Karar Bülteni
AYM Beritan Canözer Kıran BN. 2023/75342
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/75342 |
| Karar Tarihi | 28.05.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Tutukluluğa itirazda dosyaya erişim hakkı sağlanmalıdır.
- Kısıtlama kararları somut ve yeterli gerekçeye dayanmalıdır.
- Silahların eşitliği ilkesine soruşturma evresinde riayet edilmelidir.
- Temel delillere erişimin engellenmesi kişi hürriyetini ihlal eder.
Bu karar, ceza muhakemesi sürecinde tutuklu şüphelilerin ve müdafilerinin soruşturma dosyasına erişim hakkının sınırlarını ve bu sınırlamanın Anayasa'ya uygunluk denetimini ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, soruşturmanın gizliliği gerekçesiyle alınan kısıtlama kararlarının matbu ve soyut ifadelerle verilemeyeceğini, tutuklamaya itiraz edebilmek için temel delillere erişimin şart olduğunu net bir şekilde vurgulamıştır. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının usule ilişkin önemli bir güvencesi olan dosyaya erişim hakkı, ancak soruşturmanın amacını gerçekten tehlikeye düşürecek çok istisnai durumlarda ve somut olgularla gerekçelendirilerek kısıtlanabilir.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar sulh ceza hâkimlikleri ve savcılıklar için uygulamaya dönük önemli bir rehber niteliğindedir. Ceza soruşturmalarında sıklıkla karşılaşılan ve savunma hakkını ciddi şekilde zedeleyen "otomatik dosya kısıtlaması" kararlarının önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Anayasa Mahkemesi, kısıtlılık kararı verilmesi durumunda dahi tutuklamaya dayanak teşkil eden temel delillerin savunma tarafına inceletilmesi gerektiğini belirterek, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin tutukluluk incelemelerinde de titizlikle gözetilmesi gerektiğine dair güçlü bir içtihat ortaya koymuştur.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Gazeteci olarak görev yapan başvurucu, terör örgütünün medya yapılanmasına yönelik olarak yürütülen bir soruşturma kapsamında 2023 yılında gözaltına alınmış ve akabinde mahkemece tutuklanmıştır. Soruşturmayı yürüten savcılık, "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" genel gerekçesiyle başvurucunun avukatının dosyayı incelemesi ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasını talep etmiş, hâkimlik de bu talebi kabul etmiştir.
Başvurucu, hakkındaki suçlamaların net detaylarını ve tutuklamaya dayanak gösterilen temel delilleri inceleyemediği için etkili bir savunma yapamadığını ve tutukluluğa karşı itiraz imkânının elinden alındığını belirterek kısıtlama kararına itiraz etmiştir. Yargı mercilerindeki itirazlarından sonuç alamayan başvurucu; haksız yere tutuklandığını, tutukluluk süresinin makul olmadığını, hâkimliklerin tarafsız davranmadığını ve dosyaya erişiminin engellenmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, manevi tazminat talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesinde temel aldığı başlıca hukuk kuralı, Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında düzenlenen hürriyeti kısıtlanan kişinin yetkili yargı merciine başvurma hakkıdır. Bu hak, tutukluluk hâlinin devamının hukuka uygunluğunu denetletmek ve kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde serbest bırakılmayı talep etmek için şüpheliye gerçek bir itiraz fırsatı sunulmasını gerektirir.
Soruşturma evresinde müdafiin dosyayı inceleme yetkisi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153 çerçevesinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun maddesine göre, müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Ancak bu kısıtlama istisnai bir önlemdir ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre keyfî olarak uygulanamaz.
Yerleşik yargısal prensiplere göre, tutuklu bir şüphelinin soruşturma dosyasındaki tüm gizli bilgi ve belgelere sınırsız erişim hakkı bulunmamaktadır. Devletin gizli belgelerini, üçüncü kişilerin haklarını veya delillerin karartılmasını önlemek amacıyla dosyaya kısıtlama getirilebilir. Ancak tutuklamaya itiraz edebilmesi için kişinin kendisine yöneltilen suçlamaların temelini oluşturan belgelere mutlaka ulaşabilmesi şarttır. Söz konusu kısıtlamalar öngörülen meşru amaçlar ışığında "kesinlikle gerekli" olmalı ve ilgili yargı makamlarınca somut olgulara dayalı olarak gerekçelendirilmelidir. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri, tutuklamanın hukukiliğinin tartışılabilmesi için iddia makamının dayandığı kanıtların savunma makamınca da incelenebilmesini zorunlu kılar. Kanun metninin soyut bir tekrarıyla alınan kararlar, Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma ve kişi hürriyeti haklarına aykırılık teşkil etmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı, tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı ve sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız olmadığı yönündeki şikâyetlerini açıkça dayanaktan yoksunluk ve başvuru yollarının tüketilmemesi nedenleriyle kabul edilemez bulmuştur. Zira tutuklama tedbiri için aranan kuvvetli suç şüphesi; tanık beyanları, HTS analiz raporları ve elde edilen dijital materyaller ışığında temelsiz görülmemiş, ayrıca tutukluluk süresine ilişkin itirazlar için öncelikle tazminat davası yolunun tüketilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Buna karşılık, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması yönünden yapılan incelemede ciddi eksiklikler tespit edilmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği, savcılığın talebi üzerine sadece kanunda yer alan "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" şeklindeki genel ve soyut ifadeyi gerekçe göstererek dosya üzerinde kısıtlılık kararı vermiştir. Anayasa Mahkemesi, verilen kısıtlama kararında ve buna dayanak teşkil eden savcılık talebinde, soruşturmanın amacının tehlikeye düşme ihtimalinin somut olayda tam olarak nasıl gerçekleşeceğine dair hiçbir fiilî somutlaştırma yapılmadığını saptamıştır. Başvurucunun belgelere erişiminin, söz konusu ceza soruşturmasının amacını ne şekilde tehlikeye atacağı idarece veya yargı merciince hiçbir surette açıklanmamıştır.
Geçerli ve somut bir gerekçe olmaksızın dosyaya erişim olanağından yoksun bırakılan başvurucunun, tutuklanmasını haklı göstermek için ileri sürülen iddialara karşı tatmin edici şekilde itiraz etme imkânının elinden alındığı açıkça görülmüştür. Soruşturma makamları, dosyaya getirilen kısıtlamanın kesinlikle gerekli olduğunu yeterli bir gerekçeyle ortaya koyamamış ve böylelikle silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilmemiştir. Belirtilen bu usuli eksiklikler ve hukuka aykırılıklar nedeniyle başvurucunun Anayasal güvencelerinin zedelendiği kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.