Anasayfa Makale Kadınlara Yönelik Mobbing ve Ayrımcılığın...

Makale

İş hayatında kadın çalışanlara yönelik uygulanan mobbing ve cinsiyet temelli ayrımcılık, çalışma barışını derinden sarsan ciddi bir hukuki ihlaldir. Bu makalede, kadınların maruz kaldığı özgül mobbing türleri, cinsel taciz, ücret eşitsizliği ve cam tavan sendromu gibi psikolojik taciz eylemleri uzman avukat perspektifiyle incelenmektedir.

Kadınlara Yönelik Mobbing ve Ayrımcılığın Hukuki Boyutu

Günümüz çalışma hayatının karmaşık yapısı içerisinde kadınların karşılaştıkları en büyük engellerden biri sistematik psikolojik taciz ve cinsiyete dayalı ayrımcılıktır. Hukuki perspektiften değerlendirildiğinde mobbing, bir veya birden fazla kişinin güç ve otoritesini kötüye kullanarak diğer çalışanları rahatsız etme, aşağılama ve dışlama eylemlerinin bütünüdür. Özellikle kadına yönelik mobbing, salt mesleki bir çekişme olmaktan çıkıp temelinde cinsiyet önyargıları ve stereotiplerini barındıran bir hak ihlaline dönüşmektedir. Kadınların iş hayatında erkeklere oranla sayıca az olmaları, yeteneklerinin küçümsenmesi ve geleneksel aile rollerinin çalışma ortamına bir dezavantaj olarak yansıtılması, bu hukuka aykırı davranışların zeminini oluşturmaktadır. Bir mobbing hukuku uzmanı olarak belirtmek gerekir ki; kadınların kariyer gelişimini engelleyen ve onları çalışma ortamından soyutlamayı hedefleyen her türlü kasıtlı eylem, bireyin psikolojik sağlığını ve anayasal çalışma hakkını doğrudan zedeleyen ağır bir istismardır.

Kadın Çalışanların Karşılaştığı Özgül Mobbing Türleri

Kadınların işyerlerinde maruz kaldığı mobbing türleri, genellikle erkek egemen kültürün yarattığı cinsiyet temelli ayrımcılık ve hakaretler ile doğrudan bağlantılıdır. Hukuki uygulamalarımız bağlamında, kadınların mesleki yeteneklerinin sorgulanması ve sırf cinsiyetleri nedeniyle küçümsenmeleri, doğrudan iş sözleşmesinin ihlali niteliğindedir. Bunun yanı sıra, iş hayatında cinsel taciz, istenmeyen fiziksel temaslar veya cinsel içerikli söylemler şeklinde kendini gösteren ve kadınların onuruna doğrudan saldıran en yıkıcı mobbing eylemlerinden biridir. Toplantılara davet edilmemek veya önemli bilgi ve kaynaklardan kasten mahrum bırakılmak suretiyle uygulanan sosyal izolasyon, kadının işyeri ortamındaki varlığını yok sayan sistematik bir dışlama ve yıldırma eylemidir. Bu tür ayrımcı ve onur kırıcı davranışlar, kadının iş hayatındaki eşitlik hakkının gasp edilmesi anlamına gelir ve yasal düzlemde korunan en temel hukuki menfaatleri zedeler.

