Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/33546 E. | 2020/16847 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/33546 E. 2020/16847 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/33546
Karar No 2020/16847
Karar Tarihi 25.11.2020
Dava Türü Alacak (Asıl ve Karşı Dava)
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İmzalı ücret bordroları hesaplamalarda esas alınmalıdır.
  • Avans alacağı tespiti bordrolara göre yapılmalıdır.
  • Varsayımsal katsayılarla kesin ücret hesabı yapılamaz.
  • Fazla ödemelerin hesabı somut belgelere dayanmalıdır.

Bu karar, işçi ile işveren arasındaki karşılıklı alacak davalarında (asıl ve karşı dava), ücretin ve olası avans (fazla ödeme) kesintilerinin tespitinde imzalı ücret bordrolarının hukuki bağlayıcılığını bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Yüksek Mahkeme, çalışanın işverene borçlu olup olmadığının ve iade etmesi gereken bir avans bulunup bulunmadığının hesaplanmasında, dosyada mevcut somut ve taraflarca itiraz edilmemiş imzalı bordroların göz ardı edilmesini bozma sebebi saymıştır. İmzalı belgeler yerine asgari ücrete endeksli varsayımsal bir çarpan (katsayı) üzerinden hesaplama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur. Karar, ücret ödemelerinin ve kesintilerin ispatında öncelikli yasal delilin kesinlikle bordrolar olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Benzer işçilik alacağı davalarında ve özellikle işverenin karşı dava ile ileri sürdüğü avans veya fazla ödeme iadesi taleplerinde, bu karar son derece kritik bir emsal teşkil edecektir. Uygulamada sıklıkla rastlanan, bilirkişilerin eksik belge varlığı bahanesiyle veya kolaylık sağlamak amacıyla asgari ücretin belirli bir katı üzerinden geçmiş dönem brüt ücretlerini belirleme pratiğine bu kararla önemli bir sınır getirilmektedir. Eğer mahkeme dosyasında tarafların açıkça itiraz etmediği imzalı ücret bordroları mevcut durumdaysa, hesaplamaların mutlak surette bu yasal bordrolar üzerinden yapılması gerektiği, aksi durumun üst mahkeme tarafından bozma sebebi sayılacağı kesin bir içtihat altına alınmıştır. Bu yönüyle karar, adil yargılanma ve ispat hukuku kurallarının, varsayımsal oranlamalara üstün tutulması gerektiğini meslektaşlara ve mahkemelere açıkça hatırlatmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu hukuki uyuşmazlıkta, bir işçi ile eski işvereni karşılıklı olarak birbirlerine dava açarak yargı yoluna başvurmuştur. İşçi, günde on saat ve cumartesi günleri de dâhil olmak üzere yoğun şekilde çalışmasına rağmen fazla mesailerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Ayrıca asgari geçim indirimlerinin aksatıldığını, gece saat üçte bile işe çağrılarak kendisine ağır bir psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını belirtmiştir. Bu haksız sebeplerle işten haklı nedenle ayrıldığını vurgulayarak kıdem tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin ücretlerinin tahsilini talep etmiştir.

Buna karşılık işveren ise işçinin işi hiçbir gerekçe göstermeden haksız yere bıraktığını savunarak karşı dava açmıştır. İşveren, işçiye çalışma süresi boyunca hak ettiğinden daha fazla avans ödendiğini, fazladan yıllık izin kullandırıldığını ve aniden işi bıraktığı için ihbar tazminatı ödemesi gerektiğini ileri sürerek bu bedellerin işçiden geri tahsilini istemiştir. Temel uyuşmazlık, bu karşılıklı iddiaların ispatlanması noktasına odaklanmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş sözleşmesinin feshine ve tarafların karşılıklı işçilik alacaklarına ilişkin temel kurallar 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. İşçinin, kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak ücretinin tam ve zamanında ödenmemesi, çalışma şartlarının hiçe sayılması ve kendisine işyerinde psikolojik taciz (mobbing) uygulanması gibi hukuka aykırı durumlarda, 4857 sayılı İş Kanunu m. 24 uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme hakkı yasal olarak güvence altına alınmıştır. Bu şartlar altında sözleşmeyi fesheden işçi, kıdem tazminatına doğrudan hak kazanır.

Öte yandan, işverenin işçiye yaptığı iddia edilen avans ödemeleri ve ücretin ispatı hususunda Türk hukuk yargılamasının temel ispat kuralları devreye girmektedir. İş hukukunda ücretin miktarını ispat yükü kural olarak davacı işçiye düşse de, işverenin işçiye fazladan avans ödediği ve bunun yasal olarak iadesi gerektiği yönündeki iddialarında (karşı dava hallerinde) ispat yükü tamamen işverenin üzerindedir.

Yerleşik Yargıtay içtihatları prensiplerine göre; işçinin bizzat imzasını taşıyan ve herhangi bir ihtirazi kayıt (çekince) içermeyen ücret bordroları, aksi yazılı ve eşdeğer hukuki delillerle ispat edilene kadar kesin delil niteliği taşımaktadır. Eğer işverenin işçiden bir avans alacağı veya fazla ödeme iadesi talebi bulunuyorsa ve yargılama dosyasına imzalı ücret bordroları usulüne uygun şekilde sunulmuşsa, mahkemeler ve bilirkişiler bu bordrolardaki resmi tutarlarla bağlıdır. Salt hukuki varsayımlar üzerinden veya asgari ücretin belli bir katsayısı (çarpanı) baz alınarak soyut bir ücret tespiti yapılması hukuken mümkün değildir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olay incelendiğinde, yerel mahkemece işçinin açtığı asıl davanın kısmen kabulüne, işverenin açtığı karşı davanın ise reddine karar verildiği görülmektedir. Kararın işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı özellikle işverenin işçiden talep ettiği "avans alacağı" ekseninde detaylıca incelemiştir.

Dosya kapsamına göre, işveren tarafından mahkemeye sunulan ücret bordrolarının son üç ay hariç olmak üzere işçi tarafından bizzat imzalanmış olduğu tespit edilmiştir. Nitekim yerel mahkemede işçinin tazminata esas son ücreti belirlenirken de bu imzalı son bordro dikkate alınmış ve işçi tarafı da bu duruma herhangi bir itirazda bulunmamıştır.

Ancak Yargıtay incelemesinde tespit edilen en temel hukuki hata, işverenin avans alacağı talebine ilişkin mahkemece yaptırılan hesaplama yönteminde ortaya çıkmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada, işçinin tüm çalışma dönemlerinde aldığı ücretlerin imzalı bordrolar üzerinden tek tek tespit edilmesi fiziken mümkünken bu hukuki yola gidilmemiştir. Bunun yerine, son tespit edilen ücretin asgari ücrete oranlanması suretiyle 1,45 şeklinde farazi bir çarpan (katsayı) belirlenmiş ve geçmiş dönem ücretleri bu çarpan ile o dönemin asgari ücretinin çarpılması yoluyla tamamen varsayımsal bir şekilde hesaplanmıştır.

Yargıtay, dosyada mevcut ve ihtilafsız olan imzalı bordrolar varken, bu şekilde asgari ücret çarpanı gibi farazi bir yöntemle hesaplama yapılmasını dosya kapsamına ve ispat kurallarına aykırı bulmuştur. Yapılması gereken işlemin, işçinin dönemler itibarıyla alması gereken ücreti imzalı bordrolara göre belirlemek, ödenen ücret ile ödenmesi gereken ücret arasındaki farkı saptamak ve avans iadesi talebini bu matematiksel sonuca göre değerlendirmek olduğu açıkça vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin avans alacağı hesabı yapılırken imzalı ücret bordroları yerine asgari ücrete endeksli katsayı kullanılarak hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğu yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: