Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ahmet Ali Aki ve Diğ. | BN. 2020/22230

Karar Bülteni

AYM Ahmet Ali Aki ve Diğ. BN. 2020/22230

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/22230
Karar Tarihi 28.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İcra kasasındaki paranın neması Hazineye aktarılamaz.
  • Mülkiyet hakkı kapsamında nemalandırma zorunluluğu bulunur.
  • Devletin özel mülkten karşılıksız yararlanması düşünülemez.
  • Enflasyona karşı paranın değerinin korunması gereklidir.

Bu karar, icra daireleri kasasına depo edilen teminat veya tahsilat bedellerinin nemalandırılması sonucu elde edilen faiz gelirlerinin kime ait olacağı konusundaki tartışmalara son noktayı koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. İcra müdürlükleri tarafından tahsil edilen ve yediemin sıfatıyla kasada tutulan paraların enflasyon karşısında değer kaybetmemesi amacıyla nemalandırılması olağan bir uygulama olmakla birlikte, buradan elde edilen gelirin doğrudan Hazineye irat kaydedilmesi uygulaması mülkiyet hakkının özüne yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Karar, devletin zorlayıcı bir neden olmaksızın şahıslara ait mal varlıklarından veya bunların getirilerinden karşılıksız olarak yararlanamayacağı yönündeki evrensel hukuk kuralını teyit etmektedir.

Benzer davalar ve icra hukuku uygulamaları açısından bu karar son derece güçlü bir emsal etkisi yaratacaktır. Borçlulardan tahsil edilen veya icra veznesine depo edilen paraların nemalarının Hazineye aktarılmasını öngören kanun hükümlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iptal edildiği gerçeğiyle birleştiğinde, bu karar, icra dairelerinin nema gelirlerini doğrudan hak sahiplerine veya menfaat sahiplerine ödemesi gerektiği yönünde bağlayıcı bir nitelik taşımaktadır. Uygulamada, borçlunun veya alacaklının hak kazandığı meblağların ferîsi niteliğinde olan faiz ve nema gelirlerinin, dosyanın tarafı olmayan Hazineye aktarılması şeklindeki yerleşik idari pratiklerin bu kararla birlikte tamamen değişmesi gerekecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular aleyhine, Z. G. adlı alacaklı tarafından kambiyo senetlerine dayalı olarak icra takibi başlatılmıştır. Başvurucular, borçlu olmadıklarını ileri sürerek menfi tespit davası açmış ve bu dava sonuçlanıncaya kadar icra dosyasına yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin tedbir kararı üzerine başvurucular, takip konusu borç miktarını icra dairesine depo etmiş, ayrıca bu paranın enflasyon karşısında erimemesi için nemalandırılmasını istemiştir.

Menfi tespit davasının reddedilmesi üzerine, icrada bekleyen para alacaklıya ödenmiştir. Ancak geçen süreçte paranın nemalandırılmasından elde edilen 48.140,80 TL tutarındaki faiz geliri, başvuruculara veya alacaklıya verilmeyerek icra dairesi tarafından Hazineye irat kaydedilmiştir. Başvurucular, kendilerine ait olan paradan elde edilen faiz gelirinin dosyaya taraf olmayan Hazineye aktarılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek şikâyet yoluna başvurmuş ancak derece mahkemelerinden olumsuz sonuç alınca bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında düzenlenen mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif ve negatif yükümlülükleri temel almıştır. Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını güvence altına almaktadır. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimsenin, öncelikle böyle bir hakkının veya ekonomik menfaatinin var olduğunu kanıtlaması temel bir kuraldır.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, cebri icra organları tarafından tahsil edilen paranın alacaklıya veya hak sahibine ödeninceye kadar geçen süreçte borçlunun veya alacaklının para üzerinde tasarrufta bulunma, parayı kullanma imkânı bulunmamaktadır. Bu süreçte para icra müdürlüğünün kontrolü altındadır. Paranın değerinin enflasyon karşısında aşınmasını önlemek amacıyla vadeli bir mevduat hesabına yatırılması ve nemalandırılması, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik devletin pozitif bir yükümlülüğüdür.

Mahkeme, daha önce 492 sayılı Harçlar Kanunu m.36 hükmünde yer alan ve borçludan tahsil edilen bedelin nemasının Hazineye intikalini öngören düzenlemeyi anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararlarında benimsenen yargısal prensiplere göre, devletin yargı ve takip hizmetleri karşılığında zaten harç ve masrafları ilgililerden tahsil ettiği, bu nedenle icra kasasına yatan özel kişilere ait paraların nemasının Hazineye irat kaydedilmesinin karşılıksız yararlanma niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Devletin, haklı ve zorlayıcı bir neden olmaksızın, kişilerin mülkiyetinde bulunan anaparanın ferîsi niteliğindeki nema ve faiz gelirlerini Hazineye aktarması kesinlikle hukuka aykırıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların aleyhlerine başlatılan icra takibi kapsamında icra dosyasına yüklü miktarda para yatırdıklarını ve bu paranın yargılama süresince nemalandırıldığını tespit etmiştir. İlgili yargılama sonucunda başvurucuların menfi tespit davasını kaybetmeleriyle birlikte alacaklıya anapara ve işlemiş faiz ödemesi yapılmıştır. Ancak icra dosyasına depo edilen ve başvurucuların mal varlığından çıkan paradan elde edilen faiz geliri, alacaklıya yapılacak ödemeden mahsup edilmemiş ve hak sahiplerine verilmek yerine doğrudan Hazineye gelir olarak kaydedilmiştir.

Yüksek Mahkeme, başvurucuların icra dosyasına yatırdıkları paranın nemalandırılması sonucu elde edilen gelirin alacaklıya yapılacak ödemeden mahsup edilmesi durumunda başvurucuların mal varlığından daha az miktarda para çıkacağını, bu nedenle nema bedeli üzerinde maddi menfaatlerinin ve mülkiyet haklarının bulunduğunu açıkça ortaya koymuştur. Devletin, tahsil edilen paraları enflasyona karşı korumak için mevduat hesaplarında değerlendirmesi olumlu bir tedbir olmakla birlikte, elde edilen bu ekonomik değerin dosyanın tarafı olmayan Hazineye aktarılmasının hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesi, icra dairesine tevdi edilen ve özel hukuk kişilerine ait olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığını, karşılıksız yararlanma yasağının ihlal edildiğini ve bu uygulamanın orantısız bir müdahale teşkil ettiğini belirlemiştir. Kanun yollarında bu hukuka aykırılığın giderilmediği ve derece mahkemelerinin hatalı yorumu benimsediği görülmüştür.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, icra dosyasına yatırılan paranın nemasının Hazineye irat kaydedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş ve yeniden yargılama yapılması yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: