Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2019/6036 E. | 2019/19641 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2019/6036 E. 2019/19641 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2019/6036
Karar No 2019/19641
Karar Tarihi 12.11.2019
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Bozma kararına uyulması usuli kazanılmış hak doğurur.
  • Mahkeme bozma kararının gereklerini eksiksiz yerine getirmelidir.
  • Bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımlar değiştirilemez.
  • İşçinin beyanları ve imzalı bordroları ispatta dikkate alınmalıdır.

Bu karar, hukuken "usuli kazanılmış hak" müessesesinin kesin sınırlarını ve yerel mahkemelerin Yargıtay bozma ilamlarına uyma kararı verdikten sonraki bağlayıcı yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hukuk sistemimizde, bir yerel mahkemenin Yargıtay'ın bozma kararına eylemli olarak uyması, bozma kararı lehine olan taraf için vazgeçilmez bir usuli kazanılmış hak yaratır. Mahkemelerin uyma kararı sonrasında bu karardan dönerek direnme kararı vermesi veya bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak yeni bir hüküm kurması usul hukuku kuralları gereğince mümkün değildir. Bu durum, adil yargılanma hakkının ve hukuki belirlilik ilkesinin en temel yansımalarından biridir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle bozma sonrası yapılan yargılamalarda mahkemelerin yetki sınırlarını çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Uygulamada sıkça karşılaşılan, bozma ilamına uyulmasına rağmen gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi veya kesinleşen kısımların yeniden yargılama konusu yapılması gibi yargılamayı uzatan usul hatalarının önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca, işçilik alacakları davalarında imzalı bordroların ve işçinin başka dosyalardaki ikrarlarının hukuki değerlendirmede mutlaka dikkate alınması gerektiği yönündeki yaklaşım, ispat hukuku açısından uygulamacılara önemli bir yol haritası sunmaktadır. Bu karar, yargılamanın lüzumsuz yere uzamasını engelleyerek hukuki istikrarı sağlama fonksiyonunu güçlü bir şekilde yerine getirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, 2008 ile 2013 yılları arasında davalı şirkete ait işyerinde dokuma bölüm sorumlusu olarak görev yapmıştır. İşçi, haftanın her günü yoğun bir şekilde fazla mesai yaptığını, bu yorucu çalışma temposuna gücünün kalmadığını işverenine bildirdiğinde ise olumsuz bir tutumla karşılaştığını ve kendisine sistematik olarak psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını ileri sürmüştür. Ayrıca her yıl iş olmadığı gerekçesiyle zorunlu olarak ücretsiz izne çıkarıldığını ve bu sürelerde ücretinin ödenmediğini belirterek iş sözleşmesini haklı nedenle kendisinin feshettiğini iddia etmiştir. Bu iddialarla kıdem tazminatı ile ödenmeyen fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının davalı işverenden tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, ancak söz konusu karar tarafların itirazları neticesinde daha önce de Yargıtay denetiminden geçmiş ve bozulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel teşkil eden en önemli usul hukuku kurumu "usuli kazanılmış hak" ilkesidir. Yargılamanın uzamasını önlemek, hukuki istikrarı sağlamak ve mahkeme kararlarına olan güveni korumak amacıyla Yargıtay içtihatlarıyla hukuk sistemimize yerleşmiş olan bu ilke, mahkemelerin yetki sınırlarını çizen katı bir kuraldır.

Bir mahkemenin, Yargıtay tarafından verilen bozma kararına iradi veya kanuni olarak uyması halinde, mahkeme artık o bozma kararının çizdiği sınırlar çerçevesinde inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak sonradan direnme kararı veremeyeceği gibi, bozulan hükmün bozma kararının kapsamı dışında bırakılarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir inceleme yapamaz. Yargıtay tarafından verilen bir bozma kararında kapsam dışında bırakılan kısımlar hukuken kesinleşmiş sayılır ve bu kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.

İş hukuku bağlamında ise, işçinin haklı fesih iddiaları ve işçilik alacağı talepleri 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Fazla çalışma ve tatil ücreti alacaklarının ispatında, işçinin kendi imzasını taşıyan tahakkuklu bordrolar ve mahkeme huzurundaki ikrarları büyük önem taşır. Psikolojik taciz (mobbing) ve ücretlerin ödenmemesi gibi durumlar, işçi açısından 4857 sayılı İş Kanunu m.24 kapsamında iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshi sebepleri arasında yer almakta olup, işçi bu durumu ispatladığında kıdem tazminatına hak kazanmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosya üzerinde yaptığı incelemede, yerel mahkemenin daha önce verilen bozma ilamlarına uyma kararı almış olmasına rağmen, bu bozma kararlarının gereklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini tespit etmiştir. Davacının işyerinde mobbinge uğradığı, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediği ve zorunlu ücretsiz izne çıkarıldığı yönündeki iddiaları neticesinde açılan davada, yerel mahkemenin kararları Yargıtay tarafından çeşitli eksiklikler sebebiyle daha önce iki kez bozulmuştur.

Yargıtay'ın önceki bozma ilamlarında; davalının ıslah dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin mahkemece hatalı değerlendirildiği, davacının başka bir iş mahkemesi dosyasında tanık sıfatıyla verdiği "ayda 1 gün hafta izni kullanıyorduk" şeklindeki beyanının dikkate alınması gerektiği, davalı vekilinin temyiz aşamasında sunduğu fazla mesai tahakkukları içeren imzalı bordroların incelenmesinin zorunlu olduğu ve hükmedilen alacak miktarlarının net mi yoksa brüt mü olduğunun kararda açıkça gösterilmesi gerektiği çok net bir şekilde ifade edilmiştir. Yerel mahkeme bu bozma kararlarına uymuş olsa da, yapılan yeni yargılama neticesinde bozma ilamının gereğini tam olarak karşılamadan, adeta bozma sınırlarının dışına çıkarak yeniden davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Yargıtay incelemesinde, bozulan ve yerel mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda adım atılmasının emredici bir kural olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Hükmün bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımlarının, lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak doğurduğu ve bu kısımlar hakkında farklı veya yeni bir karar verilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Somut olayda yerel mahkemenin, uyma kararı verdiği bozma ilamının çizdiği çerçeveye sadık kalmadan eksik inceleme ve değerlendirme ile karar tesis etmesi, usul kurallarına ve usuli kazanılmış hak ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin bozma ilamının gereklerini tam olarak yerine getirmemesi ve usuli kazanılmış hakları ihlal edecek şekilde karar vermesi nedeniyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: