Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2017/6252 E. | 2018/8420 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2017/6252 E. 2018/8420 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/6252
Karar No 2018/8420
Karar Tarihi 11.04.2018
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Fazla çalışma iddiası davacı tarafından ispatlanmalıdır.
  • Dışarıdan tanıkların çalışma düzeni beyanları yetersizdir.
  • İşyeri çalışanı olan tanıkların beyanlarına itibar edilmelidir.
  • İşçilik alacaklarında davalı tanığının aleyhe beyanı bağlayıcıdır.

Bu karar hukuken, işçilik alacaklarının ispatında tanık niteliğinin ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu açıkça göstermektedir. İş hukukunda fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların varlığını ispat yükü kural olarak davacı işçinin üzerindedir. İşçi bu iddiasını çeşitli delillerle, özellikle de tanık beyanlarıyla kanıtlamaya çalışır. Ancak Yargıtay bu kararında, tanıkların işyerinde bizzat çalışan ve çalışma düzenini yakından bilen kişiler olması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizmektedir. Dışarıdan getirilen, işyerinin günlük rutinine ve mesai saatlerine doğrudan vakıf olmayan kişilerin soyut tanıklığı hukuken yetersiz bulunmuştur.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Özellikle davacı işçinin kendi gösterdiği tanıkların işyeri çalışanı olmaması durumunda, davalı işveren tarafından dinletilen tanıkların beyanları davanın seyrini tamamen değiştirebilmektedir. Yargıtay, somut uyuşmazlıkta işyeri çalışanı olan davalı tanığının ifadelerine itibar edilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkemelere delil değerlendirmesi konusunda kesin bir usul kuralı hatırlatmıştır. İşveren lehine ifade veren tanığın, çalışma saatlerine ilişkin davacı lehine oluşturabilecek somut beyanlarının dahi dikkate alınması zorunludur. Dolayısıyla, mahkemelerin salt davacı tarafın sunduğu ancak yetersiz vasıftaki tanıklarla yetinmemesi, işyerinin çalışma düzenini bilen tarafların tüm tanıklarının beyanlarını bir bütün olarak değerlendirmesi gerektiği içtihat edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, bir mağazada uzun yıllar görev yaptığını belirten bir çalışan ile işveren şirket arasında yaşanmaktadır. Davacı, yaklaşık altı buçuk yıl boyunca davalıya ait butikte mağaza müdürü olarak çalıştığını, günde en az üç buçuk saat fazla mesai yapmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Ayrıca işyerinde çalışma şartlarının çok ağır olduğunu ve kendisine yönelik psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını belirterek, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini öne sürmüş ve kıdem ile ihbar tazminatlarının yanı sıra fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının kendisine ödenmesi için dava açmıştır.

Buna karşılık davalı işveren ise, bahsi geçen işyerinin küçük bir butik olduğunu, burada mağaza müdürü diye bir pozisyonun bulunmadığını ve iş şartlarının kesinlikle ağır olmadığını savunmuştur. İşveren, davacının işe mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle asıl kendilerinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini belirterek açılan bu alacak davasının reddedilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukuku uygulamasında en sık karşılaşılan uyuşmazlık türlerinden biri olan fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat yükü, temel hukuk prensipleri uyarınca iddia makamı olan davacı işçiye aittir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 41 uyarınca, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışma olarak nitelendirilir ve bu saatlerin ücreti zamlı olarak ödenmek zorundadır. Ancak bu fazla çalışmanın fiilen yapıldığının ispatlanması gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensiplerine göre, işçi bu iddiasını yazılı belgelerle (puantaj kayıtları, işyeri giriş-çıkış defterleri, elektronik okuyucu sistemleri vb.) ispatlayabileceği gibi, bu tür belgelerin bulunmaması halinde tanık beyanlarıyla da kanıtlayabilir.

Tanık deliline başvurulduğunda dikkat edilmesi gereken en temel kural, dinletilen kişilerin işyerindeki fiili çalışma düzenini kesin olarak bilebilecek nitelikte olmasıdır. Yargıtay kararları ve doktrin tanımları gereği, işyeri dışından olan, komşu esnaf, akraba veya işyeri ile organik bağı bulunmayan kişilerin tanıklığı, çalışma saatlerinin belirlenmesinde tek başına yeterli ve güvenilir bir delil olarak kabul edilmez.

Aynı zamanda, ispat hukuku kuralları gereği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında, delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi bulunsa da, somut bilgiye sahip olanların beyanları üstün tutulur. Davacı tarafın sunduğu tanıkların çalışma sürelerini bilebilecek pozisyonda olmaması durumunda, davalı işverenin dinlettiği ve bizzat o işyerinde çalışan tanıkların ifadeleri davanın aydınlatılmasında temel alınır. Eğer davalı tanığı, işyerinde fazla çalışma yapıldığını kendi beyanlarıyla ikrar ediyorsa veya belirli tatil günlerinde çalışıldığını doğruluyorsa, mahkeme bu beyanları göz ardı edemez ve işçinin lehine dahi olsa bu somut vakıaları hesaplamaya dahil etmekle yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin vermiş olduğu kısmen kabul kararını delillerin değerlendirilmesi yönünden detaylı bir şekilde incelemiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler üzerinden yapılan incelemede, davacı işçinin fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalara ait ücretlerin ödenmediği iddiasıyla dava açtığı ve ispat yükünün de doğal olarak kendisinde olduğu vurgulanmıştır.

Davacının bu iddialarını ispatlamak amacıyla mahkemeye sunduğu ve dinlettiği tanıkların durumu incelendiğinde, bu kişilerin davalıya ait işyerinin çalışanı olmadıkları, dışarıdan kişiler oldukları anlaşılmıştır. İşyerinde bizzat fiili olarak çalışmayan kişilerin, mağazanın açılış kapanış saatlerini, mesai yoğunluğunu, hangi günlerde tatil yapılıp hangi günlerde mesaiye kalındığını tam ve eksiksiz olarak bilebilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle Yargıtay, işyeri dışından olan bu davacı tanıklarının beyanlarının fazla çalışmayı kanıtlamak için yetersiz olduğuna kanaat getirmiştir.

Öte yandan, yargılama sırasında işveren tarafından dinletilen davalı tanığının beyanları davanın çözümü için son derece belirleyici görülmüştür. İşyeri çalışanı olan bu davalı tanığı ifadesinde, işyerinde yaz dönemlerinde haftanın altı günü sabah 08:30 ile akşam 20:00 saatleri arasında çalışıldığını, kış döneminde ise mesainin 18:30'a kadar sürdüğünü açıkça belirtmiştir. Ayrıca ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de, dini bayramların sadece birinci günü hariç olmak üzere her halükarda çalışıldığını ifade etmiştir. Yargıtay, mahkemenin uyuşmazlığı bu davalı tanığının açık ve somut beyanları ışığında çözmesi gerektiğini tespit etmiştir. Çalışma düzenini bizzat yaşayan kişinin beyanlarının esasa etkili olduğu tartışmasızdır.

Buna göre mahkemece yapılması gereken, davalı tanığının söz konusu ifadelerinin titizlikle değerlendirilmesi ve bu beyanlar ışığında gerekirse bilirkişiden ek bir hesap raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesidir. Yerel mahkemenin bu hususları atlayarak yetersiz tanık beyanlarıyla ya da eksik incelemeyle sonuca gitmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme yapılması ve delillerin hatalı değerlendirilmesi nedenleriyle yerel mahkemenin kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: