Karar Bülteni
YARGITAY 22. HD 2017/11389 E. 2018/10285 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 22. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2017/11389 |
| Karar No | 2018/10285 |
| Karar Tarihi | 02.05.2018 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Fazla çalışma süreleri mükerrer hesaplanamaz.
- Bilirkişi hesaplamaları denetime elverişli olmalıdır.
- Haftalık çalışma hesaplarına cumartesi de dâhildir.
Bu karar, iş hukukunda sıkça karşılaşılan fazla çalışma alacaklarının hesaplanma usulü açısından büyük bir önem taşımaktadır. İşçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda mahkemeler tarafından sıklıkla başvurulan bilirkişi incelemelerinde yapılan maddi ve mantıksal hataların, yargılamanın seyrini nasıl doğrudan etkilediğini açıkça göstermektedir. Fazla mesai süreleri hesaplanırken, işçinin haftalık çalışma gün ve saatlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, çifte hesaplamaya yol açacak yöntemlerden kaçınılması gerektiği vurgulanmıştır.
Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi ise özellikle bilirkişi raporlarının hâkim tarafından denetimi noktasında ortaya çıkmaktadır. İş mahkemelerinde görülen alacak davalarında, haftalık çalışma süresi belirlendikten sonra, hafta tatili veya cumartesi gibi günlerdeki çalışmaların bu haftalık süreye halihazırda dâhil edilmiş olabileceği dikkate alınmalıdır. Yargıtay, bir günün çalışmasının hem haftalık toplam çalışmaya katılması hem de ayrıca fazla mesai olarak eklenmesi suretiyle yapılan mükerrer hesaplamaların hukuka aykırı olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu yönüyle karar, hem yerel mahkemelerin bilirkişi raporlarını denetleme ve aydınlatma yükümlülüğünü hatırlatmakta hem de işçilik alacaklarının şeffaf, adil ve doğru bir şekilde tespit edilmesine yönelik emsal bir nitelik taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bu uyuşmazlıkta, tıbbi tanıtım temsilcisi olarak görev yapan bir çalışan, işverene karşı alacak davası açmıştır. İşçi, yaklaşık iki yıl süren çalışması boyunca kendisine mobbing uygulandığı gerekçesiyle Çalışma Bakanlığı'na dahi şikayette bulunduğunu ve sürekli fazla mesai yapmasına rağmen bu ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini belirtmiştir. Olayın temelinde yatan hikaye, çalışanın zorlu mesai koşulları altında yıpranması ve hak ettiği maddi karşılığı alamadığını düşünerek yasal yollara başvurmasıdır. Davacı işçi mahkemeden; kıdem tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ödenmeyen fazla çalışma ücretleri, kullandırılmayan yıllık izin ücretleri ve prim alacaklarının işveren tarafından kendisine ödenmesini talep etmiştir. İşveren tarafı ise bu iddiaları reddederek işçinin taleplerinin haksız olduğunu ve davanın tümden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin söz konusu uyuşmazlığı çözerken ve özellikle bozma gerekçesini oluştururken dayandığı temel hukuk kuralları, işçinin çalışma sürelerinin tespiti ve fazla mesai alacaklarının usulüne uygun şekilde hesaplanması ilkelerine dayanmaktadır. İş hukukumuzun temel taşı olan 4857 sayılı İş Kanunu m. 41 uyarınca, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışma olarak kabul edilir ve zamlı ücretle ödenmesi gerekir. Fazla çalışma ücretinin hesaplanmasında, işçinin fiili çalışma saatleri ile günlük ara dinlenme sürelerinin tespiti büyük önem arz etmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensiplerine göre, bir işçinin fazla çalışma alacağının belirlenebilmesi için öncelikle günlük çalışma süresinden 4857 sayılı İş Kanunu m. 68 kapsamında öngörülen ve işçinin serbestçe tasarruf edebileceği ara dinlenme sürelerinin düşülmesi gerekmektedir. Günlük net çalışma süresi bulunduktan sonra, haftalık olarak kaç gün çalışıldığı ile çarpılarak haftalık toplam fiili çalışma saati bulunur. Bu toplamın kırk beş saati aşan kısmı fazla mesai olarak değerlendirilmeli ve hesaplamalar bu net süre üzerinden yapılmalıdır.
Bilirkişi incelemelerinde ve doktrindeki temel hesaplama kurallarına göre, matematiksel mantık hataları ve mükerrer hesaplamalar kesinlikle kabul edilemez. Bir çalışma günü, halihazırda haftalık toplam çalışma süresi hesaplanırken denkleme dahil edilmişse, o günkü mesainin ayrıca ve bağımsız bir şekilde yeniden fazla mesai olarak genel toplama eklenmesi sebepsiz zenginleşmeye ve hakkaniyete aykırı bir sonuca yol açar. Hakimin davayı aydınlatma ve hükme esas alınan bilirkişi raporunu bizzat denetleme ödevi çerçevesinde, rapora yansıyan bu tür bariz toplama ve mantık hatalarının giderilmesi için bilirkişiden ek rapor alınması, adil ve doğru bir yargılamanın en temel şartlarından biri olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi önüne gelen bu uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesinin kararında dayandığı bilirkişi raporunu detaylı bir şekilde incelemiş ve raporda sonuca doğrudan etki eden çok ciddi bir hesaplama hatası tespit etmiştir. Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, yaptıysa süresinin tam olarak ne kadar olduğu hususu temel ihtilaf noktalarından birisini oluşturmaktadır.
Yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının saat 08.00 ile 20.00 arasında 12 saat mesai yaptığı, bu süreden 2 saatlik ara dinlenmenin düşülmesiyle günlük net çalışma süresinin 10 saat olduğu kabul edilmiştir. Raporda haftada altı gün çalışıldığı varsayılarak, bu 10 saatlik günlük mesai altı gün ile çarpılmış ve haftalık 60 saatlik bir çalışma süresi bulunmuştur. Bu genel hesaplamaya göre işçinin haftalık 15 saat fazla mesai yaptığı tespit edilmiştir. Buraya kadar olan hesaplama yöntemi kendi içinde bir tutarlılık taşısa da, bilirkişinin hemen ardından yaptığı tespit açık bir mükerrerlik ve hukuksuzluk yaratmıştır.
Bilirkişi, haftanın altıncı günü olan cumartesi çalışmasını, yukarıdaki haftalık 60 saatlik çalışma süresinin içine zaten dahil etmesine rağmen, raporun devamında cumartesi gününü tekrar müstakil olarak ele almıştır. Cumartesi günü saat 09.00 ile 16.00 arası 7 saat çalışıldığı, 1 saat ara dinlenme düşülerek 6 saatlik net çalışma yapıldığı belirtilmiş ve bu 6 saatlik süre, halihazırda bulunmuş olan 15 saatlik fazla mesai süresine bir kez daha eklenmiştir. Sonuçta işçinin haftada toplam 21 saat fazla çalışma yaptığı gibi çifte hesaplamaya dayanan tamamen hatalı bir sonuca ulaşılmıştır. Yargıtay, bu şekildeki mükerrer hesaplamanın açık bir maddi hata olduğunu, aynı günün mesaisinin iki kez hesaba katılmasının hukuken ve mantıken hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini ve yerel mahkemenin ek rapor alması gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, fazla çalışma alacağının hatalı ve mükerrer şekilde hesaplandığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.