Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2017/18304 E. 2020/14883 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2017/18304 |
| Karar No | 2020/14883 |
| Karar Tarihi | 05.11.2020 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İmzalı bordrodaki sembolik mesailer hesaptan dışlanamaz.
- Fazla çalışmayı ispat yükü işçiye aittir.
- Ödenen mesai ücreti toplam alacaktan mahsup edilir.
- Bordrolarda ihtirazi kayıt yoksa yazılı delil aranır.
- Reddedilen tazminatlar için ret vekalet ücretine hükmedilir.
Bu karar, iş hukuku uygulamasında sıklıkla karşılaşılan imzalı ücret bordrolarında yer alan sembolik fazla çalışma tahakkuklarının nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususuna kesin bir açıklık getirmektedir. Yüksek Mahkeme, işçinin imzasını taşıyan bordrolarda makul olmayan, sembolik düzeyde gösterilen fazla çalışma sürelerinin doğrudan işçinin fiili çalışmasından saat bazında düşülemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Karara göre asıl yapılması gereken işlem, işçinin tanık beyanları ve diğer delillerle ispatladığı gerçek fazla çalışma süresi üzerinden toplam alacağının eksiksiz olarak hesaplanması, ardından hakkaniyet indirimi yapıldıktan sonra bordroda ödenmiş görünen miktarların bu toplam alacaktan doğrudan bedel olarak mahsup edilmesidir.
Bu içtihat, işverenlerin bordrolara cüzi miktarlarda fazla çalışma tahakkuku ekleyerek olası dava risklerini bertaraf etme veya hesaplamaları tamamen kendi lehlerine manipüle etme çabalarının kesin olarak önüne geçmektedir. Mahkemeler ve görevli bilirkişiler için bağlayıcı ve net bir yol haritası çizen karar, saat mahsubu yerine bedel mahsubu yapılmasını emrederek işçinin emeğinin tam karşılığını almasını güçlü bir şekilde güvence altına almaktadır. Diğer bir yandan, reddedilen manevi tazminat ve fazla çalışma alacakları yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin zorunlu olduğu vurgulanarak, usul hukukunun temel kurallarının iş davalarındaki katı uygulamasına da önemle dikkat çekilmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı şirket nezdinde uzun yıllar şoför, dağıtım ve kurye görevlisi olarak çalışmıştır. İş sürecinde kendisine yönelik negatif ayrımcılık yapıldığını, sadece kendi kullandığı araca GPS takip sistemi takıldığını, şube müdürü tarafından aşağılayıcı söz ve davranışlarla psikolojik tacize (mobbing) maruz bırakıldığını iddia etmiştir. Ayrıca haftanın altı günü uzun saatler boyunca fazla mesai yapmasına ve resmi tatillerde çalışmasına rağmen hak ettiği ücretlerin ödenmediğini belirterek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir. Bu iddialar doğrultusunda işçi; kıdem tazminatı, manevi tazminat ve fazla çalışma başta olmak üzere bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise işçinin işe gelmeyerek devamsızlık yaptığını, ayrımcılık iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve mesai ücretlerinin bordrolara yansıtılarak tam ödendiğini savunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İş hukukunda fazla çalışma olgusunun ispatı ve ücret bordrolarının delil niteliği konularında yerleşik Yargıtay içtihatları ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır.
Kural olarak fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. İmzalı bordroda fazla çalışma alacağı tahakkuk ettirilmiş ve ödenmiş görünüyorsa, işçinin daha fazla çalıştığını iddia etmesi ancak ihtirazi kayıt koyması halinde mümkündür. İhtirazi kayıt yoksa, bordroda görünenden daha fazla çalışıldığının ispatı sadece kesin ve yazılı belge ile yapılabilir.
Ancak Yargıtay uygulamasına göre, işçiye bordro imzalatılsa dahi, bordrolarda gerçeği yansıtmayan ve işçinin fazla çalışma ücreti talep etmesini engellemeye yönelik olarak düzenlenen "sembolik" fazla mesai tahakkukları bulunuyorsa, bu aylar hesaplamadan tamamen dışlanmaz. İşçi, gerçek fazla çalışmasını tanık beyanı dahil her türlü delille ispatlayabilir. Hukuka uygun yöntem, tanık beyanları ve diğer delillerle işçinin gerçek fazla çalışma süresinin tespit edilmesi, bu tespit üzerinden hesaplama yapıldıktan sonra karineye dayalı hakkaniyet indirimi uygulanması ve bordrolarda ödenmiş görünen miktarların en son ortaya çıkan bu net alacaktan "bedel" olarak mahsup edilmesidir.
Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, davada reddedilen kalemler üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf lehine ret vekalet ücretine hükmedilmesi de yasal bir zorunluluktur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dosya kapsamındaki belgeler ve taraf beyanlarının incelenmesi neticesinde, davacı işçinin haftanın altı günü sabah 08:00 ile akşam 21:00 saatleri arasında, ara dinlenmeleri düşüldüğünde haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı mahkemece sabit görülmüştür.
Davalı işverenin dosyaya sunduğu davacı imzalı ücret bordrolarında ise aylık ortalama 20 saat (haftalık 5 saat) gibi sembolik düzeyde fazla çalışma tahakkuklarına yer verilmiştir. Yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda, davacının ispatlanan haftalık 18 saatlik fazla çalışma süresinden, bordrolarda tahakkuk ettirilen haftalık 5 saatlik sürenin doğrudan düşülerek (saat mahsubu yapılarak) haftalık 13 saat üzerinden hesaplama yapıldığı tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, saat bazında yapılan bu mahsup işlemini yerleşik içtihatlarına aykırı bularak hukuka aykırı değerlendirmiştir.
Yargıtay incelemesinde, sembolik fazla çalışma tahakkuku içeren imzalı bordroların bulunduğu aylarda saat hesabı üzerinden indirim yapılmasının hatalı olduğu vurgulanmıştır. Olması gereken hukuki usul; haftalık 18 saat üzerinden toplam fazla mesai alacağının eksiksiz olarak hesaplanması, yapılması gereken takdiri indirimlerin uygulanması ve en nihayetinde bordroda işçiye halihazırda ödenmiş olan bedelin bu toplam alacak tutarından parasal olarak mahsup edilmesidir.
Bununla birlikte mahkemenin, davacı işçinin manevi tazminat ve ıslah ile artırılan fazla çalışma taleplerinin bir kısmını reddetmesine rağmen, kendisini yargılama aşamasında avukatla temsil ettiren davalı işveren lehine ret vekalet ücretine hükmetmemesi de önemli bir usul hatası ve bozma nedeni olarak değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hatalı fazla çalışma hesabı yapılması ve reddedilen talepler yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekçeleriyle kararı bozmuştur.