Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020/1518 E. 2021/5718 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020/1518 E. 2021/5718 K.

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı hukuki mevzuat ve yerleşik içtihat prensipleri temel olarak anayasal normlara ve ilgili kanunlara dayanmaktadır:
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2020/1518
Karar No 2021/5718
Karar Tarihi 08.03.2021
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Vakıf üniversitesi akademisyenleri iş kanununa tabidir.
  • gavel Akademik personel sözleşmeleri özel hukuk sözleşmesidir.
  • gavel Vakıf üniversitesi çalışanlarının uyuşmazlıklarında adli yargı görevlidir.
  • gavel Özlük hakları bakımından iş hukuku kuralları uygulanır.

Karar, vakıf üniversitelerinde çalışan akademik personelin iş hukuku kapsamındaki hukuki statüsünü kesin ve net bir biçimde ortaya koymaktadır. Kararda, vakıf üniversiteleri ile akademisyenler veya hekimler arasında imzalanan sözleşmelerin, devlete tanınan üstünlük ve otorite ölçütünü barındıran idari sözleşmeler olmadığı; aksine tarafların eşit konumda bulunduğu, özel hukuk hükümlerine tabi bireysel iş sözleşmeleri olduğu açıkça vurgulanmıştır. İdareye özgü kamusal yetkilerin bu sözleşmelerde yer almaması sebebiyle, personelin mali ve özlük haklarına ilişkin uyuşmazlıkların idari yargıda değil, adli yargı kolunda görev yapan iş mahkemelerinde çözülmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Uygulamada ve benzer davalarda sıklıkla karşılaşılan görev itirazları ile görevsizlik kararlarına karşı bu Yargıtay kararı, mahkemeler ve avukatlar için güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim üyelerinin, hekimlerin ve idari personelin mobbing, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarına yönelik açtıkları davaların doğrudan iş mahkemelerinde görülmesi gerektiği ilkesi pekiştirilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesinin bu konuda daha önce verdiği ve adli yargı yolunu kapatan kararlarının ilke kararı niteliği taşımadığına dikkat çekilerek, hak arama hürriyeti çerçevesinde yargı yolu belirsizliklerinden kaynaklanan uzun mahkeme süreçlerinin önüne geçilmesi hedeflenmiş ve akademisyenlerin iş güvenceleri özel hukuk ekseninde teminat altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı, davalı vakıf üniversitesine ait tıp fakültesinde ve uygulama hastanesinde profesör doktor (patoloji uzmanı) unvanı ile tam zamanlı olarak çalışmaya başlamıştır. Görev yaptığı patoloji laboratuvarının kuruluş aşamasında hastanenin altyapısından ve bilgi işletim sisteminden kaynaklanan çeşitli aksaklıklar yaşanmıştır. Davacı, bu teknik aksaklıklar sebebiyle hastane başhekimi tarafından tedbirsiz olmakla suçlandığını, beraber çalışmak üzere geldiği ekip arkadaşının istifaya zorlandığını ve ardından kendisinin de yalnızlaştırılarak itibarsızlaştırıldığını ifade etmiştir.

Yaşadığı bu süreçte kendisine işverence sistemli bir biçimde psikolojik baskı ve yıldırma (mobbing) uygulandığını belirten davacı, iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek zorunda kaldığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebiyle iş mahkemesinde dava açmıştır. Davalı vakıf üniversitesi ise yükseköğretim faaliyetinin niteliği itibarıyla kamu hizmeti olduğunu, akademisyenlerin de kamu görevlisi sayılarak imzaladıkları sözleşmelerin idari sözleşme statüsünde bulunduğunu savunmuş, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini iddia ederek usulden ret talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı hukuki mevzuat ve yerleşik içtihat prensipleri temel olarak anayasal normlara ve ilgili kanunlara dayanmaktadır:

İlk olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.128/1 uyarınca, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği kuralı mevcuttur. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.131 hükmü, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının akademik çalışmalar ve öğretim elemanı sağlanması yönünden devlet üniversitelerine dair anayasal hükümlere tabi olduğunu düzenler.

Yargı yolu ayrımının temel dayanağı ise Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği m.23/2 kuralıdır. Bu madde uyarınca; vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamında devlet üniversiteleri kurallarına tabidir. Ancak aynı madde, bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından tamamen 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanacağını emretmektedir.

Ayrıca, 2547 sayılı Kanun Ek m.11 hükmüne 6745 sayılı Kanun ile eklenen bentte, hizmet sözleşmeleri hususunda doğrudan 4857 sayılı İş Kanunu'na atıf yapılmıştır. Yargıtay içtihatlarına göre, vakıf üniversiteleri her ne kadar kamu hizmeti yürütüyor olsa da, personeliyle kurduğu ilişkide idareye tanınan üstünlük ve otorite ayrıcalıkları bulunmuyorsa, taraflar arasındaki sözleşme özel hukuk kurallarına tabi bir iş sözleşmesidir ve bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri adli yargıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay tarafından yapılan somut olay incelemesinde, uyuşmazlığın özünün vakıf üniversitesinde istihdam edilen bir profesör doktorun açtığı tazminat davasında adli yargının mı yoksa idari yargının mı görevli olduğuna yönelik olduğu tespit edilmiştir. Dosya kapsamında taraflar arasında akdedilen "Tam Zamanlı Hekim Sözleşmesi" ile "Tam Zamanlı Öğretim Üyesi İş Sözleşmesi" ile buna bağlı "Ücret Ek Protokolü" detaylı biçimde incelenmiştir. Sözleşmelerde akademik hizmetler için ayrı, hekimlik hizmetleri için ayrı ücret belirlendiği, tarafların sözleşmelere cezai şart hükümleri koyduğu görülmüştür.

Sözleşme metinlerinde yer alan maddelerde, hüküm bulunmayan hallerde doğrudan 4857 sayılı İş Kanunu ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş ve ortaya çıkabilecek ihtilaflarda iş mahkemelerinin bulunduğu adli yargı ile icra daireleri yetkili kılınmıştır. Yargıtay, tüm bu olguları değerlendirerek, yapılan sözleşmelerde kamusal yetkinin getirdiği idari bir üstünlük ya da ayrıcalığın bulunmadığını, aksine tarafların eşit iradesiyle kurulan bireysel bir iş sözleşmesinin var olduğunu saptamıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi tarafından, Uyuşmazlık Mahkemesinin bazı kararları dayanak gösterilerek davanın idari yargıda görülmesi gerektiği yönünde verilen usulden ret kararı ise Yargıtay tarafından hatalı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, Uyuşmazlık Mahkemesinin bahsi geçen kararlarının ilke kararı niteliğinde olmadığını ve vakıf üniversitelerinin anayasal olarak idari konularda farklı hükümlere tabi olmasının, akademisyenlerin iş sözleşmesiyle çalıştığı gerçeğini değiştirmeyeceğini belirtmiştir. Davacının, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi statüsünde olduğu ve davanın adli yargı kolunda çözülmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın adli yargı yolunda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

Vakıf üniversitesinde çalışıyorum, haklarım için hangi mahkemeye dava açmalıyım? expand_more
Vakıf üniversitelerinde çalışan akademik ve idari personelin mali ve özlük haklarına ilişkin uyuşmazlıklarda adli yargı kolunda yer alan iş mahkemeleri görevlidir. Yargıtay kararlarına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda idareye özgü kamusal yetkiler bulunmadığı için davaların idari yargıda değil, iş mahkemelerinde görülmesi hüküm altına alınmıştır.
Vakıf üniversitesinde mobbinge uğradım, işçi gibi tazminat isteyebilir miyim? expand_more
Evet, yasal haklarınızı bir işçi statüsünde talep edebilirsiniz. Yargıtay içtihatlarına göre vakıf üniversitesi akademisyenlerinin ve diğer çalışanlarının özlük hakları bakımından tamamen 4857 sayılı İş Kanunu kuralları uygulanmaktadır. Sistemli psikolojik baskı (mobbing) yaşamanız durumunda sözleşmenizi haklı nedenle feshederek maddi ve manevi tazminat davası açabilirsiniz.
Okulla imzaladığım sözleşme beni kamu görevlisi (memur) statüsüne sokar mı? expand_more
Hayır, vakıf üniversitesi ile imzaladığınız belge sizi idare hukukuna tabi bir kamu görevlisi yapmaz. Yükseköğretim faaliyeti niteliği itibarıyla kamu hizmeti olsa da, imzaladığınız sözleşmeler idari sözleşme statüsünde değildir. Mahkeme kararlarında açıkça belirtildiği üzere, tarafların eşit konumda olduğu, özel hukuk hükümlerine tabi bireysel iş sözleşmeleriyle çalışmaktasınız.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir