AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi)
AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) — 32 SORU & CEVAP listelendi.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan hakların nihai koruyucusu olan AİHM, ulusal yargı mercilerinin yetersiz kaldığı durumlarda bağlayıcı uluslararası denetim sağlar. İç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından başlayan bu zorlu ve şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlı süreç, evrensel standartlarda bir hukuki temsili ve stratejiyi elzem kılar.
Kamuya açık bir alanda bulunsanız veya kamuoyunca tanınan birisi olsanız dahi, izole olduğunuz ve mahremiyet beklentinizin olduğu bir ortamda gizlice fotoğraflanmanız yargısal açıdan haklı bir gerekçeye dayandırılamaz. Yargıtay ve AİHM kararları, kişilerin teknede veya terasta yalnızken gizli lenslerle veya uzaktan görüntülenmesinin, toplumsal bir tartışmaya kamu yararı bağlamında katkı sağlamadığı sürece özel hayatın gizliliği ilkesini ihlal ettiğine işaret etmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen bir ihlal kararına dayanarak yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin, mahkemece yetersiz ve otomatik gerekçelerle reddedilmesi adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturur. AİHM'in önceki bir kararında, gözaltında avukat yardımından yararlandırmama nedeniyle ihlal bulduğu ve en uygun giderim yolunun yeniden yargılama olduğunu belirttiği bir durumda, yerel mahkemenin bu usul eksikliğinin davanın esasını etkilemediğini savunarak talebi reddetmesi hukuka aykırıdır.
Tutuklu veya hükümlü bir kişinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararına dayanarak yaptığı yargılamanın yenilenmesi başvurusunun karara bağlanmasındaki makul olmayan gecikmeler, adil yargılanma hakkının ihlali sayılmaktadır. Yerel mahkemelerin, AİHM kararlarının icrasını sağlamak amacıyla yapılan başvuruları incelerken özellikle kişi özgürlüğünden yoksun bırakılmışsa çok daha yüksek bir özen ve hızla hareket etmesi gerekir.
Hayır, ulusal mahkemedeki yargılama sürecinde belgelerin gizli tutulması kararına itiraz etme imkanınız varken bu yolu kullanmamış olmanız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde yapacağınız şikayetlerin reddedilmesine yol açacaktır. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, kişilerin öncelikle ulusal düzeyde kendilerine sunulan tüm hukuki itiraz mekanizmalarını usulüne uygun şekilde tüketmeleri zorunludur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurduktan sonra gerçekleşen yeni hukuki gelişmeleri mahkemeye bildirmeyi unutmanız, kasten yanıltma amacı taşımadığı sürece otomatik olarak davanızın reddedilmesine yol açmayacaktır. İlgili hükümet bu durumu bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak nitelendirip davanın düşürülmesini talep edebilse de, mahkeme bu itirazları son derece titiz bir şekilde değerlendirmektedir.
Yakınınızın ölümü, ülkenizin sözleşmeyi onaylamasından çok önce gerçekleşmiş olsa dahi, yetkili makamların günümüzde yürüttüğü soruşturmadaki ciddi eksiklikler ve gecikmeler nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurabilirsiniz. Mahkeme, zaman bakımından yetki kuralını uygularken, ölüm olayının tarihi ile sözleşmenin onaylanması arasında on yılı aşan bir süre bulunsa bile istisnai durumlarda şikayetleri inceleyebilmektedir.
AİHM kararlarına göre, hakkınızda somut ve kişiselleştirilmiş bir gerekçe sunulmadan yapılan bu tür aramalar özel hayata ve konuta saygı hakkı ihlali sayılmaktadır. Soruşturma makamlarının yalnızca genel şablonlar kullanarak ve sizin iddia edilen suçla bağlantınızı gösteren makul bir şüphe ortaya koymadan arama kararı çıkartması hukuka aykırıdır.
Davanızın aşırı uzun sürmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmadan önce, ülkenizdeki hukuk sisteminde öngörülen tüm başvuru yollarını, özellikle de anayasa mahkemesine bireysel başvuru yolunu tüketmeniz gerekmektedir. Yüksek mahkemenin yargılamanın uzamasıyla ilgili şikayetinizi reddetmesinin ardından, doğrudan uluslararası bir mahkemeye gitmek yerine anayasa mahkemesine itirazda bulunmanız beklenmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir medya kuruluşunun taraf olduğu davalarda davacıların avukatlarıyla yaptıkları şarta bağlı ücret anlaşmaları kapsamındaki başarı ücretlerinin davalı medyaya yükletilmesini ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirebilmektedir. Sizin durumunuzda da olduğu gibi, mahkeme daha önce benzer bir olayda Birleşik Krallık aleyhine verilen kararda, medya şirketinin ödemek zorunda kaldığı başarı ücretlerinin Sözleşme'nin 10.
Devlet ile aranızda varılan dostane çözüm anlaşması kapsamında belirlenen tazminat miktarının, mahkeme kararının size bildirilmesinden itibaren tam üç ay içerisinde tarafınıza ödenmesi gerekmektedir. Anlaşılan bu tutar, ödenebilecek her türlü vergi ve faizi de kapsayacak şekilde belirlenmekte ve davanın kesin olarak çözüme kavuşturulduğunu ifade etmektedir.