Kariyer Gelişiminin Engellenmesi ve Cam Tavan Sendromu

İş hayatında sıklıkla karşılaşılan cam tavan sendromu, kadınların mesleki liyakatlerine rağmen yönetim ve üst düzey liderlik pozisyonlarına terfi etmelerini engelleyen görünmez hukuki ve fiili engeller bütününü ifade etmektedir. Muhasebe ve mali müşavirlik gibi spesifik uzmanlık gerektiren mesleklerde dahi, mesleğe başlama aşamasında desteklenmeme ve meslek mensubu olarak mükellef bulmada zorlanma şeklinde ortaya çıkan bu durum, fırsat eşitliği ilkesine bütünüyle aykırıdır. Eğitim ve terfi olanaklarının kasten kısıtlanması, sürekli olarak düşürülmüş performans değerlendirmelerine tabi tutulma veya liyakate aykırı şekilde düşük prestijli işlerin verilmesi, kadının mesleki ilerlemesini durdurmayı amaçlayan haksız taktiklerdir. Eşit değerde iş için kadınlara erkek meslektaşlarına kıyasla daha düşük ücret ödenerek yaratılan ücret eşitsizliği ise, çalışma hukukunun en temel normlarından olan eşit işlem borcunun çok açık ve ağır bir ihlalidir.

Aile Sorumlulukları Üzerinden Geliştirilen Psikolojik Baskı

İş hukukunda çalışanların özel yaşamlarına saygı duyulması vazgeçilmez bir esasken, kadın çalışanlar ne yazık ki aile sorumlulukları ve annelik rolleri nedeniyle haksız bir damgalamaya ve ağır bir psikolojik şiddete maruz bırakılmaktadır. Kadınların çocuk sahibi olmaları, gebelik süreçleri veya yasal bir hak olan esnek çalışma saatlerini talep etmeleri, bazı işverenler ve meslektaşlar tarafından performans düşüklüğü bahanesi olarak kullanılarak kadın sistematik bir manipülasyona uğratılmaktadır. Aile yaşantısının getirdiği yükümlülükler öne sürülerek kadının işyerinde adaletsiz uygulamalara tabi tutulması ve mesleki kapasitesinin altındaki anlamsız işlere zorlanması, hukuken temel bir hak ihlalidir. Bireyin iş ve aile yaşamı arasındaki dengeyi kurma çabasının, bizzat aleyhine bir işyeri zorbalığı aracına dönüştürülmesi, mobbing olgusunun en yıkıcı formlarından birini oluşturur ve mağdurun haklı fesih hakkını doğurur.

Kadınlara Yönelik Mobbingin Belirgin Göstergeleri

Bir mobbing hukuku avukatı olarak, yargılama ve analiz süreçlerinde karşımıza çıkan, kadınların meşru çalışma hakkını doğrudan doğruya ihlal eden somut eylemleri detaylıca tasnif etmek uyuşmazlıkların ispatı açısından muazzam bir büyük önem taşır. Cinsiyetçi önyargılara dayanan bu ayrımcı uygulamalar, hukuki sorumluluk doğuran sistematik hak ihlalleridir. İşletme içerisinde kadınların özgüvenini zedeleyici eylemlere maruz bırakılmaları, uyuşmazlıkların en belirgin kaynaklarındandır. Tespit edilen bu tür ağır ihlaller, kadının iş hayatında var olma, liyakatiyle yükselme ve mesleki tatmin elde etme çabasına yöneltilmiş ağır birer haksız fiil olup, açılacak davaların ve maddi manevi tazminat iddialarının ana dayanak noktalarıdır. İş dünyasında kadın çalışanları yıpratmaya yönelik olarak kasten ve sistematik bir biçimde uygulanan spesifik somut eylemler genel olarak şunlardır:

  • Çaba ve başarıların haksız bir şekilde değerlendirilerek yapılan işlerin sürekli olarak eleştirilmesi.
  • Sırf cinsiyet farklılığından ötürü küçük duruma düşürücü isimlerle anılma ve iş ortamında alay edilmesi.
  • İşin gerektirdiği mesleki kapasiteyi kasıtlı olarak aşan yorucu görevlerin verilmesi veya hiçbir özel görev içermeyen anlamsız işlerin dayatılması.
  • Gözdağı vermek amacıyla iletişim yollarının kasten kapatılarak çalışanın iş arkadaşları ile temasının tamamen engellenmesi.
  • Psikolojik yıpratma ve yıldırma amacıyla doğrudan fiziksel tehditlere, sözlü cinsel kabalıklara veya rahatsız edici imalara maruz bırakılması.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: