Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/6293 E. 2017/16177 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/6293 E. 2017/16177 K.

Bu karar, kısmi dava olarak açılan işçilik alacakları davalarında mahkemelerin kurması gereken hükmün niteliği ve usul hukuku açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, kısmi davaların doğası gereği aynı zamanda bir "tespit davası" işlevi gördüğünü önemle vurgulayarak, ilk derece mahkemesinin talep edilen kısımla birlikte alacağın tamamını net olarak tespit etmesi ve bunu gerekçeli kararda açıkça göstermesi gerektiğini değişmez bir kural olarak hüküm altına almıştır. Kararda birden fazla bilirkişi raporunun bulunduğu durumlarda, mahkemece hangi rapora ve hangi hesaplamaya itibar edildiğinin net biçimde ifade edilmemesi, kararın Yargıtay denetimini imkânsız kıldığı için doğrudan ve kesin bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
search
8 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/6293
Karar No 2017/16177
Karar Tarihi 19.10.2017
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kısmi davalar tespit hükmü de içermelidir.
  • gavel Hükme esas alınan bilirkişi raporu belirtilmelidir.
  • gavel Kararda alacakların toplam miktarı tespit edilmelidir.
  • gavel Denetime elverişlilik için toplam alacak yazılmalıdır.

Bu karar, kısmi dava olarak açılan işçilik alacakları davalarında mahkemelerin kurması gereken hükmün niteliği ve usul hukuku açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, kısmi davaların doğası gereği aynı zamanda bir "tespit davası" işlevi gördüğünü önemle vurgulayarak, ilk derece mahkemesinin talep edilen kısımla birlikte alacağın tamamını net olarak tespit etmesi ve bunu gerekçeli kararda açıkça göstermesi gerektiğini değişmez bir kural olarak hüküm altına almıştır. Kararda birden fazla bilirkişi raporunun bulunduğu durumlarda, mahkemece hangi rapora ve hangi hesaplamaya itibar edildiğinin net biçimde ifade edilmemesi, kararın Yargıtay denetimini imkânsız kıldığı için doğrudan ve kesin bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, yerel mahkemelerin hüküm kurarken sıklıkla düştüğü kritik bir hataya, yani sadece talep edilen kısmi miktarı yazıp toplam alacak tutarını kararda belirtmeme eksikliğine kuvvetle dikkat çekmektedir. Hukukçular ve mahkemeler açısından, dava dilekçesinde kısmi talepte bulunulmuş olsa dahi, yargılama neticesinde ortaya çıkan toplam hak ediş miktarının karar metninde kalem kalem, net tutarlar üzerinden gösterilmesi zorunluluğu bir kez daha hatırlatılmaktadır. Bu durum, mahkeme kararlarının şeffaflığı, hukuki güvenilirliği ve üst yargı denetiminin tüm yönleriyle sağlıklı yapılabilmesi için vazgeçilmez bir adil yargılanma usul kuralı olarak yerleşik içtihatlardaki güçlü yerini korumaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı bir mağaza çalışanı, olağan mesai gününde işyerine gittiğinde kendisine içeriği belirsiz bir evrak imzalatılmak istendiğini, durumu sorguladığında imzalamaması halinde firma koordinatörü tarafından açıkça tehdit edildiğini ve işbaşının engellendiğini iddia etmiştir. Davacı, tespit edilen kasa açıklarından bizzat sorumlu tutulacağının söylendiğini ve bu ağır baskılar neticesinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek zorunda kaldığını belirtmiştir. İftiraya ve mobbinge maruz kaldığını dile getiren davacı işçi, emniyete suç duyurusunda da bulunarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ödenmeyen ücret, yıllık izin, fazla mesai ve prim alacaklarının ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise tam aksine, mağaza sorumlusu olan davacının yüksek miktarda kasa açığı verdiğini, şirket tahsilatlarını şahsi kullanıma çevirmeye teşebbüs ettiğini ve usulsüzlükler yaparak mazeretsiz şekilde ortadan kaybolduğunu savunarak sözleşmenin kendilerince haklı nedenle feshedildiğini öne sürmüş ve iddiaları tümden reddetmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuki kurallar, İş Hukuku ve Medeni Usul Hukuku'nun ispat, şeffaflık ve hüküm kurma standartlarına dayanmaktadır. Özellikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109 kapsamında düzenlenen kısmi dava kurumunun uygulamadaki özellikleri bu uyuşmazlıkta ön plana çıkmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, kısmi dava açıldığında, mahkemenin vereceği karar doğası gereği aynı zamanda bir tespit hükmü içermek zorundadır. Bu bağlamda mahkeme, davanın sonunda sadece davacının o an için talep ettiği asgari tutarı değil, bilirkişi incelemesi sonucunda işçinin hak kazandığı tespit edilen toplam alacak miktarını da kalem kalem belirlemeli ve bunu gerekçeli kararına yansıtmalıdır.

Bunun yanında, 4857 sayılı İş Kanunu m. 24 kapsamında işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı ve 4857 sayılı İş Kanunu m. 25 kapsamında işverenin haklı nedenle fesih hakkı uyuşmazlığın esasını oluşturan temel dayanaklardandır. Kanunlara göre, iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini iddia eden taraf, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. İşverenin işçiye asılsız yere iftira atması, kasıtlı olarak psikolojik baskı uygulaması veya içeriği belirsiz tutanaklarla istifaya zorlaması, yasa gereği işçi açısından açık bir haklı fesih sebebi sayılmaktadır. Ayrıca, işçinin iddia ettiği fazla mesai, yıllık izin ve ücret alacaklarının ödendiğini ispat yükü tamamen işverenin üzerindedir. İşveren bu tür ödemeleri kural olarak imzalı bordrolar, banka kayıtları veya eşdeğer nitelikteki kesin yazılı belgelerle kanıtlamak zorundadır. Ancak incelenen bu Yargıtay kararında, davanın esasına ilişkin temel hukuk kurallarından ziyade, mahkemenin usule ilişkin kural ihlali, yani hangi bilirkişi raporuna itibar edildiğinin ve toplam alacak tespitinin gerekçeli kararda şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklanmaması hususu denetim mekanizması açısından ön plana çıkarılmış ve belirleyici olmuştur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, öncelikle davalı tarafın şikayeti üzerine davacı hakkında hırsızlık iddiasıyla açılan ceza davasının seyri incelenmiş ve Asliye Ceza Mahkemesinde davacının kesin olarak beraat ettiği görülerek, davalı işverenin kasa açığı ve usulsüzlük iddialarını hukuken ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Mahkeme, dosyada dinlenen tanık beyanlarını ve alınan bilirkişi raporlarını detaylıca dikkate alarak davacının haftalık kırk beş saati aşan yoğun çalışmaları olduğunu tespit etmiş, ayrıca yıllık iznini kullandığına veya ilgili izin ücretlerinin kendisine tam olarak ödendiğine dair dosyada işveren tarafından sunulmuş hiçbir yazılı belge bulunmadığını belirterek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Ne var ki, dosyanın Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporları arasında bariz farklılıklar olduğu ve mahkemenin hüküm kurma yönteminde temel usul hataları bulunduğu net bir şekilde tespit edilmiştir. Fazla mesai ücreti hesaplamasında, ilk bilirkişi raporundan sonra bir hesaplama hatası gerekçesiyle mahkemece ikinci bir ek bilirkişi raporu aldırıldığı ve bu yeni raporda birbirinden tamamen farklı bir fazla mesai alacağı tutarına ulaşıldığı görülmüştür. Yargıtay, kısmi davada birden fazla rapor bulunmasına rağmen hangi bilirkişi raporunun mahkemece somut olarak kabul edildiğinin ve davacının aslında ne kadarlık bir fazla mesai talep hakkı bulunduğunun mahkeme kararında açıkça belirtilmemiş olmasını ağır bir hukuka aykırılık olarak değerlendirmiştir. Her kısmi davanın aynı zamanda bir tespit hükmü içermesi zorunlu olduğundan, davacının toplam alacak miktarının rakamsal olarak net bir şekilde tespit edilip daha sonra talep edilen kısma hükmedilmesi gerekmektedir. Hangi rapora itibar edildiğinin kararda izah edilmemesi, hükmün Yargıtay tarafından sağlıklı bir şekilde denetlenmesine doğrudan engel oluşturmaktadır.

Benzer şekilde, davacının talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacakları yönünden dosyada yalnızca bir adet bilirkişi hesaplaması bulunmasına rağmen, kısmi davanın tespit hükmü içermesi gerekliliği kuralı bu kalemlerde de mahkemece ihlal edilmiştir. Bu talepler için bilirkişi tarafından hesaplanıp kabul edilen toplam net tutarların gerekçeli kararda kalem kalem ayrı ayrı belirtilmemesi de usul ve yasaya açıkça aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kısmi davada tespit hükmünün kurulmaması ve hangi rapora itibar edildiğinin açıklanmaması gerekçeleriyle kararı bozmuştur.

Patron hırsızlıkla suçladı ama beraat ettim. İşçilik tazminatlarımı alabilir miyim? expand_more
İş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini iddia eden taraf, bu iddiasını yasal olarak kanıtlamakla yükümlüdür. İşverenin işçiye asılsız yere iftira atması, içeriği belirsiz belgeleri imzalamaya zorlaması veya hırsızlık gibi iddialarla psikolojik baskı (mobbing) uygulaması, kanunlarımıza göre işçi açısından açık bir haklı fesih sebebi sayılmaktadır. Nitekim Yargıtay uygulamalarında da, hırsızlık iddiasıyla açılan ceza davasında işçinin beraat etmesi durumunda işverenin iddialarını hukuken ispatlayamadığı kabul edilir. Bu tür haksız suçlamalara ve baskılara maruz kalarak işten ayrılmak veya çıkarılmak zorunda kalan işçi, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi yasal haklarını dava yoluyla talep edebilir.
İş davasında birden fazla bilirkişi raporu gelirse mahkeme neye göre karar vermelidir? expand_more
Mahkemeler, dosyaya sunulan bilirkişi raporları arasında bariz rakamsal veya yöntemsel farklılıklar olduğu durumlarda son derece şeffaf ve denetlenebilir bir yaklaşım sergilemek zorundadır. Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre, örneğin fazla mesai alacağı hesaplanırken alınan ilk rapor ile sonradan alınan ek rapor arasında farklı sonuçlar çıkmışsa, mahkemenin hangi bilirkişi raporuna ve hangi somut hesaplamaya itibar ettiğini gerekçeli kararında açıkça belirtmesi değişmez bir kuraldır. Hakimin, ulaştığı sonucu ve tercih ettiği raporu şüpheye yer bırakmayacak netlikte izah etmemesi, Yargıtay'ın usul ve yasaya uygunluk denetimini imkânsız kılacağı için doğrudan ve kesin bir bozma sebebi oluşturmaktadır.
Davamı kısmi alacak davası olarak açarsam, kararda kazandığım toplam para yazar mı? expand_more
Evet, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca açılan kısmi davalar, doğası gereği aynı zamanda bir "tespit davası" işlevi görmek zorundadır. Yargıtay içtihatlarına göre, dava dilekçesinde yalnızca asgari bir tutar talep edilmiş olsa dahi, mahkeme yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde işçinin hak kazandığı gerçek ve toplam alacak miktarını kalem kalem belirlemekle mükelleftir. Kurulan hükümde sadece o an için talep edilen kısmın değil, hesaplanan toplam net hak ediş tutarının şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespit edilerek karara yazılması vazgeçilmez bir adil yargılanma ve usul kuralıdır. Bu tespitin yapılmaması veya sadece istenen kadarının yazılması hukuka aykırılık teşkil eder.
Ödenmeyen mesai ve izin paralarımı almak istiyorum, bunu patron mu ispatlamalı? expand_more
İş hukuku kuralları gereği, işçinin iddia ettiği fazla mesai ücretlerinin, yıllık izin haklarının ve diğer ücret alacaklarının eksiksiz bir şekilde ödendiğini ispat etme yükü tamamen işverenin üzerindedir. İşveren, söz konusu izinlerin kullandırıldığını veya karşılığı olan ücretlerin ödendiğini yalnızca işçinin imzasını taşıyan bordrolar, banka ödeme kayıtları veya eşdeğer hukuki nitelikteki kesin yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Eğer dosyaya işveren tarafından bu ödemelerin yapıldığını açıkça gösteren geçerli bir yazılı belge sunulamazsa, mahkemeler işçinin taleplerini haklı bularak alacakların işçiye ödenmesine karar vermektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir