Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/32932 E. 2020/16976 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/32932 |
| Karar No | 2020/16976 |
| Karar Tarihi | 26.11.2020 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Belirsiz alacak davası sıkı şekil şartlarına tabidir.
- Öngörülebilirlik ilkesi gereği içtihat değişikliği derhal uygulanamaz.
- İşçinin fiili ara dinlenme süreleri hesaptan mahsup edilmelidir.
- Yıllarca izin kullanmamak hayatın olağan akışına aykırıdır.
- Hâkimin çelişkili durumlarda davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu karar, hukuken özellikle belirsiz alacak davasının usuli şartları, içtihat değişikliklerinin zaman bakımından uygulanması ve fazla mesai ile yıllık izin alacaklarının ispat kuralları açısından kritik bir dönüm noktasını ifade etmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kapatılan 22. Hukuk Dairesinin yetkilerini de devraldıktan sonra belirsiz alacak davalarında "hukuki yarar" şartının tamamlanabilir bir dava şartı olmadığına karar vererek içtihat değişikliğine gitmiştir. Ancak, hukuki güvenlik ve sürpriz karar yasağı ilkeleri gereğince, bu yeni içtihadın eski uygulamaya güvenilerek açılan mevcut davalarda derhal uygulanmayacağı, taraflara mağduriyet yaratmamak adına bir geçiş esnekliği tanınacağı hüküm altına alınmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, iş yargılamasında sıklıkla karşılaşılan yıllık izin ve fazla mesai alacakları konusunda mahkemelere ciddi yol gösterici kurallar koymaktadır. İşçinin yedi yıl boyunca hiç yıllık izin kullanmamış olması hayatın olağan akışına aykırı kabul edilerek, mahkemenin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde davacıya bu durumu açıklatması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, fazla mesai hesaplanırken standart bir ara dinlenme süresinin düşülmesi yerine, işçinin fiilen işyeri dışında geçirdiği sürelerin tespit edilerek tam olarak bu sürelerin mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Uygulamada hâkimlerin aktif rol almasını gerektiren bu yaklaşım, çalışma hukukunda ispat ve tahkikat süreçlerinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini teyit etmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, sekiz yıla yakın bir süre çalıştığı işyerinden iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek ayrıldığını belirtip eski işverenine karşı dava açmıştır. İşçi, görev süresi boyunca işverenin kendisine yönelik psikolojik taciz (mobbing) uyguladığını ve fazla mesai, yıllık izin ile genel tatil ücretleri gibi temel işçilik alacaklarının uzun süredir ödenmediğini iddia etmiştir. Bu iddialara dayanarak birikmiş alacaklarının ve kıdem tazminatının kendisine ödenmesini talep etmiştir. İşveren ise davacının kendi isteğiyle istifa ettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, ayrıca ödenmemiş herhangi bir işçilik alacağının bulunmadığını savunmuştur. Uyuşmazlığın temelini, işçinin işten ayrılma sebebinin haklı olup olmadığı, belirsiz alacak davası olarak açılan davanın usuli durumu ve mesai ile izin alacaklarının hukuka uygun olarak nasıl hesaplanması gerektiği oluşturmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının başında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107 düzenlemesi gelmektedir. Bu madde uyarınca belirsiz alacak davası açılabilmesi için, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin objektif olarak imkânsız olması veya davacıdan beklenememesi şarttır. Alacağın miktarının baştan belirlenebilir olduğu durumlarda belirsiz alacak davası açılamaz ve dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekir.
Fazla mesai hesaplamalarında 4857 sayılı İş Kanunu m.68 kapsamında belirlenen ara dinlenme süreleri büyük önem taşımaktadır. İşçinin günlük çalışma süresi içinde fiilen işyerinde olmadığı süreler, çalışma süresinden sayılmaz ve ara dinlenmesinden mahsup edilmelidir. Fazla çalışma iddiasının ispatı öncelikle işyeri giriş çıkış kayıtları gibi yazılı belgelere dayanır; bu belgelerin yetersizliği hâlinde taraf tanıklarının beyanlarına başvurulabilir.
Ayrıca, yargılama sürecindeki en önemli usul kurallarından biri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.31 ile düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğüdür. Hâkim, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü hususlarda taraflara açıklama yaptırmak, soru sormak veya delil gösterilmesini istemek zorundadır. Yıllık ücretli izin hakkının kullanılıp kullanılmadığı hususunda, bir işçinin uzun yıllar boyunca hiç izin kullanmadığına yönelik iddialar dürüstlük kuralı ve hayatın olağan akışı prensipleriyle çelişmektedir. Yerleşik Yargıtay içtihatları gereği hâkimin bu durumu bizzat davacı işçiye açıklatması gerekmektedir. İşçinin somutlaştırma yükü ile hâkimin davayı aydınlatma yükümü bu noktada birbirini tamamlayan vazgeçilmez kurallardır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını incelediğinde somut olaya dair önemli usul ve esas hataları tespit etmiştir. Öncelikle, belirsiz alacak davası şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmiştir. Daire, kapatılan 22. Hukuk Dairesinin işlerini devralmasıyla belirsiz alacak davalarında içtihat değişikliğine giderek, şartları taşımayan davaların doğrudan dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve sürpriz karar yasağı ilkeleri uyarınca, davacının önceki yerleşik Yargıtay uygulamalarına güvenerek bu davayı açtığı dikkate alınmış ve bu usul eksikliği somut olayda geriye dönük bir bozma nedeni yapılmamıştır.
Fazla mesai alacaklarına ilişkin olarak yapılan incelemede, işçinin öğle saatlerinde işyeri dışında geçirdiği sürelerin her gün değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Yerel mahkemenin, işçinin işyeri dışında geçirdiği bu fiili süreleri dikkate almak yerine sabit kanuni ara dinlenme süresini mahsup ederek hatalı bir hesaplama yaptığı saptanmıştır. Yargıtay, işçinin dışarıda kaldığı sürenin tam olarak saptanıp ara dinlenme süresinden fiili duruma göre düşülmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Yıllık izin ücreti yönünden ise, davacının yedi yıllık kesintisiz çalışması boyunca sadece yurt dışına çıktığı yirmi günlük sürede izin kullandığı iddiasının hayatın olağan akışına ters olduğu açıkça ifade edilmiştir. Yedi yıl gibi uzun bir süre hiç izin kullanmadan çalışmak, olağan yaşam koşullarıyla bağdaşmamaktadır. Bu noktada yerel mahkemenin, hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde davacıya bu çelişkili durumu açıklatmadan, doğrudan eksik incelemeyle karar verdiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen bu hesaplama ve usul hatalarının giderilmesi için dosyanın yeniden tahkikata tabi tutulması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçilik alacaklarının hatalı hesaplanması ve eksik inceleme yapılması nedenleriyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.