Bireysel Başvuru
Bireysel Başvuru — 673 SORU & CEVAP listelendi.
Şirkete yatırdığınız paranın iadesi için açtığınız dava devam ederken çıkarılan bir kanuni düzenleme nedeniyle alacağınızı tahsil etme imkânınızın ortadan kaldırılması anayasal hak ihlali sayılabilir. Anayasa Mahkemesi bu tür durumlarda, alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurulmasına rağmen yargılama sırasında yapılan düzenlemelerle kişinin hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakıldığını kabul etmektedir.
Hayır, yargılamanın makul sürede bitirilememesi nedeniyle doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmanız durumunda davanız başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle reddedilecektir. Yargılamaların çok uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının bir unsuru olan makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddialarında, Anayasa Mahkemesi güncel kanuni düzenlemeler ışığında yeni bir prosedür benimsemiştir.
İcra dairesinin dosyadaki paranın faizini Hazineye veya Mal Müdürlüğüne aktarma işlemine karşı öncelikle icra hukuk mahkemesi nezdinde şikâyet yoluna başvurmanız gerekmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının bireysel başvurudan önce derece mahkemelerinde ve olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır.
Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına ilişkin doğrudan Anayasa Mahkemesine yapacağınız bireysel başvuru, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunacaktır. Kanuni düzenlemeler gereğince, uzun süren yargılamalardan kaynaklanan hak ihlali iddialarınız için öncelikle Tazminat Komisyonu yoluna başvurmanız gerekmektedir.
Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce Tazminat Komisyonuna başvurmanız gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialar için öncelikle kanunla kurulmuş olan idari başvuru yolunun tüketilmesi şarttır.
Mektubunuzun cezaevi yönetimi tarafından alıkonulmasına yönelik kararın, yalnızca kanun maddelerine atıf yapılarak ve içeriğe dair somut bir değerlendirme sunulmadan verilmesi, ardından itiraz ettiğiniz yargı mercilerinin de bu kararı aynen onaylaması haberleşme hürriyeti ihlaline yol açan bir durumdur. Ceza infaz kurumlarının mahpusların mektuplarını denetleme yetkisi bulunsa da, alınan bir alıkoyma kararının meşru kabul edilebilmesi için disiplin kurullarının ve itirazları inceleyen infaz hâkimliklerinin mektubun içeriğiyle ilişkili, somut bilgilere dayanan yeterli gerekçeler sunması şarttır.
Mahkemelerin, kanun yolu aşamasında dahi olsa davanın sonucunu değiştirebilecek kadar önemli ve esaslı iddialarınızı hiçbir şekilde tartışmadan ve gerekçe göstermeden reddetmesi adil bir yargılama yapıldığı anlamına gelmez. Karar düzeltme veya temyiz aşamasında, olayın asıl sorumlularının askerî personel olduğunu gösteren ve hakkınızdaki kusur atfını ortadan kaldırabilecek nitelikteki bir ceza davasının varlığını bildirmiş olmanıza rağmen, yüksek mahkemenin bu iddialarınızı hiç incelemeden matbu gerekçelerle karar vermesi hukuka aykırıdır.
İstinaf mahkemesinin, terör olayları nedeniyle uğradığınız zararı yalnızca idari tedbirlerin doğal bir sonucu olarak görüp manevi tazminat kararını kaldırması Anayasa Mahkemesi tarafından adil bulunmamakta ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ihlali olarak kabul edilmektedir. İlk derece mahkemeleri genellikle evini terk etmek zorunda kalan vatandaşların yaşadığı sıkıntı ve üzüntüyü gidermek amacıyla hakkaniyet gereği belli bir manevi tazminata hükmetmektedir.
Hücre cezasının infaz edildiği disiplin koğuşunun fiziki şartlarının çok kötü ve hijyenden yoksun olması nedeniyle insanlık onuruyla bağdaşmayan bir muameleye maruz kaldığınızı iddia ediyorsanız, bireysel başvuru öncesinde muhakkak olağan idari ve yargısal yolları tüketmeniz gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, şikâyet edilen tutulma koşulları cezanın bitmesiyle veya tahliye gibi bir nedenle sona ermişse artık doğrudan ihlali önleyici tedbirler yerine tazminat yollarına başvurulması kuralı geçerlidir.
İadenizi engelleyen kanun maddesindeki terör örgütüyle irtibat veya iltisakı olmayan kişilerle sınırlama getiren ilgili ibare Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir ve anayasaya uygun değildir. Olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında kapatılan kurumlara yapılan ödemelerin iadesi, kanunda yer alan bu kurala dayanılarak terör örgütü üyeliği veya irtibatı gerekçesiyle reddedilmekteydi.