Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 10. HD | 2022/5693 E. | 2023/7009 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 10. HD 2022/5693 E. 2023/7009 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No 2022/5693
Karar No 2023/7009
Karar Tarihi 20.06.2023
Dava Türü Tazminat
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Yurt dışı şantiyesinde kaçırılma iş kazasıdır.
  • İş kazası tespiti bekletici mesele yapılmalıdır.
  • Kurum tespiti olmadan tazminat davası görülemez.
  • SGK'ya başvuru için davacıya süre verilmelidir.

Bu karar hukuken, yurt dışında faaliyet gösteren Türk firmalarının şantiyelerinde çalışan işçilerin, bulundukları bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle terör örgütleri tarafından kaçırılması ve rehin tutulması olaylarının iş kazası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay, işçinin işverenin sağladığı barınma alanında bulunduğu sırada silah zoruyla kaçırılmasının, kişisel bir husumetten kaynaklanmadığına ve tamamen işverenin işinin yürütülmesi esnasında gerçekleşmesi sebebiyle iş kazası sayılacağına hükmetmiştir. Olayın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası olarak tespit edilmesi, yargılamanın esasının çözümlenebilmesi için zorunlu bir ön şart (bekletici mesele) olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Zira yurt dışı projelerinde, bilhassa çatışma riski yüksek bölgelerde çalışan işçilerin maruz kaldığı terör eylemleri, mobbing iddiaları ve adam kaçırma gibi vahim olaylarda işverenin hukuki sorumluluğu pekiştirilmiştir. Mahkemelerin, böylesi bir durumda doğrudan maddi veya manevi tazminat hesabı yapmak yerine, öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunulması ve gerekirse iş kazası tespiti davası açılması için davacıya süre (önel) vermesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Bu prosedür izlenmeden, Kurumun maluliyet oranını ve bağlanacak gelir durumunu belirlemesi beklenmeden tazminat hükmü kurulması açıkça usule aykırı bulunarak, tazminat hukukunda uygulama birliği açısından kesin bir standart getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı inşaat şirketinin Irak'ın Bağdat şehrindeki stadyum inşaatı projesinde çalışmak üzere yurt dışına götürülmüştür. Davacı, şantiyede bulunduğu süre boyunca temel barınma, yeme ve içme ihtiyaçlarının insan onuruna yaraşır şekilde ve gereği gibi karşılanmadığını, dış güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu ve kendisine idari kadro tarafından sistematik olarak psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını iddia etmiştir. 02.09.2015 tarihinde şantiye alanı silahlı terörist gruplar tarafından basılmış, davacı ve 17 işçi arkadaşı zorla kaçırılarak bir süre boyunca alıkonularak esir tutulmuştur. Serbest kaldıktan sonra ülkeye dönen davacı, işverenin olay öncesinde ve sonrasında gerekli güvenlik tedbirlerini almadığını, kendilerini riskli bölgede korumasız bıraktığını belirterek, yaşadığı ağır travma, esaret günleri ve mobbing iddialarına dayanarak manevi tazminat talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise olayın öngörülemeyen uluslararası bir terör eylemi olduğunu ve güvenlikten kendilerinin sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının başında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417 gelmektedir. Bu maddeye göre işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla yükümlüdür. İşçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları, bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almak da işverenin işçiyi gözetme borcunun doğal bir sonucudur.

Olayın iş kazası boyutu incelendiğinde, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 13 özel bir önem taşımaktadır. Bu yasal düzenlemeye göre; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaylar hukuken iş kazası olarak tanımlanır. Yurt dışında çalışan işçiler için ise 5510 sayılı Kanun m. 5 hükmü devreye girmektedir. İlgili düzenleme uyarınca, ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri hakkında kısa vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin maddi ve manevi tazminat davalarında, olayın Kurum tarafından iş kazası veya meslek hastalığı olarak tespiti yargılamanın esasının çözümlenmesi için zorunlu bir ön şarttır. Eğer Kuruma bir bildirim yapılmamışsa, mahkemece davacıya olayı Kuruma ihbar etmesi ve gerekirse SGK ile işverene karşı iş kazası tespiti davası açması için kesin bir önel (süre) verilmelidir. Bu davalar sonucunda Kurumun sürekli iş göremezlik oranını belirlemesi ve gelir bağlama işlemlerini tamamlaması beklenmeden manevi tazminat davasının esası hakkında hüküm kurulamaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, Dışişleri Bakanlığının riskli bölgelerin tahliyesi yönündeki açık uyarılarına rağmen işverenin yeterli güvenlik önlemi almadan işçileri bölgeye tekrar götürdüğü tespit edilmiştir. İşverenin, barınma mekânında istirahat hâlindeki işçilerin silahlı baskınla kaçırılmasında asli kusurlu olduğu (%90), davacı işçinin ise tehlikeyi bilmesine rağmen çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmadığı için tali kusurlu olduğu (%10) kanaatine varılarak davacı lehine manevi tazminata hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı yerinde bularak istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.

Ancak Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde, davacı işçinin Irak'ta bulunduğu sırada terörist grup tarafından kaçırılarak alıkonulması, bu süreçte ve sonrasında yaşadığı ağır mağduriyetler, uğradığı psikolojik taciz (mobbing) ile iş sağlığı ve güvenliği haklarının ihlalinden kaynaklanan tüm zarar doğurucu eylemlerin bir bütün olarak "iş kazası" çerçevesinde ele alınması gerektiği tespit edilmiştir. İncelemede, söz konusu olayın işveren veya işçi tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna iş kazası olarak bildirilmediği ortaya çıkmıştır.

Yargıtay içtihatlarına göre, uyuşmazlığın çözümü için mahkemenin doğrudan kusur ve tazminat hesabı yapması usule aykırıdır. Davacı tarafa öncelikle olayı SGK'ya bildirmesi için uygun bir önel (süre) verilmesi zorunludur. Olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi hâlinde ise, sigortalının işverene ve SGK'ya karşı "iş kazası tespiti" davası açması için yeni bir süre tanınmalıdır. Kurum tarafından sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi süreci tamamlanmadan esas hakkında karar verilemez.

Sonuç olarak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, olayın iş kazası olarak tespiti prosedürü işletilmeden eksik inceleme ve değerlendirmeyle tazminata hükmedilmesi nedeniyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: