Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/20120 E. 2020/8147 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/20120 |
| Karar No | 2020/8147 |
| Karar Tarihi | 16.09.2020 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Fesheden taraf bildirdiği fesih sebebiyle bağlıdır.
- Fesih nedeni yargılama aşamasında sonradan değiştirilemez.
- İspatlanamayan fesih nedenine dayalı fesih haksız sayılır.
- İmzasız bordrolar banka kayıtlarıyla denetlenerek mahsup edilmelidir.
Bu karar, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminde belirttiği sebeplerle mutlak surette bağlı olduğunu ve sonradan mahkeme aşamasında fesih nedenini değiştiremeyeceğini hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. İşçi, fesih ihtarında sadece mobbing, çalışma şartlarının zorlaştırılması, vardiya değişikliği ve psikolojik baskı iddialarına dayanmış, ancak yargılama sırasında bu iddialarını delillerle ispatlayamamıştır. Yerel mahkeme, işçinin ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle fesihte haklı olduğunu varsayarak karar vermişse de, Yargıtay bu durumu hukuka aykırı bularak bozma nedeni yapmış ve fesih iradesinin sınırlarını kesin olarak çizmiştir. İşveren açısından da fesih süreçlerindeki beyanların bağlayıcılığı bu kararla tasdik edilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi, işçi veya işveren fark etmeksizin fesih hakkını kullanan tarafın, yazılı bildirimde yer almayan yepyeni bir gerekçeye yargılama aşamasında sonradan dayanamayacağı kuralının katı bir şekilde uygulanmasıdır. Uygulamadaki en büyük önemi ise, haklı fesih ihtarnamelerinin hazırlanması sürecinde avukatların ve vatandaşların ne kadar titiz davranması gerektiğini göstermesidir. Başlangıçta öne sürülmeyen bir hak ihlali, mahkemede ispat edilse dahi haklı fesih sebebi sayılmayacaktır. Ayrıca karar, imzasız ücret bordrolarında yer alan tahakkukların, banka kayıtları ile mutlaka eşleştirilerek ödenip ödenmediğinin denetlenmesi gerektiğini vurgulayarak, işçilik alacaklarının ispatı konusunda bağlayıcı bir usuli standart getirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, asıl işveren konumundaki bir üniversite ile alt işveren şirket nezdinde güvenlik görevlisi olarak çalışan işçi arasında yaşanmıştır. İşçi, 2010 yılından itibaren kendisine sürekli psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını, çalışma şartlarının giderek zorlaştırıldığını, gündüz vardiyasındayken haber dahi verilmeden gece vardiyasına alındığını ve izin günlerinin değiştirildiğini iddia ederek iş sözleşmesini noterden gönderdiği bir ihtarnameyle tek taraflı olarak feshetmiştir.
İşçi, bu feshin haklı nedene dayandığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile ödenmediğini iddia ettiği ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalı işverenlerden tahsilini talep etmiştir. Davalı üniversite ise işçi ile aralarında doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını savunarak davanın husumet yokluğundan reddini istemiştir. Mahkemenin işçiyi haklı bularak alacakları kabul etmesi üzerine süreç Yargıtay incelemesine taşınmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kuralı, iş sözleşmesinin feshinde irade beyanının sınırları, fesih gerekçesiyle bağlılık ilkesi ve ücret alacaklarının ispat yükümlülüklerine ilişkindir. Yerleşik Yargıtay içtihatları ve iş hukuku prensiplerine göre, iş akdini fesheden taraf, bildirdiği fesih nedeniyle mutlak surette bağlıdır ve yargılama aşamasında bu fesih nedeni değiştirilemez veya sonradan genişletilemez. İş ilişkisinin sona erme sürecinde şeffaflık ve dürüstlük kuralının bir gereği olarak, fesih bildiriminde yer almayan bir sebebe dayanılarak mahkemede feshin haklılığı ispat edilemez. Doktrinde de kabul edildiği üzere fesih hakkı bozucu yenilik doğuran bir haktır ve kullanıldığı andan itibaren sonuçlarını doğurarak karşı tarafa ulaşır.
Ayrıca, işçilik alacaklarının ispatı noktasında genel hukuk kuralları ve kanuni karineler geçerlidir. İşçinin imzasını taşımayan ücret bordrolarında ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi kalemler için tahakkuk bulunması halinde, sadece bordroya dayanılarak ödeme yapıldığı kabul edilemez. Ancak bu durumun tam tersi olarak bu tutarların işçiye ödenip ödenmediğinin denetlenmesi için ek kanıtlara başvurulması zorunludur. Bu kapsamda, genel iş hukuku prensipleri ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri çerçevesinde, tahakkuk içeren ancak işçinin imzasını taşımayan bordroların, ilgili döneme ait banka hesap kayıtlarıyla karşılaştırılması yerleşik bir içtihat kuralıdır. Eğer imzasız bordrolardaki tutarların banka kanalıyla işçiye tamamen veya kısmen ödendiği tespit edilirse, bu miktarların hesaplanan toplam alacaktan mutlaka mahsup edilmesi gerekmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda davacı işçi, iş sözleşmesini 18.09.2013 tarihli noter ihtarnamesi ile kendisi feshetmiştir. İhtarnamede fesih nedeni olarak yalnızca baskı (mobbing), çalışma şartlarının zorlaştırılması ve vardiya/izin günlerinin tek taraflı değiştirilmesi gibi gerekçeler gösterilmiştir. Ancak işçi, fesih bildiriminde işçilik alacaklarının (ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi) ödenmemesi yönünde hiçbir iddiaya veya gerekçeye yer vermemiştir.
Yerel mahkeme, yargılama sırasında işçinin mobbing ve vardiya değişikliği iddialarını somut delillerle ispatlayamadığını tespit etmiş, buna rağmen gerçek fesih sebebinin ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücretleri olduğunu varsayarak feshin haklı nedene dayandığına kanaat getirmiş ve kıdem tazminatına hükmetmiştir. Yargıtay ise bu değerlendirmeyi hukuka aykırı bulmuştur. İş sözleşmesini fesheden tarafın fesih nedeniyle bağlı olduğu, fesih nedeninin sonradan dilekçe aşamasında değiştirilemeyeceği ve işçinin ihtarnameyle ileri sürdüğü iddiaları ispatlayamadığı dikkate alındığında, yapılan feshin haksız olduğu ortadadır. İspatlanamayan fesih nedenlerine dayanılarak kıdem tazminatına hükmedilmesi temel bir hatadır.
Bunun yanı sıra, dosyada bulunan bir kısım imzasız ücret bordrolarında ulusal bayram ve genel tatil ücretine yönelik tahakkuklar olduğu görülmüştür. Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu tahakkuklar hiçbir şekilde değerlendirilmemiştir. İmzasız bordrolarda tahakkuk bulunması halinde, bu bordrolar ile banka kayıtları eşleştirilmeli ve bordrodaki miktarın işçiye gerçekten ödenip ödenmediği kesin olarak denetlenmelidir. Ödeme yapıldığı anlaşılırsa, bu tutarların hesaplanan alacaktan düşülmesi yasal bir zorunluluktur.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin bildirdiği fesih sebepleriyle bağlı olduğu kuralının ihlal edilmesi ve imzasız bordrolar yönünden eksik inceleme yapılması gerekçeleriyle kararı bozmuştur.