Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020/4410 E. 2021/1376 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020/4410 E. 2021/1376 K.

Bu karar, iş hukukunda ispat yükü ile medeni usul hukukundaki hâkimin davayı aydınlatma ödevi arasındaki ince çizgiyi göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Normal şartlarda yıllık izinlerin kullandırıldığını veya ücretinin ödendiğini ispat yükü işverene aittir ve bunun imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belgeyle kanıtlanması gerekir. Ancak Yargıtay, bir işçinin on yıldan fazla bir süre boyunca hiç yıllık izin kullanmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna dikkat çekmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2020/4410
Karar No 2021/1376
Karar Tarihi 18.01.2021
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Yıllık izinlerin kullandırıldığını ispat yükü işverendedir.
  • gavel Uzun süre izin kullanmamak hayatın olağan akışına aykırıdır.
  • gavel Hâkim davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıyı dinlemelidir.

Bu karar, iş hukukunda ispat yükü ile medeni usul hukukundaki hâkimin davayı aydınlatma ödevi arasındaki ince çizgiyi göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Normal şartlarda yıllık izinlerin kullandırıldığını veya ücretinin ödendiğini ispat yükü işverene aittir ve bunun imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belgeyle kanıtlanması gerekir. Ancak Yargıtay, bir işçinin on yıldan fazla bir süre boyunca hiç yıllık izin kullanmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna dikkat çekmektedir.

Emsal niteliğindeki bu karar, benzer davalarda doğrudan yol gösterici olacaktır. Uzun süreli çalışmalarda işçi hiç izin kullanmadığını iddia etse dahi, mahkemeler doğrudan ispat yükünün işverende olduğu kuralından hareketle eksik inceleme yapmamalıdır. Hâkim, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen davayı aydınlatma ödevi kapsamında mutlaka davacı işçiyi bizzat dinlemeli ve gerçekten hiç izin kullanıp kullanmadığını sormalıdır. Bu içtihat, uygulamada işverenlerin ispat zorluğu yaşadığı uzun süreli kayıtsız dönemlerde hakkaniyetli bir sonuca ulaşılmasını sağlayacaktır. İşçi lehine olan koruyucu hükümlerin suistimal edilmesini önlemek adına, salt yazılı belge yokluğundan hareketle işveren aleyhine fahiş hesaplamalar yapılmasının bu yolla önüne geçilmektedir. Hâkimin aktif rol alarak çelişkili veya mantığa aykırı bulduğu hususları taraflara açıklattırması adil yargılanma hakkının da bir gereği olarak vurgulanmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir mağazada kasiyer ve personel sorumlusu olarak uzun yıllar çalışan davacı işçi, işyerinde sürekli olarak mobbinge maruz kaldığını, arkadaşlarının yanında küçük düşürüldüğünü ve bu stres yüzünden kalp ve fıtık ameliyatları geçirmek zorunda kaldığını ileri sürerek işten ayrılmıştır. Davacı, istifasında haklı olduğunu belirterek kıdem tazminatı, manevi tazminat ve ödenmeyen fazla mesai ile yıllık izin ücreti gibi alacaklarının davalı işverenden tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise işçinin kendi isteğiyle işten ayrıldığını, yönetici konumunda çalıştığını, herhangi bir mobbing uygulanmadığını ve tüm haklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise hizmet süresini on yıl dört ay on gün olarak düzelterek yeni bir karar vermiştir. Uyuşmazlık, işçinin çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanıp kullanmadığı noktasında Yargıtay'a taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle iş hukukunun temel prensiplerinden olan yıllık izin hakkına değinmiştir. İş sözleşmesinin sona ermesi durumunda kullandırılmayan izinlerin akıbeti 4857 sayılı İş Kanunu m.59 uyarınca güvence altına alınmıştır. Bu kurala göre, iş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiğinde, işçiye hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki son ücreti üzerinden ödenmek zorundadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığını ispat yükü kesin olarak işverene aittir. İşveren bu yükümlülüğünü imzalı izin defteri veya eşdeğer nitelikte yazılı bir belge ile kanıtlamak zorundadır.

Bununla birlikte, uyuşmazlığın çözümünde devreye giren usuli kural 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.31 kapsamında düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevidir. Madde metnine göre hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir ve delil gösterilmesini isteyebilir. Yargıtay içtihatları, bir işçinin uzun yıllar boyunca hiç yıllık ücretli izin kullanmadan kesintisiz çalışmasını hayatın olağan akışına aykırı kabul etmektedir. Bu tür şüpheli ve mantığa aykırı durumlarda, sırf işverenin ispat yükünü yerine getiremediği gerekçesiyle şekli bir karar verilemez. Hâkim, usul kanununun kendisine verdiği aydınlatma yetkisini kullanarak somut gerçeği bizzat araştırmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki belgeler ve mahkeme safahatını incelediğinde, uyuşmazlığın düğümlendiği ana noktanın kullandırılmayan yıllık izin ücretleri olduğunu tespit etmiştir. Somut olayda, ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, davacının davalıya ait işyerinde on yıl dört ay on gün süren çalışması boyunca hiç yıllık izin kullanmadığını kabul ederek yıllık ücretli izin karşılığı alacak hesaplaması yapmış ve bu yönde hüküm kurmuştur. Ancak Yüksek Mahkeme, mahkemenin bu yaklaşımını eksik inceleme olarak değerlendirmiştir.

Kararda açıkça vurgulandığı üzere, bir işçinin on yılı aşan bir çalışma süresi boyunca hiçbir şekilde ücretli izin kullanmadan aralıksız olarak çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Mahkemenin, sadece ispat yükünün işverende olduğu genel kuralından yola çıkarak ve işverenin belge sunamamasını gerekçe göstererek tüm izinlerin kullandırılmadığı sonucuna varması hukuka uygun bulunmamıştır. Bu noktada devreye giren usuli zorunluluk gereği, davacının bu kadar uzun süre hiç izin kullanmamış olmasının yarattığı büyük çelişki giderilmelidir.

Yargıtay, mahkeme hâkiminin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asili bizzat dinlemesi gerektiğini belirtmiştir. Çalışma süresi boyunca ücretli izin kullanıp kullanmadığı, şayet kullandıysa kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı hususu doğrudan davacıya sorulmalı ve açık beyanı alınmalıdır. Bu temel usul adımı atılmadan, sadece şekli ispat kurallarına dayanılarak devasa bir izin alacağına hükmedilmesi önemli bir hukuki eksiklik olarak nitelendirilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve davayı aydınlatma ödevinin yerine getirilmemesi gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.

Yıllık izin ücretimi alamadım, ispatlamak bana mı düşer? expand_more
İş hukukunun temel prensiplerine ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesine göre, kullandırılmayan yıllık izinlerin kullandırıldığını ispat yükü kesin olarak işverene aittir. İş sözleşmeniz sona erdiğinde, hak kazanıp da kullanmadığınız yıllık izin sürelerine ait ücretin size son ücretiniz üzerinden ödenmesi yasal bir zorunluluktur. İşveren, size yıllık izin kullandırdığını veya bu izinlerin ücretini ödediğini imzalı izin defteri veya eşdeğer nitelikte yazılı bir belge ile kanıtlamakla yükümlüdür.
On yıl çalıştım ve hiç izin kullanmadım, tüm paramı alabilir miyim? expand_more
Normal şartlarda ispat yükü işverende olsa da Yargıtay uygulamalarına göre bir işçinin on yılı aşan bir süre boyunca hiçbir şekilde ücretli izin kullanmadan aralıksız çalışması hayatın olağan akışına aykırı kabul edilmektedir. Bu gibi uzun süreli çalışmalarda, mahkeme sadece ispat yükünün işverende olduğu kuralından ve işverenin belge sunamamasından yola çıkarak tüm izinlerin kullandırılmadığı sonucuna doğrudan varamaz. Mahkeme, böylesi şüpheli ve mantığa aykırı bir durumda şekli bir karar vermek yerine somut gerçeği bizzat araştırmakla mükelleftir.
İşveren izin belgelerini mahkemeye sunamazsa ne olur? expand_more
İşveren belge sunamadığında mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde düzenlenen "hâkimin davayı aydınlatma ödevi" kapsamında harekete geçmek zorundadır. Yargıtay, bu gibi durumlarda mahkeme hâkiminin usuli bir zorunluluk olarak davacı işçiyi bizzat dinlemesi gerektiğini belirtmektedir. Hâkim, çalışma süreniz boyunca ücretli izin kullanıp kullanmadığınızı ve şayet kullandıysanız kaç gün yıllık ücretli izin kullandığınızı size doğrudan sorarak açık beyanınızı almalıdır.
Mahkeme sadece belge eksikliğine dayanarak davayı sonuçlandırır mı? expand_more
Yargıtay içtihatları, işçi lehine olan koruyucu hükümlerin suistimal edilmesini önlemek ve adil yargılanma hakkını tesis etmek amacıyla eksik inceleme yapılmasını yasaklamaktadır. Hâkimin bizzat sizi dinlemesi temel bir usul adımı olup, sadece şekli ispat kurallarına veya işverenin belge eksiğine dayanılarak devasa izin alacaklarına hükmedilmesi önemli bir hukuki eksiklik sayılarak kararın bozulmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla mahkeme, hayatın olağan akışına aykırı bulduğu bu çelişkiyi taraf beyanlarıyla açıklattırdıktan sonra hakkaniyetli bir sonuca varmak zorundadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir