Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/1491 E. 2019/11326 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/1491 |
| Karar No | 2019/11326 |
| Karar Tarihi | 16.05.2019 |
| Dava Türü | İşçilik Alacakları |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılamaz.
- Maktu ücrette genel tatil ilavesi bir yevmiyedir.
- Takdiri indirim bilirkişinin hesapladığı bedel üzerinden yapılır.
- Hesaplama hatası ve usul aykırılığı bozma nedenidir.
Bu karar, hukuken yargılama usulünün en temel ilkelerinden birisi olan "gerekçe ve hüküm uyumu" kuralının altını kesin bir dille çizmektedir. Bir mahkemenin, kurduğu nihai hüküm ile o hükmün dayanağı olan gerekçe arasında rakamsal veya mantıksal bir uçurum bulunması, hukuki güvenlik ilkesini doğrudan zedeleyen ağır bir usul ihlalidir.
Aynı zamanda bu inceleme, iş hukuku pratiğinde en sık yapılan maddi hatalardan biri olan tatil ücretlerinin hesaplanma ve indirim metodolojisine dair kesin bir standart belirlemektedir. İşçinin tatil günü çalışmasının çarpan değerinin ve mahkemenin yapacağı karine indiriminin matrahının ne olması gerektiği netleştirilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça yüksektir. Zira uygulamada bilirkişi raporlarındaki rakamların ıslah edilmesi süreci sonrasında, mahkemelerin hakkaniyet/takdiri indirim uygulamasını yanlış matrah üzerinden yapabildiği sıklıkla görülmektedir. Bu karar, hakimin takdiri indirim yetkisini, ıslah edilen talep üzerinden değil, salt bilirkişinin kök hesaplaması üzerinden uygulaması gerektiği kuralını içtihat haline getirmektedir.
Özellikle genel tatil ücreti hesaplamasında "iki katsayısı" yanılgısına düşen mahkemelere net bir rehber niteliği taşıyan bu karar, hesaplama süreçlerindeki standart sapmaları engelleyecek ve yargılamanın daha şeffaf ilerlemesini sağlayacak pratik bir etkiye sahiptir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı olan bir tornacı ustası, 2008 yılından 2013 yılına kadar aralıksız olarak görev yaptığı davalı işyerinde kendisine sistemli şekilde mobbing uygulandığını iddia ederek dava açmıştır. İşçi, bu psikolojik baskıların yanı sıra ücretinin resmi kurumlara eksik bildirildiğini ve sigorta primlerinin noksan ödendiğini belirtmiştir. Ayrıca milli bayramlarda ve normal mesai saatlerinin üzerinde çalışmasına rağmen fazla çalışma ücretlerinin kendisine verilmediğini, görev tanımına girmeyen işleri yapmaya zorlandığını ve hakarete uğradığını ifade ederek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini öne sürmüştür.
Davalı işveren ise davacının tüm iddialarının gerçeği yansıtmadığını, maaşının resmi kayıtlarda belirtildiği gibi olduğunu, fazla mesai ya da bayram çalışması yapılmadığını ve işçinin mazeretsiz olarak üç gün üst üste işe gelmediği için haklı nedenle işten çıkarıldığını savunmuştur. Uyuşmazlık kapsamında kıdem tazminatı, genel tatil ücreti ve fazla mesai alacaklarının tahsili talep edilmektedir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki kuralların başında usul hukukunun vazgeçilmez bir unsuru olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.298/2 gelmektedir. Bu emredici düzenleme uyarınca, mahkemenin gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında herhangi bir çelişki bulunmaması mutlak bir kuraldır. Mahkemeler, verdikleri kararların gerekçesinde dayandıkları, delillerle sabit gördükleri maddi vakıalar ile hüküm fıkrasında tesis ettikleri hukuki sonuç arasında tam bir tutarlılık sağlamak zorundadır. Gerekçe ve hüküm fıkrası arasındaki uyumsuzluk, kararın üst mahkemelerce denetlenebilirliğini tamamen ortadan kaldırdığı için doğrudan bozma nedeni olarak değerlendirilmektedir.
İşçilik alacaklarının hesaplanmasında ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uygulanmaktadır. Kanunun ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine ilişkin koruyucu düzenlemelerine göre, maktu (aylık sabit) ücretle çalışan işçiler, söz konusu tatil günlerinde çalışmasalar dahi o günün ücretini eksiksiz olarak alırlar. İşçi bu tatil günlerinde dinlenmeyip fiilen çalışırsa, çalıştığı her bir genel tatil günü için kendisine ilave olarak sadece bir tam günlük yevmiye daha ödenmesi gerekmektedir. Çalışma karşılığı yapılacak hesaplamanın iki katı üzerinden değil, sadece bir ilave yevmiye şeklinde yapılması yasal bir zorunluluktur.
Ayrıca, yazılı belge yerine tanık beyanlarına dayanılarak ispat edilen alacaklarda (fazla mesai veya tatil çalışmaları), insan doğası gereği hastalık, mazeret veya izin gibi nedenlerle işçinin kesintisiz çalışamayacağı karinesi göz önüne alınmaktadır. Bu karine gereğince, hesaplanan toplam miktar üzerinden belli bir "takdiri indirim" yapılması şarttır. Yargıtay uygulamalarına göre bu indirim, davacının ıslahla artırdığı talep tutarı üzerinden değil, bilirkişinin tespit ettiği hesaplanan asıl tutar üzerinden yapılmalıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay incelemesine konu olan somut olayda, yerel mahkemenin hazırladığı karar gerekçesi ile oluşturduğu hüküm arasında ağır bir tutarsızlık olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, hükme esas aldığı bilirkişi raporunda davacının son net ücretinin 2.400,00 TL olarak kabul edilmesi neticesinde bu miktar üzerinden hesaplama yapılmasına ve hükmün buna dayandırılmasına rağmen, kararın kendi gerekçe kısmında davacının ücretinin net 1.647,00 TL olarak kabul edildiğini belirtmiştir. Bu durum usul hukukuna aykırı olup, yargılama standartları kapsamında açık bir gerekçe-hüküm çelişkisi oluşturmuştur.
Ayrıca, davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yaptığı çalışmaların karşılığının hesaplanması sürecinde bilirkişi tarafından fahiş bir hesap hatası yapıldığı görülmüştür. Yasal düzenlemelere göre davacının bu günlerdeki çalışması için aylık maktu ücreti içinde zaten bir yevmiyesi ödendiğinden, fiili çalışması karşılığı olarak yalnızca bir ilave yevmiye hesaplanması gerekirken; raporda hatalı şekilde iki katsayısı kullanılarak ilave iki yevmiye üzerinden hesaplama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Son olarak, Yargıtay dosya kapsamında mahkemenin uyguladığı hakkaniyet indirimi (takdiri indirim) yönteminde de büyük bir usulsüzlük tespit etmiştir. Bilirkişi raporunda ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı 3.018,10 TL olarak hesaplanmış olup, karineye dayalı takdiri indirimin doğrudan bu rakam üzerinden yapılması zorunludur. Ancak yerel mahkeme indirimi bu asıl tutar üzerinden değil, davacının ıslah dilekçesi ile sonradan talep ettiği 3.271,03 TL üzerinden uygulamıştır ki bu usule tamamen aykırıdır.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişkinin giderilmesi ve tatil ile indirim hesaplamalarının hukuka uygun yeniden yapılması yönünde kararı bozmuştur.