Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/12284 E. | 2020/4706 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/12284 E. 2020/4706 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/12284
Karar No 2020/4706
Karar Tarihi 02.06.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Harçlandırılmayan ıslah dilekçesine hukuki değer atfedilemez.
  • Islah harcı yatırılmadan talep artırımı yapılamaz.
  • Usulüne uygun harçlandırılmayan talepler hükme esas alınamaz.

Bu karar, medeni usul hukukunun en temel ve değişmez ilkelerinden biri olan "harçlandırılmamış taleplerin işleme konulamayacağı" kuralının iş davalarındaki kesin uygulamasını göstermesi bakımından hukuken büyük bir öneme sahiptir. İşçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan davalarda sıklıkla başvurulan ıslah müessesesi, davacının talep sonucunu artırmasına imkan tanırken, bu usuli işlemin geçerliliği mutlaka ilgili ıslah harcının yatırılması koşuluna bağlanmıştır. Yargıtay, ıslah harcı ödenmeden sunulan dilekçeye dayanılarak hüküm kurulmasını açık bir usul ihlali ve doğrudan bir bozma nedeni olarak kabul etmiştir. Yargılama sürecinde usul kurallarının ne derece bağlayıcı olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu içtihat hem ilk derece mahkemeleri hem de taraf vekilleri için çok kritik bir usuli hatırlatma niteliği taşımaktadır. Uygulamada zaman zaman ıslah dilekçeleri mahkeme dosyasına sunulmakta, ancak yoğunluk veya dikkatsizlik neticesinde harç ikmali gözden kaçabilmektedir. Bu karar, yerel mahkemelerin harç tahsilatı yapılmadan ıslah dilekçesini kesinlikle işleme almaması gerektiğini ve harcı yatırılmayan ıslahın hükme esas alınmasının yargılamanın özüne aykırılık teşkil edeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla, iş davalarını takip eden avukatlar ve mahkeme kalemleri açısından ıslah işlemlerinde harç makbuzunun dosyaya girmesi aşamasının titizlikle kontrol edilmesi gerektiği bir kez daha kanıtlanmıştır. Yargıtay'ın bu katı ve yerinde usul denetimi, yargılama harçlarının eksiksiz tahsilini güvence altına alırken, usul kurallarının taraflar için emredici ve eşitleyici doğasını da pekiştirmekte, hukuki güvenilirliği artırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı özel güvenlik şirketine karşı ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili talebiyle dava açmıştır. Uyuşmazlığın temelinde, davacı özel güvenlik görevlisinin fiili çalışma koşullarının katlanılamaz ağırlığı ve işverenin haksız uygulamaları yatmaktadır. Davacı taraf, işyerinde köpeklerin saldırısı sonucu feci şekilde vefat eden bir iş arkadaşının iş mahkemesinde görülecek davasında tanıklık yapacağını beyan ettiği için kendisine sistematik olarak mobbing uygulandığını ileri sürmüştür.

Bu süreçte tanıklık yapmasını engellemek amacıyla görev yerinin sürekli değiştirildiğini, onay vermemesi halinde işini kaybetmekle tehdit edildiğini ve silahsız, teçhizatsız bir şekilde tehlikeli koşullarda çalışmaya zorlandığını iddia etmiştir. Ayrıca davacı, can güvenliğinin tehlikeye girmesine rağmen çalışmaya devam ettiğini, günde on sekiz saate varan zorunlu fazla mesai yapmasına rağmen ücretlerinin eksik ödendiğini veya hiç ödenmediğini, dini ve milli bayramlardaki çalışmalarının karşılığını da alamadığını belirterek iş sözleşmesini noter aracılığıyla gönderdiği ihtarname ile haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüştür. Davacı bu meşru gerekçelerle kıdem tazminatı başta olmak üzere ödenmeyen fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi çeşitli işçilik alacaklarının davalı şirketten tahsil edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken ve Yargıtay'ın söz konusu bozma kararını tesis ederken dayandığı temel hukuki kurallar, hem maddi iş hukuku prensiplerini hem de medeni usul hukukunun sıkı şekil kurallarını içermektedir. Davacının iş sözleşmesini tek taraflı olarak ve derhal sona erdirmesi, 4857 sayılı İş Kanunu m.24 kapsamında işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı çerçevesinde değerlendirilmektedir. İşçinin hak ettiği ücretlerinin eksik ödenmesi, fazla mesai ücretlerinin verilmemesi, can güvenliğinin tehlikeye atılması ve işyerinde şahsına yönelik sistematik mobbinge maruz kalması gibi ağır iddialar, anılan kanunun ilgili maddesinde düzenlenen "ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller" başlığı altında hukuki incelemeye tabi tutulmaktadır.

Bununla birlikte, Yargıtay incelemesinde uyuşmazlığın çözümüne esas alınan ve kararın sonucunu doğrudan belirleyen en temel kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.176 ve devamında detaylıca düzenlenen ıslah müessesesi ile bu kurumu tamamlayan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleridir. Usul hukukumuza göre, tarafların yapmış oldukları usul işlemlerini davanın tamamen veya kısmen ıslahı yoluyla düzeltmeleri her zaman mümkündür. Kısmi davada veya belirsiz alacak davasında talep sonucunun artırılması işlemi olan ıslahın geçerli hukuki sonuç doğurabilmesi için, artırılan miktar üzerinden nispi karar ve ilam harcının devletin veznesine peşin olarak yatırılması mutlak ve emredici bir yasal zorunluluktur.

Yerleşik Yargıtay içtihatları ve doktriner prensiplere göre, yargılama harçları doğrudan kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında mahkemelerce resen gözetilmek zorundadır. 492 sayılı Kanun m.32 uyarınca, yargı işlemlerinden alınması zorunlu olan harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamaz ve o işleme devam edilemez. Bu yasal kuralın doğal bir sonucu olarak, harcı süresi içinde ödenmemiş bir ıslah dilekçesi hukuken "yok" hükmündedir ve hakimin bu geçersiz dilekçedeki artırılmış bedeller üzerinden esasa girerek alacağa hükmetmesi usule açıkça aykırılık teşkil eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda davacı işçi, davalıya ait işyerinde özel güvenlik görevlisi sıfatıyla oldukça zorlu ve tehlikeli şartlar altında çalışmış, işveren uygulamaları nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini belirterek yasal haklarının temini için dava açmıştır. Davacı, güvenlik tehlikesi altında çalıştırılması, aşırı uzun mesai saatleri ve bir iş cinayeti davasında doğruları söyleyerek tanıklık yapacağı için maruz kaldığı ağır mobbing eylemlerini haklı fesih gerekçesi olarak dosyaya sunmuştur. Yerel mahkeme tarafından yapılan uzun yargılama sırasında, tarafların sunmuş olduğu tüm deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş ve dosya teknik hesaplamaların yapılması amacıyla uzman bilirkişiye tevdi edilmiştir.

Yerel mahkeme, toplanan somut deliller ve dosyadaki bilirkişi raporu doğrultusunda davacının iddialarını kısmen haklı bularak davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir. Ancak tam bu yargılama sürecinde davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 16.02.2016 havale tarihli ıslah dilekçesinde davanın kaderini değiştiren çok temel bir usuli hata yapılmıştır. Davacı taraf, bilirkişi raporuyla tespit edilen bakiye alacak miktarları için davasını ıslah etmiş, fakat bu talep artırımına ilişkin ödenmesi yasa gereği zorunlu olan ıslah harcını mahkeme veznesine yatırmamıştır. Dilekçe harçsız olarak dosyaya girmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan detaylı temyiz incelemesinde, uyuşmazlığın esasına girilmeden evvel bu usuli eksiklik doğrudan tespit edilmiştir. Yargıtay, harçlandırılmayan bir ıslah dilekçesine hiçbir şekilde hukuki bir değer atfedilemeyeceğini ve yerel mahkemenin bu geçersiz dilekçeyi yasal bir işlemmiş gibi dikkate alarak kıdem tazminatı ile diğer işçilik alacaklarını ıslah edilmiş haliyle hüküm altına almasının çok ağır bir usul hatası olduğunu vurgulamıştır. Yargılama hukukunun kamu düzeninden sayılan ve emredici nitelikteki harç kuralları gereği, harcı peşin olarak ödenmemiş bir dilekçe ile talep sonucunun artırılması ve bu artırım üzerinden karar verilmesi hukuken mümkün değildir. Mahkemenin bu eksikliği fark etmeden esasa dair karar tesis etmesi kabul edilemez bir bozma sebebidir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, harcı yatırılmayan ıslaha değer verilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: