Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 10. HD | 2022/4291 E. | 2023/7005 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 10. HD 2022/4291 E. 2023/7005 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No 2022/4291
Karar No 2023/7005
Karar Tarihi 20.06.2023
Dava Türü Tazminat
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İş kazası tespiti bekletici mesele yapılmalıdır.
  • Yurt dışındaki terör saldırısı iş kazasıdır.
  • Öncelikle kuruma ihbarda bulunulması zorunludur.
  • Mobbing iddiası işçiyi gözetme borcundandır.

Bu karar, yurt dışında faaliyet gösteren Türk inşaat firmalarının şantiyelerinde meydana gelen terör eylemleri ve adam kaçırma gibi ekstrem olayların, Türk sosyal güvenlik ve iş hukuku bağlamında nasıl ele alınması gerektiğine dair son derece önemli ve emsal nitelikte bir yaklaşımdır. Yargıtay, işverenin işçiyi gözetme borcu ve iş sağlığı ile güvenliği tedbirleri çerçevesinde meydana gelen bu tip travmatik vakaların, salt haksız fiil veya psikolojik taciz (mobbing) davası olarak incelenemeyeceğini, bu durumun yasal olarak öncelikle bir "iş kazası" çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.

Benzer uyuşmazlıklarda ve uygulamadaki tazminat davalarında bu kararın emsal etkisi oldukça geniştir. Mahkemelerin, işçinin kendisinin veya ailesinin açtığı manevi tazminat davalarında doğrudan kusur araştırmasına girerek hüküm kurması, Yargıtay tarafından usule ve yasal prosedüre aykırı bulunmuştur. Uygulamada, işçinin yurt dışında görevliyken maruz kaldığı terör eylemleri veya kaçırılma olaylarında, davanın esasına girilmeden önce mahkemelerin öncelikle davacıya Kuruma resmi ihbarda bulunması için süre vermesi gerektiği kuralı yerleşik hâle gelmiştir. SGK'nın olayı iş kazası olarak kabul etmemesi durumunda ise mutlaka "iş kazası tespiti davası" açılması için kesin süre verilmeli ve bu davanın neticesi bekletici mesele yapılmalıdır. Böylece, iş kazası prosedürü tamamlanıp maluliyet oranları belirlenmeden doğrudan manevi tazminat davasının esasına girilemeyeceği net bir şekilde güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi ve ailesi, davalı inşaat şirketlerine karşı manevi tazminat davası açmıştır. Dava, davacı işçinin Irak'ın Bağdat şehrindeki stadyum şantiyesinde çalışırken, şantiyenin silahlı terörist gruplar tarafından basılması neticesinde diğer işçi arkadaşlarıyla birlikte kaçırılması ve yaklaşık bir ay boyunca esir tutulması nedeniyle açılmıştır. İşçi ve ailesi, tehlikeli bir bölgede Dışişleri Bakanlığının uyarılarına rağmen yeterli güvenlik önlemi alınmadan çalıştırıldıklarını, şantiyede barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçların karşılanmadığını ve mobbing uygulandığını iddia ederek manevi zararlarının giderilmesini talep etmiştir. Davalı şirketler ise olayın tamamen siyasi ve uluslararası bir terör eylemi olduğunu, şantiyede gerekli fiziki güvenlik tedbirlerinin bulunduğunu ve eylemin öngörülemezliği nedeniyle kendilerine kusur atfedilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İşverenin işçiyi gözetme borcunun kapsamına giren işçinin kişiliğinin korunması ile yaşam, sağlık ve beden bütünlüğünün muhafaza edilmesi için gerekli önlemlerin alınması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 hükmünün doğal bir sonucudur. Çalışanların maruz kaldıkları psikolojik taciz (mobbing) eylemi de işverenin işçiyi koruma ve eşit davranma borçlarına aykırılık oluşturmaktadır.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin iş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında, olayın Kurum tarafından iş kazası olarak tespiti, yargılamanın esasını çözüme kavuşturmadan önce açıklığa kavuşturulması gereken öncelikli ve mecburi bir sorundur. 5510 sayılı Kanun m.13 uyarınca sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı bedenen veya ruhen özüre uğratan her türlü olay iş kazasıdır.

Bununla birlikte, 5510 sayılı Kanun m.5 uyarınca Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri de kanun kapsamında sigortalı sayılmaktadır. SGK'ya kanuni süreler içinde iş kazası bildiriminde bulunulmadığının anlaşılması hâlinde mahkemece yapılacak iş; davacıya iş kazasını Kuruma ihbarda bulunması, olayın Kurumca iş kazası kabul edilmemesi hâlinde ise işveren aleyhine "iş kazası tespiti" davası açması için önel (süre) vermektir. Açılacak bu tespit davasının sonucu mutlaka bekletici mesele yapılmalı, 5510 sayılı Kanun m.18 ve 5510 sayılı Kanun m.19 gereğince Kurum tarafından maluliyet ve sürekli iş göremezlik oranı tespit edildikten sonra tazminat davası karara bağlanmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, davacı sigortalının davalı şirketlerden birinin işçisi olarak Irak'ın Bağdat ilinde inşaatı devam eden stadyum şantiyesinde bulunduğu sırada zorlu yaşam şartlarına maruz kaldığı, 02.09.2015 tarihinde silahlı terörist bir grup tarafından kaçırılarak bir ay boyunca esir tutulduğu, serbest bırakılıp Türkiye'ye döndükten sonraki süreçte de şirket yetkililerinin tutumları nedeniyle psikolojik tacize (mobbing) uğradığı ve iş sağlığı güvenliği ihlalleri nedeniyle manevi zarara sürüklendiği iddia edilmiştir. Davacılar tüm bu zarar doğurucu eylemler çerçevesinde manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Ancak dosya kapsamından, gerçekleşen bu ağır olaya ilişkin olarak işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna herhangi bir iş kazası bildiriminde bulunulmadığı gibi, davacı tarafın da Kuruma bu yönde resmi bir ihbarının olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacıların iddialarının yalnızca mobbing mi yoksa iş kazasından kaynaklı iş göremezliğe uğrama nedeniyle manevi tazminat taleplerini de mi içerdiği hususu mahkemece davacı tarafa açıklattırılmamıştır.

Davacının şantiyeden terörist grup tarafından kaçırılması ve özgürlüğünden mahrum bırakılması eyleminin bir iş kazası olup olmadığının tespiti şarttır. Mahkemece öncelikle olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbar edilmesi için davacı tarafa önel verilmesi, Kurumun olayı iş kazası olarak kabul etmemesi hâlinde ise davacıya "iş kazası tespit davası" açması için süre tanınması gerekirdi. Mahkemenin bu davanın sonucunu bekletici mesele yapması, sigortalının Kurum tarafından sürekli iş göremezlik oranının tespitini beklemesi ve ancak tüm bu prosedürler tamamlandıktan sonra manevi tazminatın esastan çözüme kavuşturulması zorunludur. İş kazası tespit davası açılmaması veya açılan davanın ret ile sonuçlanması hâlinde ise görevli mahkeme hususunun yeniden değerlendirilmesi gerekecektir.

İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, iş kazası tespiti prosedürü işletilmeden doğrudan davanın esasına girilip kusur hesabı yapılması ve tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bekletici mesele yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: