Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ayşe Kukuş ve Diğerleri | BN. 2022/55753

Karar Bülteni

AYM Ayşe Kukuş ve Diğerleri BN. 2022/55753

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/55753
Karar Tarihi 28.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Evlenme hakkı anayasal güvence altındadır.
  • Boşanma davaları makul sürede bitirilmelidir.
  • Geciken boşanma süreci evlenme hakkını zedeler.
  • Devlet aile kurma şartlarını kolaylaştırmakla yükümlüdür.

Bu karar, uzun süren boşanma davalarının yalnızca makul sürede yargılanma hakkı kapsamında değil, aynı zamanda özel hayata saygı hakkı ve evlenme hakkı bağlamında da değerlendirileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bireylerin hukuken sona ermiş olan ancak yargısal süreçleri bir türlü tamamlanamayan evlilikleri nedeniyle yeni bir aile kurma imkânından mahrum bırakılması, anayasal bir hakkın ihlali olarak tanımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi, devletin boşanma davalarını makul bir sürede sonlandırma yükümlülüğü olduğunu teyit etmiştir.

Uygulamada sıkça rastlanan ve yıllarca süren Boşanma">çekişmeli boşanma davalarının taraflar üzerinde yarattığı mağduriyetler açısından bu karar çok güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Mahkemelerin usul hataları veya eksik incelemeleri nedeniyle yargılamaların uzaması, kişilerin özel hayatlarını yeniden düzenleme hakkına vurulmuş bir darbe olarak kabul edilmiştir. Benzer durumdaki vatandaşlar için, uzayan boşanma süreçleri nedeniyle devletten manevi tazminat talep etme yolu belirginleşmiş olup aile mahkemelerinin yargılama sürelerini kısaltmaları hususunda önemli bir içtihat oluşturulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu ve eşi 2006 yılında evlenmiş, ancak evlilik birliğinin temelden sarsılması üzerine başvurucu tarafından 2016 yılında Boşanma">çekişmeli boşanma davası açılmıştır. Eşinin de karşı boşanma davası açmasıyla süreç birleştirilerek görülmeye başlanmıştır. İlk derece mahkemesi 2018 yılında başvurucunun davasını kabul ederek boşanmaya karar vermiş olsa da, karar istinaf aşamasında mahkemenin tanıkları dinlememesi gibi usul hataları nedeniyle bozulmuştur. Yeniden yapılan yargılama, istinaf ve temyiz süreçlerinin ardından boşanma kararı ancak Ekim 2022'de, yani davanın açılmasından tam altı yıl sonra kesinleşebilmiştir. Başvurucu, bu uzun yargılama süreci boyunca evlilik bağının hukuken devam etmesi nedeniyle hayatını yeniden kuramadığını, başka biriyle evlenemediğini ve yeni bir aile kurma hakkından mahrum bırakıldığını belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında korunan özel hayatın gizliliği ve ailenin korunmasını düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.41 çerçevesinde hareket etmiştir. İlgili normlar birlikte değerlendirildiğinde, bireylerin evlenme ve aile kurma hakkının açıkça anayasal güvence altında olduğu vurgulanmıştır.

Mahkeme içtihatlarına göre, aile kurma hakkı yalnızca belirli şartları taşıyan kişilerin evlenebilmesini değil, aynı zamanda bireylerin mevcut evliliklerini sonlandırdıktan sonra yeniden evlenebilmeleri için gerekli hukuki şartların devlet tarafından makul sürelerde sağlanmasını da güvence altına almaktadır. Medeni hukuk sistemimizde mevcut bir evlilik hukuken sona ermeden yeniden evlenmek mümkün değildir ve eşlerin sadakat yükümlülüğü boşanma davası süresince devam etmektedir.

Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, devletin pozitif yükümlülüklerinin altını çizmiştir. Boşanma davalarının, hakkın özünü zedelemeyecek şekilde uygun bir zaman aralığında ve etkili hukuki çarelere başvurularak tamamlanması esastır. Hızlı ve etkili bir yargılama sürecinin yürütülememesi, bireylerin hayatlarını yeniden kurmalarını aşırı derecede zorlaştıran prosedürler olarak değerlendirilmektedir. Yerleşik içtihat prensipleri gereği, boşanma davalarının makul bir sürede sonuçlandırılmaması, doğrudan bireyin özel hayatını düzenleme ve aile kurma kararı alma yetisine müdahale anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını incelerken öncelikle davanın taraflarının tutumunu ve yargılama sürecinin ne kadar sürdüğünü detaylı bir şekilde ele almıştır. Somut olayda 22 Temmuz 2016 tarihinde açılan boşanma davası, ancak 10 Ekim 2022 tarihinde Yargıtay kararıyla kesinleşebilmiştir. Üç dereceli bu yargılama sisteminde geçen toplam sürenin yaklaşık altı yılı bulduğu tespit edilmiştir.

Dosya kapsamındaki veriler ışığında, davanın bu kadar uzun sürmesinde başvurucunun herhangi bir kusurunun bulunmadığı açıkça görülmektedir. Başvurucunun yargılama sürecinde üzerine düşen takip ve özen yükümlülüğünü eksiksiz bir biçimde yerine getirdiği, sürecin uzamasına sebebiyet verecek bir ihmalinin olmadığı saptanmıştır. Yargılamanın uzaması, ilk derece mahkemesinin usul kurallarına uymadan karar vermesi ve istinaf merciinin bu nedenle kararı kaldırması gibi tamamen yargısal mekanizmanın işleyişinden kaynaklanan nedenlere dayanmaktadır.

Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, derece mahkemelerinin boşanma davasının görülmesi aşamasında başvurucunun evlenme hakkını zedelemeyecek düzeyde gerekli özen yükümlülüğünü göstermediği anlaşılmıştır. Yargılamanın sonuç itibarıyla makul bir sürede tamamlanmaması, devletin boşanma davalarını makul sürede sonlandırma şeklindeki pozitif yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilmiştir. Uzun süren dava süreci, başvurucunun özel ve aile hayatını yeniden düzenleyebilmesi ve yeni bir aile kurabilmesi önünde ağır bir külfet oluşturmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun evlenme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvurucunun manevi tazminat talebini kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: