Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2017/10331 E. | 2019/9574 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2017/10331 E. 2019/9574 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/10331
Karar No 2019/9574
Karar Tarihi 24.04.2019
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Kartlı giriş çıkış kayıtlarında imza aranmaz.
  • Elektronik puantaj kayıtları kesin delil niteliğindedir.
  • Kayıtlı dönemler için tanık beyanı dikkate alınamaz.
  • İşçi feshinin haklılığı kayıtların incelenmesine bağlıdır.

Bu karar, iş hukukunda fazla çalışma ücretlerinin ispatı noktasında yazılı delillerin ve elektronik kayıtların hukuki değerini netleştirmektedir. Yargıtay, işyerinde uygulanan kartlı giriş-çıkış veya puantaj sistemlerine dayalı nesnel kayıtların, üzerinde işçinin ıslak imzası bulunmasa dahi kural olarak geçerli kabul edilmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. İşçinin imzasının olmaması, bu tür elektronik veya sistemsel nesnel kayıtların ispat gücünü tek başına ortadan kaldırmamaktadır. Mahkemelerin dosyada bulunan bu nesnel verileri bütünüyle göz ardı ederek doğrudan soyut tanık beyanlarına yönelmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, işverenlerin işçilik alacaklarına karşı mahkemeye sunduğu elektronik ve sistemsel kayıtların önemini ciddi şekilde artırmaktadır. İşçilerin sadece soyut tanık beyanlarıyla fazla mesai iddialarını ispatlamalarının önüne geçilmekte, işyerinde fiilen mevcut olan somut verilerin yargılamada öncelikli olarak değerlendirilmesi zorunluluğu getirilmektedir. Uygulamada mahkemelerin, kartlı sistem kayıtları bulunan somut dönemler için tanık sözlerine itibar etmemesi ve bu kayıtları alanında uzman bir bilirkişiye titizlikle inceleterek sonuca gitmesi gerektiği kesin bir dille ifade edilmiştir. Böylece ispat kurallarında yazılı ve elektronik delillerin tartışmasız üstünlüğü bir kez daha emsal niteliğinde teyit edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalıya ait otel işletmesinde alakart aşçı olarak uzun yıllar boyunca görev yapmıştır. İş ilişkisi sürecinde çalışma saatlerinin eksik bildirildiğini, yaptığı fazla mesai ücretlerinin ve diğer yasal alacaklarının kendisine ödenmediğini, ayrıca işyerinde şahsına yönelik mobbing (psikolojik baskı) uygulandığını iddia etmiştir. Bu ağırlaşan çalışma şartları sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle kendisinin sonlandırdığını belirten işçi, işverene karşı dava açmıştır. İşçi, mahkemeden kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi çeşitli işçilik alacaklarının işverenden tahsil edilmesini talep etmiştir. İşveren ise işçinin aslında hiçbir mazeret bildirmeden kendi isteğiyle istifa ettiğini, ödenmemiş hiçbir alacağı bulunmadığını, fazla mesai iddialarının asılsız olduğunu ve dosyaya sunulan elektronik puantaj kayıtlarıyla hakikatlerin sabit olduğunu savunarak davanın tümden reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda fazla çalışma ücretlerinin ispatı, 4857 sayılı İş Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde titizlikle şekillenmektedir. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, kural olarak hukuk sistemimizde bu iddiasını ispatla yükümlü tutulmuştur. Uygulamada, işçinin imzasını taşıyan ücret bordroları sahteliği kesin olarak kanıtlanıncaya kadar kesin delil niteliği taşır. İmzalı bordrolarda fazla çalışma ücreti ödenmiş görünüyorsa, işçi gerçekte daha fazla çalıştığını ancak yazılı delillerle mahkeme önünde kanıtlayabilir.

Bununla birlikte, teknolojinin gelişmesiyle işyerlerinde yaygın biçimde kullanılmaya başlanan kartlı giriş-çıkış sistemleri, parmak izi okuyucuları veya dijital elektronik puantaj kayıtları, çalışma sürelerinin tam tespitinde öncelikli olarak incelenmesi gereken yazılı ve nesnel deliller arasında kabul edilmektedir. Yerleşik Yargıtay içtihat prensiplerine göre, bu tür elektronik takip sistemlerinden elde edilen bilgisayar ortamındaki kayıtlarda işçinin ıslak imzasının bulunmaması, söz konusu kayıtların geçerliliğini ve hukuki delil niteliğini doğrudan etkilemez.

Mahkemelerin yargılama aşamasında uyuşmazlığı çözerken öncelikle dosyaya sunulan bu tür nesnel ve sistemsel kayıtları incelemesi, kayıtların bulunduğu somut dönemler için soyut tanık beyanlarına kesinlikle itibar etmemesi büyük önem taşımaktadır. Tanık beyanları, ancak işyerinde bu tür yazılı veya sistemsel bir kayıt mekanizması bulunmadığı takdirde yahut kayıtların sunulamadığı eksik dönemler için ikame edilebilir tamamlayıcı bir delil niteliğindedir. Ayrıca, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedip feshetmediği, bu tür işçilik alacaklarının tam ve eksiksiz olarak ödenip ödenmediğinin net bir biçimde tespit edilmesine doğrudan bağlıdır. İşveren tarafından yasalara uygun şekilde tutulup dosyaya sunulan nesnel belgelerin bütünüyle göz ardı edilerek sadece tarafların getirdiği tanık anlatımlarıyla sonuca gidilmesi, ispat hukuku kurallarının ağır biçimde zedelenmesi anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılamada, davacı işçinin fazla çalışma alacakları hesaplanırken dosyaya sunulan puantaj kayıtları dikkate alınmamıştır. Kayıtlarda davacı işçinin ıslak imzasının bulunmadığı gerekçesiyle bu resmi belgeler tamamen dışlanmış, doğrudan davacı tanıklarının soyut beyanlarına dayanılarak hesaplama yapılmış ve neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyaya sunulan delilleri ve yerel mahkemenin bu sorunlu ispat hukuku yaklaşımını detaylı bir şekilde inceleyerek son derece önemli hukuki tespitlerde bulunmuştur.

Yüksek Mahkeme, davalı işverenin cevap dilekçesi ekinde işçinin uzun çalışma dönemi boyunca gerçekleştirdiği işe giriş ve çıkışlarını gün gün gösteren kartlı sistem kayıtlarını usulüne uygun şekilde dosyaya sunduğunu tespit etmiştir. İşyerinde modern bir kartlı giriş-çıkış sisteminin fiilen uygulandığının dosya içeriğiyle ve taraf kabulleriyle sabit olduğu vurgulanarak, bu tür elektronik otomasyon sistemlerinde üretilen kayıtlarda işçinin ıslak imzasının bulunmamasının, kural olarak söz konusu belgelerin geçerliliğini ve hukuki ispat gücünü zedelemeyeceği açıkça ifade edilmiştir.

Yargıtay kararında, ilk derece mahkemesinin asıl yapması gerekenin alanında uzman bir bilirkişiden ek hesap raporu almak suretiyle öncelikle dosyaya sunulan bu puantaj kayıtlarını titizlikle değerlendirmek olduğu belirtilmiştir. Bu nesnel kayıtların mevcut olduğu kesin dönemler için taraf tanıklarının beyanlarının kesinlikle dikkate alınmaması gerektiği altı çizilerek ifade edilmiştir. Yargıtay, alınacak yeni ve detaylı bilirkişi raporunun mahkemece hakkaniyetle bir değerlendirmeye tabi tutularak, gerektiğinde davalı yararına oluşabilecek usuli müktesep hakların da gözetilerek hukuka uygun bir karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Ayrıca, işçinin iş sözleşmesini iddia ettiği gibi haklı nedenle feshedip etmediği hususunun da, ancak fazla çalışma alacağının bu nesnel kayıtlara göre gerçek ve doğru bir şekilde belirlenmesinin ardından yeniden tüm boyutlarıyla değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Yerel mahkemenin maddi gerçeği birebir yansıtan elektronik puantaj kayıtlarını tamamen dışlayarak sadece tanık anlatımlarına göre hüküm kurması ciddi bir usul ve yasaya aykırılık olarak kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin eksik inceleme ve hatalı delil değerlendirmesiyle vermiş olduğu kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: