Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Alev Uzunbaş Kararı 2023/60010 B.

Anayasa Mahkemesi Alev Uzunbaş Kararı 2023/60010 B.

Bu karar hukuken, basının ve gazetecilerin kamuyu ilgilendiren konularda yaptıkları sert veya kışkırtıcı haberlerin de ifade özgürlüğü koruması altında olduğunu güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, kamuoyunca tanınan veya kamusal yetki kullanan kişilerin, sıradan vatandaşlara kıyasla eleştirilere çok daha fazla tahammül etmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Mahkemelerin, haberin veriliş bağlamını, kullanılan ifadelerin değer yargısı niteliğinde olup olmadığını ve haberin kamuoyu için taşıdığı değeri detaylıca incelemeden doğrudan tazminata hükmetmesinin hak ihlali doğurduğu net bir şekilde ortaya konulmuştur.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2023/60010
Karar Tarihi 28.05.2025
Taraf Alev Uzunbaş
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Siyasetçilere yönelik eleştiri sınırları daha geniştir.
  • gavel Değer yargılarının ispatı beklenemez ancak temellendirilmelidir.
  • gavel Rahatsız edici ifadeler de koruma altındadır.
  • gavel Özel hayat ile ifade özgürlüğü dengelenmelidir.

Bu karar hukuken, basının ve gazetecilerin kamuyu ilgilendiren konularda yaptıkları sert veya kışkırtıcı haberlerin de ifade özgürlüğü koruması altında olduğunu güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, kamuoyunca tanınan veya kamusal yetki kullanan kişilerin, sıradan vatandaşlara kıyasla eleştirilere çok daha fazla tahammül etmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Mahkemelerin, haberin veriliş bağlamını, kullanılan ifadelerin değer yargısı niteliğinde olup olmadığını ve haberin kamuoyu için taşıdığı değeri detaylıca incelemeden doğrudan tazminata hükmetmesinin hak ihlali doğurduğu net bir şekilde ortaya konulmuştur.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, dijital mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılan ancak siyasi veya toplumsal önem taşıyan paylaşımların haberleştirilmesi süreçlerine ışık tutmaktadır. Siyasi nitelikli mesajların gazeteciler tarafından eleştirel bir dille, hatta şok edici bir üslupla haber yapılmasının demokratik toplumun bir gereği olduğu ilke olarak benimsenmiştir. Benzer davalarda yerel mahkemelerin, salt ifadelerin rahatsız edici olmasından yola çıkarak ifade özgürlüğünü sınırlandırmaması; şeref ve itibarın korunması ile basın özgürlüğü arasında, Anayasa Mahkemesi kriterlerine uygun adil bir denge kurması gerektiği kesin bir dille hükme bağlanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Zonguldak ilinde yerel bir gazetenin imtiyaz sahibi olan başvurucu, Diyanet-Sen Zonguldak Şube Başkanı olan davacının yerel seçim gecesi kapalı bir WhatsApp grubunda paylaştığı siyasi içerikli bir mesajı kendi gazetesinde haberleştirmiştir. Haberde, davacının mesajında geçen bir kelime üzerinden FETÖ/PDY'nin kapatılan okullarına gönderme yaptığı iddia edilmiş ve bu durum gazeteci tarafından sert bir dille eleştirilmiştir.

Bunun üzerine davacı, kapalı bir grupta paylaştığı mesajın izinsiz ve hukuka aykırı şekilde ele geçirilerek haber yapıldığını, ayrıca asılsız iddialarla kendisinin terör örgütüyle ilişkilendirilerek kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek gazeteci aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davacının talebini kısmen kabul ederek başvurucunun manevi tazminat ödemesine hükmetmiştir. Gazeteci olan başvurucu ise yapılan haberde kamu yararı bulunduğunu, ifade ve basın özgürlüğünü kullandığını belirterek mahkûmiyet kararına karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan normların başında, müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.58 gelmektedir. Bu madde, kişilik haklarının zedelenmesi durumunda manevi tazminat talep edilebilmesini düzenlemektedir. Ancak bu hakkın, Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile çatıştığı durumlarda mahkemeler tarafından adil bir denge kurulması zorunludur.

İfade ve basın özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olabilmesi için, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması şarttır. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, çatışan haklar arasında dengeleme yapılırken; ifadelerin kim tarafından kime karşı söylendiği, hedef alınan kişinin kamusal yetki kullanıp kullanmadığı veya siyasetçi olup olmadığı büyük önem taşır. Ünlülük düzeyi ve kamusal rolü yüksek olan kişilerin, sade vatandaşlara göre katlanması gereken eleştiri sınırları çok daha geniştir.

Doktrin ve anayasal içtihatlarda da kabul edildiği üzere, demokratik bir toplumun ilerlemesi için ifade özgürlüğü yalnızca hoşa giden veya zararsız bilgileri değil, aynı zamanda şok edici, incitici veya rahatsız edici fikirleri de korur. Basın özgürlüğü, doğası gereği bir dereceye kadar abartıya ve kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanmalıdır.

Bunun yanı sıra, maddi olgular ile değer yargıları (değerlendirmeler) arasında hassas bir ayrım yapılmalıdır. Maddi olguların ispatı beklenebilirken, değer yargılarının doğruluğunun ispatlanması istenemez. Ancak bir değer yargısının ölçülü kabul edilebilmesi için somut ve makul bir olgusal temelle desteklenmesi gerekir. Mahkemeler, yaptırım kararı verirken kullanılan ifadeleri bağlamından koparmadan incelemek ve basın üzerinde caydırıcı etki yaratmayacak ölçülü kararlar vermekle yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun yerel düzeyde gazetecilik faaliyeti yürüttüğünü, habere konu olan davacının ise sendika şube başkanı sıfatıyla kamusal bir figür olduğunu tespit etmiştir. Davacının konumu gereği yerel basın tarafından yakından takip edilmesi olağandır ve bu nedenle kendisine yöneltilen eleştirilere karşı tahammül sınırının sade bir vatandaşa göre çok daha geniş olması gerekmektedir.

Yerel mahkeme, başvurucunun habere konu mesajı hukuka aykırı şekilde ele geçirdiğine hükmetmişse de, bu dijital mesaj grubunun dışa kapalı olup olmadığı, üye sayısı veya niteliği konusunda hiçbir derinlemesine araştırma yapmamış, yalnızca ceza davasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını referans almakla yetinmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu durumun hukuka uygunluk denetimi açısından yetersiz olduğunu, davacının iddialarını temellendiremediğini ve derece mahkemelerinin gerekli araştırmayı yapmadığını saptamıştır.

Haberin içeriği değerlendirildiğinde; yerel seçim gecesi siyasi bir mesaj paylaşılması ve hemen silinmesi hususlarının kamusal tartışmaya katkı sunduğu ve haberin kamu yararı taşıdığı ortadadır. Haberde davacının mesajında geçen bir kelime ile terör örgütü okulları arasında kurulan bağlantı, maddi bir vakıadan ziyade başvurucunun kendi değer yargısı niteliğindedir. Başvurucunun bu değer yargısını, kelimenin büyük harfle ve kesme işaretiyle yazılması gibi somut bir unsura dayandırdığı, dolayısıyla ifadenin tamamen temelsiz olmadığı görülmüştür.

Derece mahkemeleri, başvurucunun ifade özgürlüğü ile davacının şeref ve itibar hakkı arasında anayasal kriterlere uygun bir dengeleme işlemi yapmamış, kullanılan ifadelerin değer yargısı niteliğini ve haberin kamuoyu için taşıdığı değeri göz ardı etmiştir. İlgili ve yeterli gerekçe sunulmadan tazminata hükmedilmesi, ifade ve basın özgürlüğü üzerinde haksız bir sınırlama ile caydırıcı etki yaratmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemenin tazminat kararının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığına ve Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Gazeteciler ünlüleri veya siyasileri sertçe eleştirebilir mi? expand_more
Evet, Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre kamusal yetki kullanan kişilerin, siyasetçilerin veya tanınmış şahsiyetlerin, sıradan vatandaşlara kıyasla eleştirilere çok daha fazla tahammül etmesi gerekir. Demokratik bir toplumda basının yaptığı haberler veya siyasi nitelikli eleştiriler sarsıcı, kışkırtıcı, incitici veya rahatsız edici olsa dahi ifade özgürlüğü koruması altındadır. Basın özgürlüğü, doğası gereği bir dereceye kadar abartıya ve kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanmalıdır.
Kapalı WhatsApp grubunda yazdığım mesaj haber yapılabilir mi? expand_more
Bu durum somut olayın şartlarına ve mesajı yazan kişinin konumuna göre değişmektedir. Anayasa Mahkemesi, siyasi veya toplumsal önem taşıyan paylaşımların haberleştirilmesinde kamu yararı bulunduğunu ve bunun demokratik toplumun bir gereği olduğunu belirtmektedir. Kapalı bir gruptaki mesaj sızdırıldığında, mahkemelerin doğrudan tazminata hükmetmek yerine; dijital grubun niteliğini, dışa kapalılık durumunu ve üye sayısını derinlemesine araştırması, ardından özel hayat ile basın özgürlüğü arasında adil bir denge kurması zorunludur.
Gazeteci haberdeki iddialarının doğruluğunu ispatlamak zorunda mı? expand_more
Hukuken maddi olgular (somut olaylar) ile değer yargıları (yorum ve değerlendirmeler) arasında hassas bir ayrım yapılmaktadır. Bir gazeteciden maddi olguların ispatı beklenebilirken, yaptığı siyasi çıkarımların veya değer yargılarının doğruluğunu ispatlaması istenemez. Ancak bir değer yargısının hukuken korunabilmesi ve ölçülü kabul edilebilmesi için, tamamen temelsiz olmaması ve somut, makul bir olgusal temelle desteklenmesi gerekmektedir.
Hakkımda çıkan rahatsız edici haberler için tazminat alabilir miyim? expand_more
Kişilik haklarınızın zedelendiği durumlarda Türk Borçlar Kanunu 58. maddesi uyarınca manevi tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. Ancak yerel mahkemeler karar verirken, sizin şeref ve itibar hakkınız ile basının ifade özgürlüğü arasında anayasal kriterlere uygun bir dengeleme yapmak zorundadır. Haberde kamu yararı varsa ve eleştiriler makul bir temele dayanıyorsa, salt ifadelerin sert veya rahatsız edici olması tazminat için yeterli değildir. Yeterli gerekçe olmadan tazminata hükmedilmesi, basın üzerinde caydırıcı etki yaratacağından Anayasa'nın 26. maddesindeki ifade özgürlüğünün ihlali sayılmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir