektedir.
Boşanma kararı kesinleşmeden önce eşiniz adına kayıtlı olsa bile evlilik birliği içinde edinilen mallar üzerinde sizin de hakkınız bulunması durumu, ceza davasında mutlaka değerlendirilmesi gereken bir itirazdır. Mahkemeler, suça konu edilen aracın kişisel mal mı yoksa edinilmiş mallara katılma rejimine tabi bir mal mı olduğunu tespit etmekle yükümlüdür.
Boşanma davalarının makul sürede sonuçlandırılamaması, Anayasa tarafından güvence altına alınan evlenme hakkı kapsamında bir ihlal olarak değerlendirilmektedir. Hukuk sistemimizde mevcut evliliğin sona ermesiyle yeniden evlenmenin mümkün olması ve sadakat yükümlülüğünün boşanma davası süresince devam etmesi nedeniyle, devletin boşanma davalarını uygun bir zaman aralığında bitirme zorunluluğu bulunmaktadır.
Çocuğunuz adına ihlal başvurusunda bulunabilmeniz için, uzun süren davanın ve velayet belirsizliğinin çocuğunuz üzerinde yarattığı doğrudan ve kişisel olumsuz etkileri somut olarak kanıtlamanız gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi nezdinde bir başvurunun kabul edilebilmesi için ihlale yol açtığı ileri sürülen durumdan kişinin doğrudan etkilenmiş olması ve mağdur statüsü taşıması şarttır.
Boşanma davasının makul olmayan bir şekilde uzun sürmesi ve bu nedenle yeniden evlenememeniz durumunda, devletin bu süreci uygun bir zaman aralığında tamamlama yükümlülüğünü ihlal ettiği kabul edilerek evlenme hakkı ihlali nedeniyle manevi tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, boşanma davalarının çok uzun yıllar boyunca devam etmesi, kişilerin özel hayatlarını ve aile hayatlarını yeniden düzenlemelerini aşırı derecede zorlaştırmaktadır.
Boşanma davasının uzun sürmesi nedeniyle çocuğunuz adına hak ihlali iddiasıyla yapacağınız başvurularda, çocuğun doğrudan ve kişisel olarak güncel bir hakkının ihlal edildiğini somut delillerle ortaya koyamazsanız bu talebiniz mağdur sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilecektir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, bir kişinin ihlal iddiasıyla başvuruda bulunabilmesi için o eylem veya işlemden doğrudan etkilenmesi ve mağduriyetini kişisel şartları üzerinden kanıtlaması şarttır.
Çekişmeli boşanma davanızın on yılı aşan bir süre boyunca sonuçlandırılamaması ve bu sebeple yeni bir aile kurmanızın engellenmesi hukuka uygun değildir ve devletin anayasal pozitif yükümlülük kurallarını yerine getirmediği anlamına gelir. Anayasa'nın güvence altına aldığı özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında, devletin evliliğin gerçekleştirilmesine yönelik hukuki şartları düzenlemek ve uygulamak gibi temel bir sorumluluğu bulunmaktadır.
Boşanma davası sürecinde yurt dışında görevlendirilmeniz veya uzakta yaşamanız durumunda çocuğunuzla teknolojik iletişim araçları vasıtasıyla görüntülü görüşme talep etmeniz mümkündür ve aile mahkemeleri genellikle bu tür haklı talepleri kabul etmektedir. Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile hayatı ile karşılıklı sevgi bağı, boşanma sürecinde de kesintisiz olarak devam ettiğinden mahkemeler çocuğunuzla aranızdaki iletişimin kopmaması için haftanın belirli günlerinde görüntülü konuşma şeklinde şahsi ilişki kurulmasına yönelik ara karar tesis edebilirler.