Anasayfa Karar Bülteni AYM | Berivan Altan | BN. 2023/4368

Karar Bülteni

AYM Berivan Altan BN. 2023/4368

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/4368
Karar Tarihi 28.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Dosya kısıtlama kararı somut gerekçeye dayanmalıdır.
  • Gerekçesiz kısıtlama savunma hakkını ihlal eder.
  • Tutuklamaya itiraz imkânı fiilen engellenemez.
  • Kuvvetli şüphe delilleri şüpheliye inceletilmelidir.

Bu karar, ceza muhakemesi sürecinde sıklıkla başvurulan "soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması" (kısıtlılık) kararlarının sınırlarını ve hukuki gerekçelendirme zorunluluğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının güvencelerinden olan itiraz hakkının etkili bir şekilde kullanılabilmesi için şüpheliye veya müdafiine tutuklamaya dayanak olan temel delillerin inceletilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştır. İdarenin sadece kanuni ibareleri tekrar ederek, soyut ve basmakalıp ifadelerle kısıtlama kararı almasının, şüphelinin tutuklama gerekçelerine karşı koyma şansını tamamen ortadan kaldırdığı tescillenmiştir. Özgürlüğü kısıtlanan bir bireyin, neden özgürlüğünden mahrum bırakıldığını gösteren somut delillere erişememesi, savunma makamını iddia makamı karşısında çaresiz bırakmaktadır.

Emsal niteliğindeki bu karar, savcılıkların kısıtlama taleplerinde ve sulh ceza hâkimliklerinin verdikleri kısıtlama kararlarında, soruşturmanın amacının nasıl tehlikeye düşeceğini her somut olay özelinde ayrıntılı olarak açıklamaları gerektiği kuralını yerleşik hâle getirmektedir. Uygulamada "gizlilik kararı" olarak bilinen bu tedbirin otomatik veya rutin bir uygulama olamayacağı, savunma hakkını ihlal etmeyecek istisnai bir mekanizma olarak, yalnızca kesinlikle gerekli olduğunda ve yargısal denetime elverişli, somut bir hukuki gerekçeyle verilebileceği yargı pratiği açısından son derece büyük bir öneme sahiptir. Karar, kişi hürriyeti söz konusu olduğunda şekli gerekçelerin kabul edilemeyeceğinin altını çizmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Berivan Altan, Mezopotamya Haber Ajansı bünyesinde gazeteci olarak çalışmaktayken PKK/KCK terör örgütünün medya yapılanmasına yönelik yürütülen bir ceza soruşturması kapsamında gözaltına alınmış ve akabinde silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla tutuklanmıştır. Soruşturma aşamasında savcılık makamı, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesini ileri sürerek dosya içeriğinin incelenmesini ve örnek alınmasını engelleyen bir kısıtlama kararı aldırmıştır. Başvurucu, öncelikle suç işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunmadan haksız yere tutuklandığını ve tutukluluk süresinin makul olmadığını iddia etmiştir. En önemlisi de, soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması sebebiyle kendisine yöneltilen suçlamaları ve aleyhindeki delilleri öğrenemediğini, bu yüzden tutuklamaya karşı etkili bir hukuki savunma yapamadığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlandırılması şartlarını ve hürriyeti kısıtlanan kişinin itiraz haklarını düzenleyen Anayasa kurallarına dayanmıştır. İlgili uyuşmazlıkta, tutuklu yargılamalarda şüphelinin itiraz hakkının kâğıt üzerinde teorik bir hak olmaktan çıkıp pratik ve etkili olabilmesi için, kendisine karşı yöneltilen suçlamalara neden olan delillere erişiminin mutlaka sağlanması gerektiği kuralı vurgulanmıştır. Hak arama hürriyetinin temel taşı olan bu ilke, adaletin tecellisi için vazgeçilmezdir.

Bu kapsamda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100 uyarınca uygulanan tutuklama tedbirinin hukuka uygunluğu denetlenirken, aynı zamanda şüpheli haklarını doğrudan etkileyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153/2 hükmü detaylıca irdelenmiştir. Bu maddeye göre müdafinin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, ancak soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir.

Mahkeme, yerleşik içtihatları çerçevesinde dosyaya erişim hakkına getirilecek kısıtlamanın, yalnızca üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamu menfaatini gözetmek, delillerin karartılmasını önlemek veya soruşturmanın selametine zarar verilmesini engellemek gibi meşru amaçlar ışığında ve kesinlikle gerekli olması durumunda uygulanabileceğini belirtmiştir. Ancak bu sıkı zorunluluk hâlinde dahi, kısıtlamanın meşruluğunun makul, somut ve denetlenebilir bir gerekçeyle ortaya konulması, ayrıca silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerine titizlikle riayet edilmesi hukuki bir zorunluluk olarak ortaya konulmuştur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, ilk olarak başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı ve tutukluluğun makul süreyi aştığı yönündeki iddialarını incelemiştir. Kuvvetli suç şüphesini doğrulayan tanık beyanları, gizli tanık ifadeleri, mali analiz raporları ve ev aramasında bulunan dokümanlar gibi somut delilleri dikkate alan Yüksek Mahkeme, tutuklama tedbirinin bu yönüyle ölçülü olduğuna kanaat getirmiş ve bu iddiaları açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez bulmuştur. Ancak, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması kararı çok daha detaylı bir anayasal denetime tabi tutulmuştur.

Somut olayda, Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Sulh Ceza Hâkimliği tarafından soruşturma dosyasına kısıtlılık (gizlilik) getirilmiş ve başvurucunun avukatının dosyayı incelemesi ile belge örneği alması tamamen engellenmiştir. Mahkemenin dosya üzerinden yaptığı tespitlere göre, gerek Başsavcılığın kısıtlama talebinde gerekse Sulh Ceza Hâkimliğinin vermiş olduğu kısıtlama kararında, sadece kanun metninde yer alan "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" şeklindeki genel ve soyut ifade tekrar edilmiştir. Soruşturmanın amacının somut olarak nasıl bir tehlikeye düşme ihtimali bulunduğuna dair hiçbir özel ve tatmin edici açıklama yapılmamıştır.

Başvurucunun belgelere erişiminin soruşturmanın selameti açısından nasıl bir risk oluşturacağı somutlaştırılmadığından, başvurucu tutuklanmasını haklı göstermek için aleyhine ileri sürülen iddialara karşı koyma, delilleri çürütme ve kendini savunma imkânından yoksun bırakılmıştır. Geçerli ve somut bir gerekçe olmaksızın uygulanan bu kısıtlamanın, ceza muhakemesinin temel direklerinden olan adil yargılanma ve silahların eşitliği güvencelerini ciddi şekilde zedelediği açıkça tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: