Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/12260 E. | 2020/2568 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/12260 E. 2020/2568 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/12260
Karar No 2020/2568
Karar Tarihi 19.02.2020
Dava Türü İşçilik Alacağı
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Özel öğretim kurumu öğretmenleri belirli süreli çalışır.
  • Belirli süreli iş sözleşmesinde ihbar tazminatı olmaz.
  • Kanundan doğan sözleşme türü zincirlemeyle nitelik değiştirmez.
  • Öğretmenlerin ihbar tazminatı talepleri hukuken reddedilmelidir.

Bu karar, özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin iş sözleşmelerinin hukuki niteliği ve feshe bağlı tazminat hakları bağlamında son derece kritik bir anlama sahiptir. Yerel mahkemeler sıklıkla, uzun yıllar boyunca yenilenerek devam eden öğretmen sözleşmelerinin zincirleme yapıldığı gerekçesiyle otomatik olarak belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğünü kabul etmekteydi. Ancak Yargıtay bu güncel kararıyla, söz konusu sözleşmelerin yasa gereği belirli süreli olduğunu ve ne kadar yenilenirse yenilensin nitelik değiştirmeyeceğini açıkça teyit etmektedir. Bu durum, eğitim çalışanları açısından hukuken ihbar tazminatının doğmasını kesin bir şekilde engellemektedir. Böylece kanun koyucunun sektöre özgü getirdiği kuralın tavizsiz uygulandığı görülmektedir.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi açısından değerlendirildiğinde, bu içtihat eğitim sektöründeki iş hukuku uyuşmazlıklara kesin bir standart getirmektedir. Özel okullarda, dershanelerde veya kurslarda çalışan eğitim personeli, işten haklı nedenle ayrılsalar veya haksız olarak çıkarılsalar dahi hiçbir koşulda ihbar tazminatı talep edemeyeceklerdir. Karar, güncel Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararına dayandığı için tüm yerel mahkemeler ve istinaf mahkemeleri açısından mutlak surette bağlayıcıdır. Meslektaşların ve vatandaşların, özellikle özel eğitim kurumlarındaki işçi-işveren uyuşmazlıklarında fesih planlaması yaparken ve dava dilekçesi hazırlarken ihbar öneli ve ihbar tazminatı kalemlerini bu doğrultuda dışarıda bırakmaları büyük önem taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı taraf, davalıya ait özel eğitim kurumunda aralıksız olarak matematik öğretmeni statüsünde çalışmıştır. İddiasına göre çalışma süresi boyunca kendisine ağır mobbing uygulanmış, öğretmenlikle bağdaşmayan ekstra işler yaptırılmış, hakaretlere uğramış ve ücretleri zamanında ödenmeyerek çeşitli yollarla istifaya zorlanmıştır. Bu psikolojik baskılara direnen ve istifa etmeyen davacının iş akdi, sonunda işveren tarafından haksız şekilde sonlandırılmıştır. Davacı bu olaylar neticesinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer ödenmeyen işçilik alacaklarının tarafına verilmesi talebiyle dava yoluna gitmiştir.

Davalı işveren ise davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının matematik öğretmeni değil uzman öğretici olarak çalıştığını, sözleşme süresi bitince kendisinin daha fazla çalışmak istemediğini belirttiğini savunmuştur. İşverenin iddiasına göre, durum tutanak altına alınmış, davacı devamsızlık yapmaya başlamış ve iş akdi devamsızlık haklı sebebine dayanılarak feshedilmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda iş sözleşmeleri kural olarak belirsiz sürelidir. Ancak belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için işin niteliğinin belirli süreli olması veya kanuni bir zorunluluk bulunması gibi objektif nedenlerin varlığı aranmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu m.11 düzenlemesi uyarınca, belirli süreli iş sözleşmesi esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi takdirde, kanunun emredici hükmü gereği iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir ve işçiye belirsiz süreli sözleşmelerin sağladığı tüm yasal korumaları sağlar.

Ne var ki, eğitim sektöründe çalışan öğretmenler ve uzman eğiticiler için özel bir kanuni düzenleme mevcuttur. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu m.9 hükmü gereğince, özel öğretim kurumlarında görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmeleri, en az bir takvim yılı süreli olmak zorundadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 23.02.2018 tarihli ve 2017/1 E., 2018/2 K. sayılı kararı ile bu husus netliğe kavuşturulmuştur. İlgili içtihadı birleştirme kararına göre; özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim personelinin iş sözleşmeleri bizzat kanundan kaynaklanan belirli süreli iş sözleşmeleridir.

Belirli süreli iş sözleşmelerinin en önemli özelliklerinden biri, sözleşmenin bitim tarihinin taraflarca iş ilişkisinin en başında önceden biliniyor olmasıdır. Bu temel gerekçe nedeniyle, sözleşmenin süresinin dolmasıyla veya taraflardan birince süresinden önce erken feshedilmesi hâlinde 4857 sayılı İş Kanunu m.17 kapsamında düzenlenen ihbar önelleri (bildirim süreleri) taraflar için işlemez. İhbar önelinin tanınmasının hukuken mümkün olmadığı bir sözleşme türünde, doğal bir sonuç olarak işçiye ya da işverene ihbar tazminatına da hükmedilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme tarafından yapılan incelemede, davacı matematik öğretmeninin davalı işyerinde her yıl zincirleme şeklinde yinelenen sözleşmelerle kesintisiz olarak çalıştığı tespit edilmiştir. Mahkeme, belirli süreli sözleşme yapılmasını gerektiren objektif şartların davalı işveren tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle sözleşmenin en başından itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi mahiyetinde olduğunu kabul etmiştir. Bunun yanı sıra, işverenin sunduğu savunmalar arasındaki belirgin çelişkiler ve iddia edilen devamsızlık tutanaklarının dosyaya sunulamaması dikkate alınarak, feshin işverence haklı bir neden olmaksızın ve ihbar önellerine uyulmaksızın yapıldığı kanaatine varılmıştır. Mahkeme bu doğrultuda, davacı işçi lehine kıdem tazminatının yanında ihbar tazminatının da ödenmesine karar vermiştir.

Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi dosyayı temyiz aşamasında incelediğinde, yerel mahkemenin sözleşme türü ve buna bağlı doğan mali haklar konusundaki hukuki nitelemesini tamamen hatalı bulmuştur. Yargıtay incelemesinde öncelikle davacının bir özel öğretim kurumunda eğitim personeli olarak çalıştığı gerçeğine ve tabi olduğu 5580 sayılı kanuna vurgu yapılmıştır. Yüksek Mahkeme, Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamındaki öğretmenlerin sözleşmelerinin, yıllarca üst üste yenilense dahi mahkeme kararıyla belirsiz süreliye dönüşmeyeceğini ve "kanundan kaynaklanan belirli süreli iş sözleşmesi" vasfını sonuna kadar koruduğunu bir kez daha hatırlatmıştır.

Belirli süreli iş sözleşmelerinin hukuki doğası gereği, sürenin sona ermesiyle sözleşme kendiliğinden bittiği için taraf iradelerinin feshinde dahi ihbar öneli tanınmasına hiç gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla sözleşme ister süresinin bitiminden önce işverence haksız olarak feshedilsin, isterse de belirlenen sürenin bitimiyle kendiliğinden sona ersin, belirli süreli sözleşmelerde işçinin ihbar tazminatına hak kazanması hukuken ve fiilen kesinlikle mümkün değildir. Yerel mahkemenin, kanundan doğan bu çok temel yasal emredici zorunluluğu göz ardı ederek öğretmen sözleşmesini belirsiz süreli kabul edip bir de üzerine davacı lehine ihbar tazminatına hükmetmesi açık bir usul ve yasaya aykırılık teşkil etmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kanundan kaynaklanan belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan özel okul öğretmeninin ihbar tazminatına hiçbir şekilde hak kazanamayacağı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: