Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ahmet Sıtkı Öztürk | BN. 2019/13793

Karar Bülteni

AYM Ahmet Sıtkı Öztürk BN. 2019/13793

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2019/13793
Karar Tarihi 28.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kişisel alanın üç metrekareden az olması ihlaldir.
  • Kısa süreli dar alan ihlal karinesini çürütebilir.
  • Üç dört metrekarelik alanda diğer koşullara bakılır.
  • Tutukluların asgari yaşam standartları güvence altındadır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma sorununun tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve özgürlükleri üzerindeki etkilerini hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, tutulma koşullarının asgari yaşam standartlarına uygun olması gerektiğini güçlü bir biçimde vurgulayarak, kişi başına düşen yaşam alanının üç metrekarenin altına düşmesini güçlü bir kötü muamele yasağı ihlali karinesi olarak kabul etmiştir. Uzun süreli kişisel alan yetersizliğinin, insan onuruyla bağdaşmayan ve özgürlükten mahrum bırakılmanın ötesinde bir eziyet ve tutulma koşulu yarattığı açıkça ifade edilmiştir.

Kararın emsal etkisi, özellikle Türkiye genelindeki ceza infaz kurumlarında uygulanan barındırma standartları açısından büyük önem taşımaktadır. Mahkeme, ihlal tespiti yaparken sadece alan darlığına odaklanmamış; aynı zamanda üç ile dört metrekare arasındaki kişisel alanların değerlendirilmesinde havalandırma, doğal ışık, hijyen koşulları ve açık hava egzersizi gibi diğer fiziksel koşulların da bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine hükmetmiştir. Bu gelişmiş içtihat, kamu idaresine cezaevi kapasite ve koşullarını uluslararası standartlarda iyileştirme yönünde anayasal bir pozitif yükümlülük yüklemekte ve gelecekte benzer mağduriyetler yaşayan mahpuslar için hak arama yollarında çok güçlü bir hukuki zemin oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Ahmet Sıtkı Öztürk, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda on kişilik odalarda yirmi ile yirmi dokuz kişi arasında değişen oldukça kalabalık gruplar hâlinde barındırıldığını iddia ederek hukuki süreç başlatmış ve ilk olarak infaz hâkimliğine başvurmuştur. Başvurucu; ranza yetersizliği nedeniyle yerde yatmak zorunda kaldığını, temel insani ihtiyaçlar olan tuvalet ve banyo kullanımı için dahi uzun süreler boyunca sıra beklediğini, odaların çok havasız ve sürekli gürültülü olduğunu belirterek insan onuruna uygun barınma şartlarının sağlanmasını talep etmiştir. İnfaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin bu hukuki talepleri reddetmesi üzerine başvurucu, aşırı kalabalık koğuşlarda tutulmanın anayasal bir hak olan kötü muamele yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Ayrıca isteği dışında başka bir cezaevine zorla nakledilmesinin de aile hayatına saygı hakkını zedelediğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa m. 17 hükmünde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve kötü muamele yasağı ilkelerine dayanmıştır. Bu madde uyarınca kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, ceza infaz kurumlarındaki tutulma koşulları insan onuruna yaraşır olmalı ve özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesini aşan bir eziyete dönüşmemelidir.

Aşırı kalabalıklaşma ve kişisel alan eksikliği konusunda temel kıstaslar mahkemenin yerleşik kararları ile belirlenmiştir. Buna göre, çok kişilik koğuşlarda bir mahpus için olması gereken asgari yüzey alanı en az üç metrekaredir. Eğer kişi başına düşen alan üç metrekareden az ise, her mahpusun ayrı bir yatağı yoksa veya koğuşta serbestçe hareket etme imkânı bulunmuyorsa, kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair güçlü bir karine oluşur. Bu karinenin çürütülebilmesi için alan darlığının kısa süreli ve ara sıra olması, yeterli koğuş dışı etkinliklerin sağlanması ve cezaevi genel koşullarının uygun nitelikte olması şartlarının tamamının bir arada bulunması gerekir.

Kişisel alanın üç ile dört metrekare arasında olduğu durumlarda ise Anayasa Mahkemesi tek başına alan darlığını ihlal sebebi saymamakta; temel sıhhi ve hijyen gerekleri, tuvalet ile banyonun mahrem kullanımı, açık hava egzersizi ve doğal ışığa erişim gibi tutulma koşullarının diğer yönlerini bir bütün olarak değerlendirmektedir. Ayrıca mahpuslara düzenli olarak kullanabilecekleri ayrı bir yatak sağlanması yasal bir zorunluluktur. İsteği dışında cezaevi nakli gibi şikâyetlerde ise Anayasa m. 20 kapsamında özel ve aile hayatına saygı hakkı değerlendirilmekte olup, olağan yargı yollarının baştan sona tüketilmesi şartı aranmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı başvurucunun ceza infaz kurumunda sahip olduğu kişisel yaşam alanının büyüklüğüne göre farklı dönemlere ayırarak detaylı bir şekilde incelemiştir. Yapılan tespitlerde, başvurucunun yaklaşık iki buçuk yıllık tutukluluk süresinin on dokuz ayında üç metrekareden daha az bir kişisel yaşam alanına sahip olduğu belirlenmiştir. Mahkeme, bu derece uzun süreli bir alan kısıtlamasının yasadaki "kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra" olma kriterini karşılamadığını, dolayısıyla kötü muamele yasağının ihlal edildiğine yönelik güçlü karinenin devlet makamlarınca çürütülemediğini saptamıştır. On dokuz ay süren bu yoğunluktaki kalabalık ve alan darlığının, özgürlükten yoksun bırakılmanın doğasında bulunan kaçınılmaz elem seviyesini aştığı ve insan onuruyla bağdaşmayan bir zorluk yarattığı ifade edilmiştir.

Öte yandan, başvurucunun üç ile dört metrekare arasında kişisel alana sahip olduğu yaklaşık on aylık dönem ile dört metrekareden fazla alana sahip olduğu dönemler ayrı bir incelemeye tabi tutulmuştur. Bu süre zarfında başvurucunun ayrı bir yatağa sahip olduğu, tuvalet ve banyo gibi sıhhi tesislerin yaşam alanından kapı ile ayrıldığı, kesintisiz sıcak ve soğuk suya erişimin bulunduğu ve gün ışığında havalandırma bahçesinden serbestçe faydalanabildiği tespit edilmiştir. Mahkeme, bu dönemdeki genel hijyen, havalandırma ve aydınlatma şartlarının yeterli standartları sağladığına kanaat getirerek, üç ile dört metrekare arasındaki alan kısıtlılığının kötü muamele yasağını ihlal edecek asgari ağırlık eşiğine ulaşmadığına hükmetmiştir.

Başvurucunun isteği dışında başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi sebebiyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiası incelendiğinde ise, bu iddiaya karşı hukuk sisteminde var olan yargısal başvuru yollarının tüketilmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu şikâyet yönünden esasa girilerek bir inceleme yapılamamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun üç metrekareden daha az kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönem yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: