Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2019/6749 E. | 2021/2892 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2019/6749 E. 2021/2892 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2019/6749
Karar No 2021/2892
Karar Tarihi 01.02.2021
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla doğrudan bağlıdır.
  • Talep edilen miktardan fazlasına karar verilemez.
  • Hakkaniyet indirimi artırılan doğru matrah üzerinden yapılmalıdır.
  • Talep aşımı usul ve yasaya açıkça aykırıdır.

Bu karar, hukuk yargılamasının en temel prensiplerinden biri olan "taleple bağlılık" ilkesinin mahkemelerce nasıl titizlikle uygulanması gerektiğini hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. Usul hukukuna göre hâkimin tarafların taleplerinin dışına çıkamayacağı ve talep edilenden daha fazlasına hükmedemeyeceği kuralı, işçilik alacaklarının hesaplanması ve hüküm altına alınması süreçlerinde kritik bir sınır olarak işlev görmektedir. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporuyla tespit edilen ve talep artırım dilekçesiyle son halini alan alacak miktarı üzerinden yapılması gereken hakkaniyet indirimini, talep edilen tutarları birbiriyle hatalı şekilde toplayarak uygulaması neticesinde ortaya çıkan talep aşımını hukuka açıkça aykırı bulmuştur.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar özellikle işçilik alacaklarına ilişkin belirsiz alacak veya kısmi davalarda talep artırım dilekçelerinin mahkemelerce nasıl işleme alınması gerektiğine dair bağlayıcı bir yol haritası sunmaktadır. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve takdiri delillere dayalı fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi alacaklardan yapılan yüzde otuzluk hakkaniyet indiriminin, matematiksel bir usul hatası ile davacının asıl talebini aşacak şekilde kurgulanması usuli bir bozma sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Mahkemelerin hesaplama ve indirim aşamalarında usul kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalması gerektiği vurgulanarak, usul hukukunun maddi hukukun koruyucusu olduğu prensibi uygulayıcılara bir kez daha hatırlatılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalıştığı işyerinde fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden değil eksik bildirilmesi ve kendisine mobbing (psikolojik taciz) uygulanması nedenleriyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek eski işverenine karşı dava açmıştır. Bu davada işçi, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram ile genel tatil çalışmalarına ait ücret alacaklarının davalı işverenden tahsil edilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise iddiaların asılsız olduğunu ve davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddedilmesini istemiştir. Temel uyuşmazlık, işçinin talep ettiği alacak kalemlerinin mahkemece hesaplanma yöntemi ve özellikle talep artırım dilekçesi sonrasında hâkimin talep miktarını aşacak şekilde bir karar verip veremeyeceği noktalarında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin somut uyuşmazlığı çözerken dayandığı en temel hukuk kuralı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.26 düzenlemesinde açıkça yer alan "taleple bağlılık" ilkesidir. İlgili kanun maddesinin birinci fıkrasına göre; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Bu emredici kural, medeni usul hukukunun temel taşlarından biri olup, yargılama sürecinde tarafların iradesine üstünlük tanındığını gösterir.

Bununla birlikte, yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince, işçilik alacaklarından olan fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yazılı belge yerine tanık beyanlarına dayanılarak ispat ediliyorsa, uzun süreler boyunca işçinin hastalanmadan, izin kullanmadan veya mazeretsiz olarak sürekli çalışması hayatın olağan akışına aykırı kabul edilmektedir. Bu nedenle, hesaplanan toplam alacak tutarı üzerinden mahkemelerce belirli bir oranda hakkaniyet indirimi (takdiri indirim) yapılması yerleşik bir içtihat prensibidir.

Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin hem 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.26 kapsamındaki taleple bağlılık sınırlarına hem de hakkaniyet indiriminin uygulanış biçimine dikkat etmesi gerekmektedir. Bir davada bilirkişi raporu sonrası sunulan talep artırım dilekçesi, dava dilekçesindeki ilk talebi belirli bir miktara yükseltme amacı taşır. Mahkemenin yapacağı takdiri indirim, doğrudan davacının artırılmış son talebi üzerinden gerçekleştirilmelidir. Hesaplama metodolojisindeki usuli bir hata, doğrudan talep aşımına yol açacağından adil yargılanma hakkını ihlal edici niteliktedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan incelemede, ilk derece mahkemesinin yargılama aşamasındaki hesaplama ve hüküm kurma süreçlerinde ciddi usuli hatalar yapıldığı tespit edilmiştir. Davacı taraf, dava dilekçesinde kısmi olarak 5.000,00 TL fazla çalışma ücreti ve 1.000,00 TL ulusal bayram ve genel tatil çalışması ücreti talebinde bulunmuştur. Yargılama sürecinde alınan bilirkişi ek raporunda, davalı vekilinin davaya karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i de dikkate alınarak davacının hak kazandığı fazla çalışma ücreti net 12.444,95 TL, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ise net 4.006,92 TL olarak hesaplanmıştır.

Davacı vekili, bilirkişi raporu sonrasında sunduğu talep artırım dilekçesi ile alacak miktarlarını bu hesaplanan tutarlara göre artırmıştır. Yargıtay'ın tespitine göre, ilk derece mahkemesinin yapması gereken yasal işlem; davacının talep artırım dilekçesi ile belirlediği ve talep ettiği tutarlar üzerinden doğrudan %30 oranında hakkaniyet indirimi uygulayarak hüküm kurmaktı. Ancak mahkeme, usule tamamen aykırı bir hesaplama yöntemine başvurarak, davacının talep artırım dilekçesi ile belirlediği tutarlara, dava dilekçesinde en başta talep edilen ilk tutarları da tekrar eklemiş ve ortaya çıkan fahiş miktar üzerinden %30 oranında indirim uygulamıştır.

Mahkemenin, zaten artırılmış olan rakamın üzerine ilk baştaki dava değerini yeniden eklemesi, davacının bizzat talep ettiği nihai rakamın üzerine çıkılmasına neden olmuştur. Hâkimin, tarafların talep ettiği sonuçtan daha fazlasına karar veremeyeceği kuralı açıkça ihlal edilmiştir. Yargıtay, bu uygulamanın açık bir "talep aşımı" mahiyetinde olduğunu ve kanunun emredici usul kurallarına aykırılık teşkil ettiğini vurgulamıştır. Bölge adliye mahkemesinin de bu usuli hatayı gözden kaçırarak davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmesi isabetsiz bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, usul kurallarına aykırı şekilde talep aşımı yapılarak hüküm kurulması yönündeki kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: