Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2017/6694 E. 2018/10252 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2017/6694 |
| Karar No | 2018/10252 |
| Karar Tarihi | 08.05.2018 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Fazla mesai serbest zaman olarak kullandırılabilir.
- Serbest zaman, fazla mesai alacağından mahsup edilmelidir.
- İşçinin imzasını taşıyan puantaj kayıtları bağlayıcıdır.
- Belirsiz ödemelerin mahiyeti taraflara açıklattırılmalıdır.
- Resmi teftiş raporları uyuşmazlığın çözümünde incelenmelidir.
Bu karar hukuken, iş mevzuatında yer alan fazla mesai karşılığı "serbest zaman" kullandırma uygulamasının yargılama aşamasındaki bağlayıcı etkisini netleştirmektedir. Yargıtay, işverenlerin fazla mesai alacaklarını doğrudan ücret olarak ödemek yerine kanunun tanıdığı hak doğrultusunda serbest zaman olarak da kullandırabileceğini, bunun yasal sınırlar ve oranlar dâhilinde mahsup edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Aynı zamanda işçinin kendi imzasını taşıyan puantaj cetvellerinin kesin delil vasfı taşıdığı vurgulanarak, imzalı belgelerin aksinin eşdeğer delillerle kanıtlanmadıkça işçi aleyhine sonuç doğuracağı teyit edilmiştir.
Benzer davalarda emsal etkisi taşıyan bu içtihat, uygulamada sıkça rastlanan "belirsiz ödemeler" sorununa da ışık tutmaktadır. Bordro veya ibranamelerde ne için ödendiği anlaşılamayan tutarların mahkemelerce doğrudan yok sayılamayacağı, mükerrer ödemeleri engellemek adına hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde taraflara bu ödemelerin mahiyetini açıklattırmak zorunda olduğu belirtilmektedir. İş müfettişi teftiş raporları gibi objektif kamusal delillerin de uyuşmazlığın çözümünde temel alınması gerektiği kuralı uygulayıcılar için kritik önem taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, yaklaşık beş yıl boyunca çalıştığı işyerinde kendisine mobbing uygulandığını, zorlu şartlara rağmen işine devam etmesine karşın hak ettiği fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin tarafına ödenmediğini iddia etmiştir. İşçi, bu gerekçelerle noter aracılığıyla gönderdiği ihtarname ile iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirdiğini belirterek kıdem tazminatı ve ödenmeyen diğer işçilik alacaklarının kendisine verilmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise davacının iddialarının kesinlikle gerçeği yansıtmadığını, ödenmemiş herhangi bir alacağı bulunmadığını ifade ederek davanın tümden reddini savunmuştur. Yerel mahkeme, davacının ödenmeyen alacakları bulunduğu gerekçesiyle işten ayrılmasını haklı bulmuş ve davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak davalı işveren bu yerel mahkeme kararını bir üst merci olan Yargıtay'a taşıyarak temyiz etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca, haftalık yasal çalışma süresini aşan çalışmalar fazla mesai olarak nitelendirilir ve kural olarak zamlı ücret ödenerek karşılanır. Ancak aynı kanun, işçiye bu zamlı ücret yerine, yaptığı fazla çalışma karşılığında artırılmış oranda "serbest zaman" kullanma hakkı da tanımaktadır. İşverenin fazla mesai alacaklarını serbest zaman olarak kullandırması durumunda, bu süreler işçinin fiili fazla çalışma hesabından yasal oranlara dikkat edilerek mahsup edilmelidir.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, iş hukukunda yazılı delil kuralı büyük önem taşır. İşçinin kendi imzasını taşıyan puantaj kayıtları, devam çizelgeleri veya maaş bordroları, sahteliği ispat edilene kadar kesin delil niteliğindedir. İşçinin serbest iradesiyle imzaladığı bir puantaj kaydında fazla mesai bölümü "0" olarak görünüyorsa, o ilgili dönem için tanık beyanıyla fazla çalışma hesabı yapılması hukuken mümkün değildir.
Ayrıca, yargılamanın temel prensiplerinden olan hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, mahkemeler tarafların sunduğu her türlü ödeme belgesini titizlikle incelemek zorundadır. İbraname veya makbuz niteliği taşıyan belgelerdeki ödeme kalemlerinin belirsiz olması durumunda mahkeme bu belgeleri doğrudan geçersiz sayamaz. Sebepsiz zenginleşmeye ve mükerrer ödemeye yol açmamak adına, ödemelerin hangi işçilik alacağına karşılık yapıldığı bizzat taraflara açıklattırılmalı ve ilgili alacaklardan mahsup işlemi gerçekleştirilmelidir. Tüm bunların yanında, Bölge Çalışma Müdürlüğü bünyesindeki müfettişler tarafından hazırlanan resmi teftiş raporları, uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması zorunlu objektif hukuki verilerdendir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, tarafların dosyaya sunduğu belgeleri ve bilirkişi raporunu detaylı bir şekilde inceleyerek yerel mahkeme kararında ciddi hesaplama ve değerlendirme eksiklikleri tespit etmiştir. İlk olarak, davacı işçiye işveren tarafından serbest zaman veya alacak izni kullandırıldığına dair yazılı belgeler dosyada yer almasına rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu sürelerin fazla çalışma hesabından dışlanmadığı görülmüştür. Yüksek mahkeme, kullandırılan bu serbest zamanların yüzde elli zamlı oranda dikkate alınarak fazla mesai alacağından mutlaka mahsup edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
İkinci temel hata, işçinin imzasını taşıyan puantaj cetvellerinin göz ardı edilmesidir. İmzalı tutanaklarda davacının fazla çalışma saati "0" olarak kayıt altına alınmış olup, hukuken bağlayıcı olan bu belgelerdeki aylar için fazla mesai tahakkuk ettirilmesi açıkça isabetsiz bulunmuştur. Üçüncü olarak, yargılama aşamasında işyerinde 2012 yılında gerçekleştirilen birden fazla Bölge Çalışma Müdürlüğü teftişi bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin, resmi nitelikteki bu müfettiş teftiş raporlarını ilgili kurumlardan celp etmeden ve diğer delillerle birlikte değerlendirmeden karar vermesi eksik inceleme olarak nitelendirilmiştir.
Son olarak, işverenin dosyaya sunduğu bordro ve ibranamelerde yer alan ödemelerin ne amaçla yapıldığı anlaşılamadığı gerekçesiyle mahkemece tümden reddedilmesi eleştirilmiştir. Bu durumun işveren aleyhine haksız bir mükerrer ödemeye sebebiyet vereceği, mahkemenin taraflardan bu ödemelerin mahiyetini sorarak ilgili alacaklardan düşüm yapması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yapılan eksik incelemeler ve hatalı mahsup işlemleri yönünden kararı bozmuştur.