Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/33892 E. | 2016/18826 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/33892 E. 2016/18826 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/33892
Karar No 2016/18826
Karar Tarihi 31.10.2016
Dava Türü Alacak ve Tazminat
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Eksik ödenen ücret fesih için haklı nedendir.
  • Ödenmeyen alacağın miktarının azlığı feshi geçersiz kılmaz.
  • İşverenin eşit işlem borcuna aykırılığı tazminat gerektirir.
  • Ücret artışlarının hesaplamalara doğru yansıtılması yasal zorunluluktur.

Bu karar, işçi alacaklarının eksik veya hatalı ödenmesi durumunda işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Mahkeme, işçiye ödenmeyen ücret ya da ilave tediye miktarının "az" olmasının, işverenin feshi haksız kıldığı yönündeki savunmasını çürütmektedir. İş sözleşmesinde belirlenen veya sonradan hak kazanılan ücret zamlarının, işçinin rızası hilafına uygulanmaması ya da bordrolara eksik yansıtılması, işçi açısından iş ilişkisini çekilmez kılan temel bir sözleşme ihlali olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar özellikle belediye ve kamu iştiraklerinde çalışan işçilerin statü belirsizlikleri bahane edilerek ücret zamlarından mahrum bırakılmasının önüne geçmektedir. İşverenlerin, işçinin hak ettiği alacakları ödemekten kaçınarak fiili bir yıldırma veya pasif işten çıkarma politikası izlemeleri hukuken himaye görmemiştir. Uygulamada, işverenin yükümlülüklerini eksik yerine getirmesi halinde, bu eksikliğin boyutu ne olursa olsun işçiye kıdem tazminatı yolunun açılacağı pekiştirilmektedir. İş mahkemelerinin hesaplamalarda meclis veya encümen kararlarını titizlikle incelemesi gerektiği yönünde güçlü bir içtihat oluşturarak, işçi haklarının eksiksiz ödenmesi kuralını tahkim etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir belediye çalışanı, uzun yıllar görev yaptığı işyerine karşı haklarının verilmediği gerekçesiyle dava açmıştır. İşçi, işyerindeki diğer sendikalı çalışanlara düzenli olarak maaş zamları yapılırken kendisine tek bir kez zam yapıldığını, hak ettiği aile ve çocuk yardımlarının ödenmediğini dile getirmiştir. Ayrıca devlet tarafından verilen resmi ikramiyelerin (ilave tediyelerin) çok daha düşük bir maaş üzerinden hesaplanarak eksik yatırıldığını iddia etmiştir. Bunun yanı sıra, yöneticileri tarafından dışlandığını, işini yaparken sürekli zorluk çıkarılarak kendisine psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını ve istifaya zorlandığını belirtmiştir. Yıllarca süren bu haksızlıklara dayanamayan çalışan, işten kendi isteğiyle ayrılarak hakkını aramaya karar vermiştir. Sonuç olarak, ödenmeyen maaş zamları, ikramiye farkları, aile ve çocuk yardımları ile maruz kaldığı psikolojik baskı sebebiyle kıdem tazminatı, manevi tazminat ve diğer bir kısım işçilik alacaklarının kendisine ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin bu uyuşmazlığı çözerken dayandığı en temel hukuk kuralı, işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II (Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri) hükmüdür. Bu maddeye göre, işverenin işçinin ücretini kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap etmemesi veya tam olarak ödememesi, işçiye iş sözleşmesini derhal sona erdirme ve kıdem tazminatını talep etme yetkisi vermektedir.

İş hukukunun temel prensiplerine göre ücret, 4857 sayılı İş Kanunu m.32 gereğince tam, eksiksiz ve zamanında ödenmesi gereken en hayati işçi hakkıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre "ücret" kavramı yalnızca temel aylık maaşı değil; ilave tediye, ikramiye, aile yardımı ve sözleşmeyle hak kazanılan periyodik zamları da içine alacak şekilde geniş yorumlanır. Bu ödemelerin eksik yapılması durumunda, eksikliğin miktar olarak "çok az" olması, işverenin yükümlülüğünü ihlal ettiği gerçeğini değiştirmez ve işçinin haklı fesih hakkını ortadan kaldırmaz.

Uyuşmazlıkta öne çıkan bir diğer önemli kural, 4857 sayılı İş Kanunu m.5 ile güvence altına alınan "eşit davranma ilkesi"dir. İşveren, haklı ve objektif bir neden bulunmadıkça işçileri arasında keyfi ayrım yapamaz. İşçinin statüsündeki belirsizlik bahane edilerek ücret zamlarından mahrum bırakılması, bu koruyucu ilkenin açık bir ihlali niteliğindedir.

Ayrıca, kamu kurumları ve belediye iştiraklerinde çalışan işçilere ödenmesi gereken resmi ikramiyeler 6772 sayılı Kanun ile güvence altına alınmıştır. Bu kanun kapsamındaki ödemelerin, eksik gösterilen yevmiyeler üzerinden değil, işçinin hak ettiği gerçek ve güncel ücret üzerinden hesaplanarak ödenmesi emredici bir yasal zorunluluktur. Davanın usul boyutuyla ilgili olarak da, mahkemelerin hükmettiği vekalet ücretlerinin karar tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine uygun olarak tayin edilmesi usul hukukunun temel prensiplerinden biridir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı derinlemesine incelerken öncelikle işçinin ücret zamlarının ve ilave tediyelerinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığına odaklanmıştır. Dosya kapsamına sunulan 31 Temmuz 2008 tarihli belediye encümen kararında, işçi ile yapılan sözleşme gereği her yılın Haziran ayında maaş artışı yapılacağı açıkça kayıt altına alınmıştır. Ancak buna rağmen, yerel mahkemenin dayandığı bilirkişi raporunda 2009 ve 2010 yılları için bu zam oranlarının hesaba katılmadığı tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, encümen kararıyla yapılan yüzde onluk maaş artışının, işçinin net ücreti üzerinden derhal uygulanması ve takip eden yıllar için de bu yeni ücret seviyesinin temel alınarak hesaplamaların eksiksiz güncellenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

İşçinin haklı sebeple fesih ve buna bağlı kıdem tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede, yerel mahkemenin yaklaşımı hatalı bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, "ödenmeyen maaş ve ikramiye farklarının miktar olarak az olduğu, bu nedenle iş akdinin feshedilmesinin iyi niyet kurallarına aykırı düştüğü" şeklinde bir gerekçe kurmuştur. Ancak Yargıtay bu mantığı kesin bir dille reddetmiştir. Daire, işçinin bir kısım ücret ve ilave tediye alacağının eksik ödendiğinin dosya kapsamında tamamen sabit olduğunu, bu nedenle miktar azlığına veya çokluğuna bakılmaksızın işçinin iş sözleşmesini fesihte yasal olarak haklı nedene sahip olduğunu belirtmiştir. İşçinin hak ettiği alacaklarının tam ödenmemesi, miktarı ne olursa olsun kıdem tazminatına hak kazanması için yeterli bir dayanak olarak kabul edilmiştir.

Tüm bunların yanı sıra, davanın kısmen kabul edilmesi sebebiyle taraflar lehine hükmedilecek avukatlık ücretleri noktasında da yerel mahkemenin usuli hatası düzeltilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte olan tarife uyarınca reddedilen maddi alacaklar ile reddedilen manevi tazminat talepleri için davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği hatırlatılmıştır. Ayrıca gerekçeli karar başlığında dava tarihinin hatalı yazılması da bir diğer bozma sebebi yapılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik ödenen işçilik alacakları nedeniyle işçinin haklı fesih yaptığının kabul edilerek kıdem tazminatının ödenmesi ve maaş zamlarının yeniden hesaplanması gerektiği yönünde karar vererek kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: