Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 22. HD | 2017/6510 E. | 2017/8726 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2017/6510 E. 2017/8726 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/6510
Karar No 2017/8726
Karar Tarihi 17.04.2017
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Fazla mesai sabit ücret üzerinden hesaplanmalıdır.
  • Satış primleri fazla çalışma ücretine mahsup edilemez.
  • Ödenen primin hangi firmaya ait olduğu araştırılmalıdır.
  • Kayıt dışı dönem mesaisi tanıkla ispatlanabilir.

Bu karar, iş hukukunda özellikle satış ve pazarlama sektöründe çalışan işçilerin ücret yapılandırması ve fazla mesai alacaklarının hesaplanması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Karar, sabit bir maaşın yanında satış performansı odaklı prim (komisyon) alan işçilerin fazla mesai ücretlerinin nasıl hesaplanması gerektiği konusundaki hukuki tartışmalara net bir nokta koymaktadır. İşverenlerin, işçiye ödedikleri yüksek miktarlı satış primlerini ileri sürerek fazla mesai ücreti ödemekten kaçınamayacağı açıkça ortaya konulmuştur. Satış primlerinin işçinin motivasyonunu artırmak ve satış başarısını ödüllendirmek amacı taşıdığı, bedensel ve zihinsel yorgunluğun karşılığı olan fazla çalışma ücretinin yerine geçemeyeceği ilkesi vurgulanmıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu içtihat alt derece mahkemelerine ve bilirkişilere hesaplama yöntemleri konusunda kesin bir çerçeve çizmektedir. Artık mahkemeler, prim ödemelerinin fazla çalışma ücretinden yüksek olduğu durumlarda dahi, otomatik olarak fazla mesai alacağını reddedemeyecektir. Bunun yerine, ödenen primler tamamen bir kenara bırakılarak işçinin yalnızca sabit (kök) ücreti üzerinden ayrı bir fazla mesai hesabı yapılması zorunlu hale gelmiştir. Ayrıca bayilik ve distribütörlük sistemiyle çalışan otomotiv sektörü gibi alanlarda, işçinin asıl işvereni ile ana tedarikçi (distribütör) firmadan gelen prim ödemelerinin birbirine karıştırılmaması gerektiği, banka hesap hareketlerinin titizlikle ve kaynağına göre ayrıştırılarak incelenmesi zorunluluğu emsal bir kural olarak uygulamaya kazandırılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir otomotiv şirketinde araç satış danışmanı olarak çalışan davacı işçi, iş sözleşmesinin haksız nedenlerle işverence feshedildiğini, çalışma süresi boyunca kendisine ayrımcılık ve mobbing yapıldığını ileri sürerek işverene karşı alacak davası açmıştır. Davacı, bu iddiaları doğrultusunda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, manevi tazminat ve ödenmediğini savunduğu fazla mesai ile satış primi alacaklarını talep etmiştir.

Davalı işveren ise iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacıya kesinlikle mobbing veya ayrımcılık uygulanmadığını ve içeride ödenmeyen hiçbir ücret alacağının kalmadığını iddia ederek davanın tümden reddini savunmuştur. Yerel mahkeme, yargılama neticesinde iş sözleşmesinin haksız nedenle sona erdirildiğine kanaat getirerek davacının tazminat taleplerini kısmen kabul etmiştir. Ancak mahkeme, ödenen satış primlerinin fazla mesai ücretini fazlasıyla karşıladığına hükmederek fazla çalışma ücretini reddetmiştir. Bu karar üzerine uyuşmazlık her iki tarafın vekilleri tarafından temyiz edilerek Yargıtay incelemesine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan kuralların başında 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında düzenlenen fazla çalışma, ücret ve prim kavramları ile usul hukukunun ispat yükü prensipleri gelmektedir. İş hukukunun koruyucu temel felsefesi gereği, haftalık yasal çalışma süresini aşan çalışmalar fazla mesai olarak kabul edilir ve işçiye zamlı ücret ödenmesini gerektirir. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, fazla çalışmanın ispatı öncelikle yazılı belgelere dayanır. İşyerine giriş çıkış saatlerini gösteren parmak izi okuyucuları, elektronik kart basma sistemleri, puantaj kayıtları ve iç yazışmalar bu noktada en güçlü delillerdir. Ancak bu tür yazılı ve kesin delillerin bulunmadığı durumlarda, tarafların mahkemede dinlettikleri tanık beyanları ile sonuca gidilmesi hukuken mümkündür. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği, pozisyonunun ağırlığı ve işyerindeki genel çalışma düzeni araştırılarak bir kanaate varılır.

Ücret yapısının sabit maaş ve primden (satış komisyonu) oluştuğu karma sistemlerde çok daha spesifik bir kural geçerlidir. Yargıtay uygulamalarına göre, işçi hem sabit bir ücret alıp hem de sattığı ürün başına veya ulaştığı hedefe göre prim alıyorsa, fazla çalışma ücreti kesinlikle sadece sabit ücret üzerinden hesaplanmalıdır. Prim, işçinin gösterdiği bireysel performansın, başarının ve verimliliğin bir ödülüdür. Fazla çalışma ise kanuni sınırları aşan fiziksel ve zihinsel yıpranmanın karşılığıdır. Bu iki alacak kalemi birbirinin alternatifi değildir. Bu nedenle, işverenin işçiye yüksek miktarda prim ödemiş olması, işçiyi fazla mesai ücretinden mahrum bırakmak için yasal bir gerekçe olarak kullanılamaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, dosya üzerinde yaptığı detaylı incelemede yerel mahkemenin kararında iki temel eksiklik ve hukuki hata tespit etmiştir. İlk sorun davacının prim alacaklarının tespitine ilişkindir. Davacı, çalıştığı dönemde sattığı özel marka araçlar için distribütör firma tarafından kendi adına prim kesildiğini, bu primlerin davalı işveren hesabına aktarıldığını ancak kendisine yansıtılmadığını iddia etmiştir. Davalı ise tüm primlerin bordroya yansıtılarak banka yoluyla ödendiğini savunmuştur. Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda, distribütör firmadan gelen primler ile davalı şirketin banka ödemeleri toptan bir mahsup işlemine tabi tutulmuştur. Yargıtay, banka aracılığıyla yapılan bu ödemelerin davalı işverenin kendi satış primleri mi yoksa distribütör firmanın primleri mi olduğunun anlaşılamadığına dikkat çekmiştir. Hukuken sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için alanında uzman bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla her iki şirketin mali kayıtları üzerinde detaylı bir inceleme yapılması ve ödenmeyen prim alacağı bulunup bulunmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

İkinci ve en kritik hata ise fazla çalışma alacağının reddedilme şeklidir. Davacı taraf, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, prim ödemelerinin ise yaptığı araç satışlarının karşılığı olduğunu açıkça beyan etmiştir. Yerel mahkeme, işe giriş çıkış kayıtları ile ödenen prim tutarlarını karşılaştırmış ve ödenen primlerin fazla çalışma ücretinin çok üzerinde olduğu gerekçesiyle fazla mesai alacağını reddetmiştir. Yargıtay, sabit ücret artı prim usulüyle çalışan işçilerde fazla mesai ücretinin yalnızca sabit ücret üzerinden hesaplanması gerektiği ilkesini hatırlatarak bu ret gerekçesini hukuka aykırı bulmuştur. Mahkemenin yapması gerekenin, işe giriş çıkış kayıtlarının bulunduğu dönemler için kayıtlara göre, kayıt bulunmayan dönemler için ise tanık beyanlarına göre işçinin fazla çalışmasını tespit etmek ve hak ettiği fazla mesai ücretini hesaplayarak hüküm altına almak olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: