Anasayfa Karar Bülteni AİHM | MAGHERINI VE DİĞERLERİ | BN. 32707/19

Karar Bülteni

AİHM MAGHERINI VE DİĞERLERİ BN. 32707/19

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 1. Bölüm
Başvuru No 32707/19
Karar Tarihi 15.01.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Güç kullanımında orantılılık ve mutlak zorunluluk aranır.
  • Yüzüstü yatırarak müdahale etmek yaşamsal riskler barındırır.
  • Kolluk kuvvetlerine riskleri azaltacak net talimatlar verilmelidir.
  • Yaşam hakkı ihlallerinde soruşturma mutlak surette bağımsız yürütülmelidir.

Bu karar, kolluk kuvvetlerinin zor kullanma yetkisinin sınırlarını ve bilhassa şüphelileri yüzüstü yatırarak hareketsiz bırakma (prone position) taktiğinin taşıdığı yaşamsal riskleri hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, polis müdahalesi sırasında meydana gelen ölümlerde sadece doğrudan uygulanan şiddetin değil, aynı zamanda kullanılan müdahale yönteminin doğurabileceği tehlikelere karşı yetkililerin önceden yeterli talimat ve eğitim sağlayıp sağlamadığını da değerlendirmektedir. Karar, devletin yaşamı koruma yönündeki pozitif yükümlülüklerinin, kolluk personeline bu tür riskli durumlarda nasıl davranacaklarına dair açık kurallar koymayı gerektirdiğini son derece açık bir biçimde göstermektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi bakımından bu hüküm, kolluk kuvvetlerinin gözaltı veya etkisiz hale getirme prosedürlerinin Avrupa insan hakları standartlarına uygunluğunun denetlenmesinde kritik bir mihenk taşıdır. Özellikle, aşırı heyecanlı veya uyuşturucu etkisindeki kişilere yönelik müdahalelerde boğulma riski yaratan pozisyonların kullanımının sınırlandırılması gerektiği ısrarla vurgulanmaktadır. Ayrıca uygulamadaki önemi açısından, ölümle sonuçlanan polis müdahalelerinde soruşturmayı yürüten birimlerin, olaya karışan personelle aynı kurumsal teşkilattan olmasının soruşturmanın bağımsızlığına gölge düşürebileceği ve etkin soruşturma yürütme yükümlülüğünü zedeleyeceği kesin bir dille ifade edilmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, polis müdahalesi sırasında hayatını kaybeden R. M. isimli kişinin yakınları olan on başvurucu ile İtalya devleti arasındadır. 3 Mart 2014 tarihinde, aşırı stres ve kokain etkisinde olan, sokakta taşkınlık yaptığı ihbar edilen R. M., olay yerine intikal eden jandarma (carabinieri) ekipleri tarafından yere yatırılarak ve yaklaşık yirmi dakika boyunca yüzüstü pozisyonda tutularak etkisiz hale getirilmiştir. Bu müdahale sırasında R. M. solunum yetmezliği ve kalp durması neticesinde hayatını kaybetmiştir.

Başvurucular, yakınlarının ölümüne kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımının ve tehlikeli olan yüzüstü yatırma taktiğinin sebep olduğunu iddia ederek ulusal mahkemelerde yasal yollara başvurmuştur. Müdahaleyi gerçekleştiren memurların yerel mahkemelerdeki yargılamalar sonucunda beraat etmesi üzerine başvurucular, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve ölüm olayına ilişkin yürütülen ceza soruşturmasının tarafsız ve etkin olmadığını ileri sürerek manevi tazminat talebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.2 (yaşam hakkı) kapsamında hem maddi hem de usul boyutuyla incelemiştir. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, AİHS m.2, devlet görevlilerinin güç kullanımını yalnızca "mutlak zorunlu" olan hallerle ve kesin bir orantılılık testiyle sınırlandırmaktadır.

Maddi boyut açısından, devletin sadece kasıtlı olarak adam öldürmekten kaçınma yükümlülüğü bulunmamakta, aynı zamanda yetki alanındaki kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tüm tedbirleri alma yönünde pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülük, kolluk kuvvetlerinin, özellikle yüksek risk taşıyan yüzüstü bağlama ve uzun süre sabitleme gibi müdahale tekniklerini kullanırken kişilerin sağlığını tehlikeye atmayacak şekilde eğitilmelerini gerektirir. Özel bir kırılganlık veya aşırı ajitasyon durumunda olan şüphelilere yönelik müdahalelerde asfiksi (boğulma) riskinin asgariye indirilmesi için kolluğa açık operasyonel talimatların verilmesi hukuki bir zorunluluktur.

Usul boyutu açısından ise AİHS m.2, devlet ajanlarının karıştığı ve ölümle sonuçlanan olaylarda, derhal, resen, kamu denetimine açık, bağımsız ve etkili bir ceza soruşturması yürütülmesini emreder. Bu soruşturmanın etkinliği, soruşturmayı yürüten makamların ve kişilerin, olaya karışan memurlardan ve onların hiyerarşik yapısından tamamen bağımsız olmasını şart koşar. Aynı teşkilata mensup memurların delil toplama sürecinde aktif yer alması, soruşturmanın tarafsızlığına ve kamuoyunun sisteme duyduğu güvene zarar veren temel bir hukuki ihlal olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, R. M.'nin ölümüne giden süreçte kolluk kuvvetlerinin güç kullanımını ve sonrasında yürütülen soruşturmayı Sözleşme'nin gereklilikleri ışığında titizlikle değerlendirmiştir. Somut olayda, R. M.'nin aşırı ajitasyon ve toksik zehirlenme halinde olduğu sabit olmakla birlikte, müdahale eden jandarma ekiplerinin onu yere yatırıp yirmi dakika boyunca yüzüstü pozisyonda tuttukları tespit edilmiştir. Adli tıp raporları, doğrudan göğüs veya sırt bölgesine baskı yapılmamış olsa dahi, uzun süreli yüzüstü yatırma işleminin solunum dinamiklerini kısıtlayarak pozisyona bağlı boğulma riskini artırdığını ve ölüme önemli ölçüde katkıda bulunduğunu doğrulamıştır.

Mahkeme, olay anında yürürlükte olan ve jandarmaların müdahale standartlarını belirleyen 2008 yılına ait prosedürlerin, yüzüstü yatırma tekniğinin taşıdığı hayati riskler konusunda memurları uyarmadığını ve bu riskleri asgariye indirecek açık talimatlar içermediğini belirlemiştir. Dolayısıyla yetkililerin, polis memurlarını tehlikeli bağlama teknikleri konusunda yeterince eğitmeyerek devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif koruma yükümlülüklerini yerine getirmediği kanaatine varılmıştır. Güç kullanımının, mevcut riskler karşısında mutlak zorunlu sınırları aştığı ortaya konulmuştur.

Soruşturmanın etkililiği (usul boyutu) bakımından yapılan incelemede ise olay gecesi ilk delillerin toplanması ve kritik tanıkların ilk ifadelerinin alınması işlemlerinin, olaya bizzat karışan memurların bağlı bulunduğu aynı jandarma birliği mensupları tarafından yapıldığı tespit edilmiştir. Olayın hemen ardından bazı şüpheli jandarmaların bizzat hastanede tanıklarla görüşmüş olması ve soruşturmanın başlangıç aşamasında kurumsal bağımsızlığın sağlanamaması, soruşturmanın tarafsızlığına ciddi şekilde zarar vermiştir. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin gerektirdiği bağımsız soruşturma standartlarıyla açıkça çelişmektedir.

Sonuç olarak AİHM 1. Bölüm, olayda orantısız güç kullanımı, yetersiz eğitim ve bağımsız, etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle Sözleşme'nin 2. maddesinin hem maddi hem de usul boyutlarının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: