Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2023/715 E. 2023/5015 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2023/715 |
| Karar No | 2023/5015 |
| Karar Tarihi | 05.04.2023 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Gerçek ücretin bordroda gizlenmesi haklı fesihtir.
- Bordroda tahakkuk varsa tanık beyanlarına itibar edilemez.
- İmzalı bordrolarda yer alan çalışma saatleri bağlayıcıdır.
- Sembolik tahakkuklarda gerçek ücret üzerinden mahsup yapılır.
Bu karar, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda gerçek ücretin tespiti ve bordroların delil niteliği hususunda hukuken kritik bir öneme sahiptir. İşverenlerin sigorta primlerini veya vergi yükümlülüklerini azaltmak amacıyla işçinin gerçek ücretini bordroda göstermemesi, işçi açısından iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkanı doğurmaktadır. Yargıtay bu emsal kararında, mahkemece tespit edilen gerçek ücretin bordrodaki ücretten bariz şekilde yüksek olmasını işçi lehine açık bir haklı fesih sebebi olarak kabul etmiş ve çalışanın kıdem tazminatına hak kazanacağını güçlü bir biçimde vurgulamıştır.
Kararın uygulamadaki ve benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle fazla çalışma ve tatil ücretlerinin hesaplanma yönteminde ortaya çıkmaktadır. Yargıtay, işçinin imzalı bordrosunda fazla çalışma veya tatil mesaisi saati tahakkuk ettirilmişse, bu durumda tanık beyanlarına göre değil, bordroda yazılı saatler üzerinden ve tespit edilen gerçek ücret dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Sembolik ödemelerin mahsup edilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği yönündeki bu net yaklaşım, iş hukukunda yazılı belgenin üstünlüğü ilkesini teyit ederken, işçinin gerçek hak ve alacağının da mağduriyete yol açmadan korunmasını sağlamaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, davacı işçinin mağaza müdürü olarak çalıştığı davalı işyerinde yaşadığı hak ihlalleri ve buna bağlı alacak taleplerinden kaynaklanmaktadır. Davacı, işverenin taraf olduğu başka bir davada işveren lehine tanıklık yapmadığı için kendisine uzun süre mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Bunun yanı sıra fazla çalışma yapmasına, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde mesai yapmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden eksik yatırıldığını belirterek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiş ve kıdem tazminatı ile çeşitli işçilik alacaklarının tahsilini mahkemeden talep etmiştir. Davalı işveren ise davacının işten kendi iradesiyle istifa ederek ayrıldığını, mobbing iddialarının tamamen asılsız olduğunu, pazar günleri çalışılmadığını ve yapılan fazla çalışma ücretlerinin bordrolara yansıtılarak tam olarak ödendiğini savunarak açılan davanın reddedilmesini istemiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı genel hukuk kuralları, işçinin haklı nedenle fesih hakkı ve çalışma sürelerinin ispatı prensiplerine dayanmaktadır. Öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II-e bendi uyarınca, işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi iş sözleşmesini süresi bitmeden veya bildirim süresini beklemeksizin derhal feshedebilir. Ücretin bordroda gerçek tutarının altında gösterilmesi, bu kapsamda işçi açısından açık ve kesin bir haklı fesih nedenidir.
Bununla birlikte, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı konusunda yerleşik Yargıtay içtihatları devreye girmektedir. Kural olarak, fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan ücret bordrosu, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. İmzalı bordrolarda fazla çalışma saati tahakkuku bulunması durumunda, kural olarak tanık anlatımlarına göre değil, bordroda yazılı saatler esas alınarak hesaplama yapılmalıdır. Tahakkuk edilen tutarların sembolik olması, gerçeği yansıtmaması veya gerçek ücretin gizlenmesi hâlinde ise, tespit edilen asıl gerçek ücret üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle bordrodaki daha önceki tahakkuklar mahsup edilerek sonuca gidilmesi hukukun temel prensiplerindendir. Yargıtay, yazılı delil olan bordrolara itibar edilmesi gerektiğini, ancak eksik gösterilen ücret boyutunda işçinin korunması gerektiğini temel ilke olarak kabul etmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay incelemesinde, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın gerçek ücretin tespiti, fesih nedeni ve bordroların bağlayıcılığı noktasında düğümlendiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında davacının yıllık izin ücretinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri esas alınarak belirlendiği ve bu durumun davalı tarafça temyiz edilmeyerek kesinleştiği görülmüştür. Yargıtay, davacının davalı işyerinde yaklaşık 15 yıllık hizmeti bulunması ve en son mağaza müdürü pozisyonunda çalışması dikkate alındığında, gerçek ücretinin bordroda görünenden daha yüksek olduğunu teyit etmiştir. Bu tespitten yola çıkarak, bordroda tahakkuk ettirilen ücretin gerçek ücret olmaması nedeniyle davacının iş sözleşmesini feshetmekte haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Böylece davacının kıdem tazminatına hak kazandığı tespit edilmiştir.
Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ile genel tatil alacakları yönünden ise Bölge Adliye Mahkemesinin eksik incelemeyle verdiği ret kararı isabetsiz bulunmuştur. Yargıtay, davacının imzaladığı bordrolarda fazla çalışma saati tahakkuklarının mevcut olduğunu belirtmiştir. Bu durumda, tanık anlatımları ile belirlenen çalışma saatlerine göre değil, bizzat bordroda yazılı olan fazla çalışma, hafta tatili ve resmi tatil saatleri esas alınarak detaylı bir hesaplama yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca yapılacak olan bu hesaplamanın, mahkemece TÜİK verilerine göre tespit edilen gerçek ücret üzerinden yapılması ve daha önce bordroda gösterilip işçiye ödenen tahakkuk tutarlarının mahsup edilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hatalı hukuki değerlendirme gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak kararı bozmuştur.