Anasayfa Karar Bülteni AYM | Abdullah Acar | BN. 2021/58553

Karar Bülteni

AYM Abdullah Acar BN. 2021/58553

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/58553
Karar Tarihi 28.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Esasa etkili iddialar kararlarda mutlaka karşılanmalıdır.
  • Gerekçesiz kararlar adil yargılanma hakkını zedeler.
  • Kamera kayıtları gibi belirleyici deliller incelenmelidir.
  • Kanun yolu mercileri esaslı itirazları değerlendirmelidir.

Bu karar hukuken, mahkemelerin ve itiraz mercilerinin, uyuşmazlığın çözümünde temel ve belirleyici nitelikte olan iddia ve delilleri göz ardı edemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle ceza infaz kurumlarında uygulanan disiplin cezalarına karşı yapılan şikâyet ve itirazlarda, mahpusların kendilerini aklayabilecek potansiyeldeki somut delillerin incelenmesi taleplerinin gerekçesiz bir şekilde reddedilmesi kesinlikle hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, yargılama sürecinde taraflarca ileri sürülen ve davanın kaderini etkileyecek olan savunmaların ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanmamasını, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak kabul etmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. İnfaz hâkimlikleri ve itirazları inceleyen ağır ceza mahkemeleri, disiplin cezalarına ilişkin başvurularda yalnızca idarenin tutanaklarına veya cezaevi memurlarının soyut beyanlarına dayanarak otomatik onama kararları veremeyecektir. Mahkemeler, başvurucuların masumiyetini ispatlamaya yarayacak yaka kamerası kaydı gibi nesnel delillerin incelenmesi yönündeki taleplerini mutlaka dikkate almak zorundadır. Bu talepler reddedilecekse dahi, söz konusu ret işleminin makul, mantıklı ve hukuki bir gerekçeye dayandırılması şarttır. Bu içtihat, ceza infaz kurumu disiplin süreçlerinde keyfiliğin önlenmesi ve mahpusların temel haklarının etkin bir biçimde korunması adına güçlü bir standart oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Elazığ 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Abdullah Acar, cezaevi koridorlarında yaşanan bir slogan atma ve kapılara vurma eylemine katıldığı gerekçesiyle disiplin kuruluna sevk edilmiştir. Kurul, memur tutanaklarına dayanarak başvurucuya üç gün hücreye koyma cezası vermiştir. Başvurucu, olay sırasında sadece gürültüyü dinlemek için kapıya yaklaştığını, hiçbir eyleme katılmadığını ve slogan atmadığını belirterek karara itiraz etmiş; bu durumun memurların yaka kamerası kayıtlarının incelenmesiyle açıkça ortaya çıkacağını savunmuştur. Ancak infaz hâkimliği, başvurucunun yaka kamerası kayıtlarının izlenmesi yönündeki talebini hiçbir şekilde değerlendirmeden ve bu delili incelemeden, yalnızca memur tutanaklarına dayanarak şikâyeti reddetmiştir. Başvurucu, uyuşmazlığın sonucunu değiştirebilecek en önemli delil olan kamera kayıtlarının incelenmemesi ve bu husustaki itirazlarının gerekçesiz bırakılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en önemli unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı prensiplerine dayanmıştır. Bununla bağlantılı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 141 hükmünde yer alan "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." kuralı uyarınca, mahkemelere kararlarını gerekçeli bir şekilde yazma yükümlülüğü getirilmiştir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve kararların objektif bir denetime tabi tutulabilmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Mahkemeler, kendilerine sunulan her iddiaya uzun uzun yanıt vermek zorunda olmasalar da, yargılama sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve savunmalara makul bir gerekçeyle yanıt vermekle mükelleftirler.

Kanun yolu incelemesi yapan mercilerin, ilk derece mahkemesiyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kural olarak yeterli görülebilir. Ancak, ilk derece mahkemesince hiçbir şekilde karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadan cevapsız bırakılması, doğrudan doğruya gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açmaktadır. Bu kurallar bütünü, idarenin tesis ettiği her türlü işlemin ve verilen disiplin cezalarının yargısal denetiminin şeklî bir onama prosedürü olmaktan çıkarılıp, gerçek, adil ve etkili bir yargısal denetim olmasını kesin olarak zorunlu kılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle disiplin soruşturmasına konu edilen olayın gelişimini ve yargılama makamlarının bu sürece olan yaklaşımını detaylıca ele almıştır. Başvurucu hakkında düzenlenen tutanağın son kısmında, cezaevi koridorlarında yaşanan slogan atma ve kapılara vurma eylemlerinin görevli memurların yaka kameraları tarafından kayıt altına alındığı ve eylemde bulunan kişilerin bu görüntüler üzerinden tespit edildiği idarece açıkça ifade edilmiştir. Başvurucu da yargılamanın her aşamasında ısrarla slogan atmadığını, olaylara hiçbir şekilde karışmadığını ve bu durumun yaka kamerası kayıtlarının incelenmesiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlaşılacağını ileri sürmüştür.

İnfaz Hâkimliği ise başvurucunun bu son derece somut ve davanın seyrini değiştirebilecek nitelikteki temel savunmasını hiçbir şekilde incelememiştir. Hâkimlik kararında, infaz koruma memurlarının beyanlarına dayanıldığı ifade edilse de, bu beyanların içeriğinin ne olduğu, başvurucunun durumuna ne şekilde etki ettiği açıklanmamıştır. En önemlisi, olayın tespitinde temel araç olduğu idarece de kabul edilen kamera kayıtlarının neden izlenmediğine veya başvurucunun bu yöndeki haklı talebinin neden reddedildiğine dair en ufak bir hukuki değerlendirme yapılmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun eyleme katılıp katılmadığının tespitinde en objektif ve belirleyici rol oynayacak delilin söz konusu kamera kayıtları olduğunu önemle vurgulamıştır. Yargı mercilerinin, esasa bu denli etki edebilecek bir iddiayı ve delili tamamen görmezden gelerek, hiçbir makul gerekçe sunmaksızın şikâyeti reddetmesi, yargılamanın hakkaniyetini temelden zedelemiştir. Üstelik itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi de, İnfaz Hâkimliğinin bu eksik incelemesine ve cevapsız bıraktığı esaslı iddialara rağmen, karara yalnızca genel bir atıf yaparak itirazı reddetmiş, oluşan hukuka aykırılığı gidermemiştir.

Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun masumiyetini ispatlamaya yönelik en temel ve etkili savunmasının yargı makamlarınca dikkate alınmaması ve bu durumun hiçbir hukuki gerekçe ile açıklanmaması, yargılama sürecini bütünüyle sakatlamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: