Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 3. CD | 2022/28965 E. | 2023/799 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 3. CD 2022/28965 E. 2023/799 K.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi | 2022/28965 E. | 2023/799 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 3. Ceza Dairesi
Esas No 2022/28965
Karar No 2023/799
Karar Tarihi 23.02.2023
Dava Türü Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Etkin pişmanlık cezada orantılı indirim gerektirir.
  • Faydalı bilgi veren sanığa indirim uygulanmalıdır.
  • Varsayımlarla etkin pişmanlık hükümleri bertaraf edilemez.
  • Cezanın belirlenmesinde teşdit orantılı olmalıdır.

Bu karar, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan ve soruşturma aşamasında örgütün yapısı ile faaliyeti hakkında detaylı bilgiler veren sanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden ne şekilde yararlandırılması gerektiği hususunda hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, etkin pişmanlık kurumunun amacının, örgütlü suçlarla mücadelede örgüt mensuplarını kullanarak bilgi edinmek ve pişmanlık duyanları topluma kazandırmak olduğunun altını çizmiştir. Verilen bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi ve samimiyeti göz önüne alındığında, sanığın faydalandırılması gereken yasal indirim oranlarının adil ve hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle yakalandıktan sonra itiraflarda bulunan ve örgütün deşifre edilmesine katkı sağlayan sanıkların cezalandırılmasında ortaya çıkacaktır. Uygulamada, sanıkların samimi ikrarlarıyla bizzat kendilerinin ortaya koyduğu bilgilerin, mahkemelerce varsayımsal ve aleyhe yorumlanarak etkin pişmanlık indiriminin ortadan kaldırılamayacağı netleşmiştir. Böylelikle, yerel mahkemelerin ceza tayin ederken teşdit nedenlerini ve indirim oranlarını daha somut, makul ve yasanın ruhuna uygun bir şekilde gerekçelendirmeleri gerektiği yönünde güçlü bir içtihat oluşturulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Somut uyuşmazlık, eski bir jandarma subayı olan sanığın silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçlamasıyla yargılandığı ceza davasından kaynaklanmaktadır. Savcılık makamı, sanığın örgütün askeri mahrem yapılanması içerisinde yer aldığını, ankesörlü hatlar üzerinden iletişim kurduğunu, örgüt mensuplarıyla görüşmeye devam ettiğini ve örgütün kendisine sızdırdığı sınav sorularıyla kurumlara yerleştiğini iddia ederek cezalandırılmasını talep etmiştir.

Sanık, yakalandıktan sonra kolluk ve savcılık aşamasında itiraflarda bulunarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemiştir. Yerel mahkeme ise sanığın darbe girişiminden sonra da örgütle irtibatını sürdürdüğünü ve eylemlerini izah edemediğini belirterek itirafları samimi bulmamış, etkin pişmanlık indirimini uygulamadan yüksek sınırdan hapis cezası vermiştir. Uyuşmazlık, sanığın verdiği bilgilerin etkin pişmanlık kapsamında ceza indirimi gerektirip gerektirmediği ve temel cezanın belirlenmesinde cezanın ne kadar artırılacağı (teşdit uygulanacağı) noktalarında toplanmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, uyuşmazlığı çözerken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.314/2 kapsamında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.221/4 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerini temel almıştır. Ayrıca terör suçlarında ceza artırımını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.5 hükmü de kararın hukuki zeminini oluşturmaktadır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, 5237 sayılı Kanun m.221/4 hükmünün ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vermesi gerekmektedir. Burada aranan bilgi, örgütü tamamen çökertecek nitelikte olmak zorunda değildir. Ancak verilen bilginin önemi ve faydalılık derecesi, cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesi aşamasında mahkeme tarafından zorunlu bir takdir kıstası olarak kullanılmalıdır.

Doktrin ve yargı kararlarında etkin pişmanlık müessesesinin amacı, terör ve örgütlü suçlarla mücadelede en etkili bilgi edinme aracı olan örgüt mensuplarını kullanmak ve pişmanlık duyan kişileri topluma kazandırmaktır. Bu kapsamda sanığın kendi ikrarı ile ortaya çıkardığı, henüz adli makamlarca bilinmeyen olguların, varsayımlara dayanılarak sanığın aleyhine yorumlanması ve cezayı ağırlaştırmak için kullanılması ceza hukukunun temel prensiplerine aykırıdır. Ek olarak, temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun m.61 gereğince suçun işleniş biçimi ve failin örgütteki konumu dikkate alınarak orantılılık ilkesine uygun bir temel ceza belirlenmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından yapılan incelemede, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığı, kod adı kullandığı, himmet verdiği, örgüt içerisinde semt talebe mesulü ve bölge üniversite mesulü gibi görevler üstlendiği, ankesörlü hatlardan ardışık arandığı ve örgütsel faaliyetlere aktif olarak katıldığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, sanığın süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylemleriyle silahlı terör örgütü üyesi olduğuna yönelik yerel mahkeme kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Ancak sanığın yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında istikrarlı bir biçimde etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini beyan ettiği, örgütün yapısı, faaliyetleri ve mensupları hakkında kendi konumuyla uyumlu ve aydınlatıcı detaylı bilgiler verdiği görülmüştür. Yüksek Mahkeme, sanığın verdiği bu bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun m.221/4 uyarınca hakkında adil ve makul oranda bir ceza indirimi uygulanması gerektiğini vurgulamıştır.

İlk derece mahkemesinin, sanığın samimi ikrarı ile bizzat ortaya koyduğu ve ilk kez dosyaya kazandırarak aleyhine delil olarak kullanılan bazı olgulara varsayımsal anlamlar yüklemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Mahkemenin kendi yorumlarına dayanarak sanığın itiraflarının samimi olmadığına kanaat getirmesi ve yasanın aradığı etkin pişmanlık hükümlerini bertaraf etmesi hatalı bir uygulama olarak nitelendirilmiştir.

Bunun yanı sıra, temel cezanın belirlenmesi aşamasında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin yoğunluğu dikkate alınarak hakkaniyete uygun ve adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdit (cezayı artırma) derecesinde yanılgıya düşülerek ve yetersiz gerekçelerle orantısız şekilde fazla ceza tayin edilmesi de bir diğer hukuka aykırılık nedeni yapılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması ve temel cezanın belirlenmesinde teşdit oranında yanılgıya düşülmesi nedenleriyle bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: