Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2023/6459 E. | 2023/9067 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2023/6459 E. 2023/9067 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2023/6459
Karar No 2023/9067
Karar Tarihi 14.06.2023
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Elektronik giriş kayıtları detaylı incelenmelidir.
  • Ödenmeyen fazla mesai haklı fesih nedenidir.
  • Tahkikat bitmeden ıslah hakkı kısıtlanamaz.
  • İmzalı bordro aksi ispatlanana kadar geçerlidir.

Bu karar, işçi alacakları davalarında işyerine giriş çıkışları gösteren elektronik kart okuma sistemlerinin (log kayıtlarının) ve puantaj cetvellerinin salt imzasız olduğu gerekçesiyle mahkemeler tarafından göz ardı edilemeyeceğini hukuken netleştirmektedir. Yargıtay, işçinin fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti taleplerinin ispatında işveren tarafından tutulan elektronik kayıtların, tanık beyanları ve imzalı bordrolarla birlikte hafta hafta, detaylı ve titiz bir biçimde karşılaştırılarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden işçinin fesih bildirgesinde birden fazla sebebe (örneğin hem mobbing hem de ödenmeyen fazla mesai) dayanması hâlinde, bunlardan yalnızca birinin ispatlanmasının kıdem tazminatına hak kazanmak için yeterli olacağı açıkça ortaya konulmuştur.

Benzer davalardaki emsal etkisi bakımından bu karar, ıslah müessesesinin zamanlaması ve yerel mahkemelerin kesin süre verme pratiği açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, tahkikat aşaması sona ermeden işçinin ıslah hakkını her zaman kullanabileceğini, henüz ıslah işlemi fiilen yapılmadan mahkemece ıslah için "bir haftalık kesin süre" verilemeyeceğini, bu süre verilse dahi kaçırılmasının ıslah hakkını düşürmeyeceğini içtihat etmiştir. Uygulamada iş mahkemelerinin elektronik mesai kayıtlarını bütünüyle reddetme veya ıslah için usulsüz kesin süre verme gibi eksik işlemlerine karşı hem işçiler hem de meslektaşlar için çok güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır. İşverenlerin ise mesai kayıtlarını gerçeğe uygun, şeffaf ve denetlenebilir tutmaları gerektiği kuralı bir kez daha pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlıkta davacı işçi, elektrik dağıtım şirketinde ve alt işveren nezdinde elektrik teknikeri olarak çalışırken, rızası dışında çalışma ve vardiya saatlerinin değiştirildiğini, sürekli çift vardiya ve dinlenme hakkı kullandırılmadan tatil günlerinde çalıştırıldığını, haksız yere unvanının düşürüldüğünü ve kendisine işyerinde psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını iddia ederek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir. İşçi, ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ücretleri ile kıdem tazminatının kendisine ödenmesi talebiyle işverene karşı dava açmıştır. Davalı işverenler ise işçinin işyerinde amirlerine kaba davrandığını, görevini yapmaktan kaçınarak tutanakları imzalamadığını, fazla çalışmaların bordroya yansıtılarak ödendiğini ve iddiaların asılsız olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının başında 4857 sayılı İş Kanunu m.24 ve 4857 sayılı İş Kanunu m.41 gelmektedir. Bu maddeler uyarınca, işçinin hak ettiği fazla çalışma, hafta tatili veya genel tatil ücretlerinin kanuna veya sözleşme hükümlerine uygun olarak hesaplanmaması ya da ödenmemesi, işçi açısından derhal ve haklı fesih nedeni oluşturur. İşçi, birden fazla haklı fesih sebebine dayanmışsa, söz konusu hukuki sebeplerden yalnızca birini ispat etmesi dahi feshi haklı kılmak ve kıdem tazminatına hak kazanmak için yeterlidir.

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu durumu ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan ücret bordroları, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir ve imzalı bordroda görünen fazla çalışma ücretinin ödendiği varsayılır. Ancak fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri giriş çıkış kayıtları, elektronik kart okuma sistemleri ve işyeri iç yazışmaları en temel yazılı delillerdir. Yazılı belgelerle ispatlanamayan durumlarda ise çalışma düzenini bilen tanık beyanlarına başvurulur.

Yargılama usulü açısından ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.176 ve devamı maddeleri büyük önem taşır. Kanun uyarınca taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.177'ye göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilen bir usul işlemidir. Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği işlemi yapması için bir haftalık kesin süre verilebilmesi, ancak tarafın fiilen bir ıslah işlemine girişmesinden sonra mümkündür. Taraf ıslah yapmak için sadece süre istemişse, henüz ortada yapılmış bir ıslah olmadığından hâkim tarafından verilen kesin süreler hukuki sonuç doğurmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki delilleri ve yerel mahkemenin ret gerekçelerini inceleyerek oldukça önemli ve yol gösterici tespitlerde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, işyerindeki kart okuma sistemine ait elektronik giriş çıkış kayıtlarını, üzerinde davacının imzası bulunmadığı gerekçesiyle doğrudan dikkate almamış ve davanın reddine karar vermiştir. Ancak Yargıtay, elektronik ortamda tutulan kayıtların salt imzasız olduğu gerekçesiyle reddedilemeyeceğini vurgulamıştır. Dosyadaki örneklere bakıldığında, davacı işçinin ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili günlerinde uzun saatler boyunca çalıştığı kayıtlardan açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemenin, puantaj kayıtları ile bordroları ve tanık beyanlarını hafta hafta karşılaştırmadan yüzeysel bir incelemeyle davayı reddetmesi eksik araştırma olarak değerlendirilmiştir.

İkinci olarak, davacı işçi iş sözleşmesini hem mobbing hem de ödenmeyen fazla mesai ücretleri nedeniyle feshettiğini ihtar etmiştir. Yargıtay, davacının iddia ettiği mobbing olgusu kesin olarak ispatlanamasa dahi, dosyadaki kayıtlardan tespit edilecek ödenmeyen fazla çalışma alacaklarının bulunması hâlinde, işçinin feshinin yine de haklı nedene dayandığının kabul edilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Haklı fesih durumunda işçinin kıdem tazminatına hak kazanacağı da açıkça belirtilmiştir.

Üçüncü ve usule ilişkin en kritik tespit ıslah kurumuyla ilgilidir. Yerel mahkeme, tahkikat aşaması henüz bitmeden davacı vekiline davasını ıslah etmesi için bir haftalık kesin süre vermiş ve bu süre içerisinde ıslah dilekçesi sunulmadığı için ıslahı geçersiz saymıştır. Yargıtay, ıslahın tahkikat bitene kadar her zaman yapılabileceğini, taraf henüz ıslah işlemi yapmamışken ve sadece süre istemişken mahkemenin süre verip bu süreyi kesin olarak nitelendirmesinin hukuka aykırı olduğunu tespit etmiştir. Tahkikat sona ermeden sunulan ıslah dilekçesinin geçerli kabul edilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve usul kurallarının hatalı değerlendirilmesi nedenleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: