Anasayfa Makale Kamu Kurumlarında Mobbing: Hukuki Tanımı,...

Makale

Kamu kurumlarında karşılaşılan mobbing, personelin onurunu zedeleyen, sistemli ve yıpratıcı bir psikolojik taciz sürecidir. Bu makalede, idari yapılanmadan doğan mobbingin hukuki tanımı, hiyerarşik veya kurumsal nedenleri ile mağdurlar ve kurumlar üzerinde yarattığı yıkıcı sosyo-psikolojik etkiler hukuki bir perspektifle incelenmektedir.

Kamu Kurumlarında Mobbing: Hukuki Tanımı, Nedenleri ve Etkileri

Çalışma hayatında psikolojik taciz olarak da bilinen mobbing, günümüzde hem özel sektörde hem de kamu idaresinde sıklıkla karşılaşılan, çalışanların ruhsal ve bedensel bütünlüğünü derinden sarsan ciddi bir hukuki sorundur. Devlet teşkilatında yer alan memurlar ve diğer kamu personelleri, hiyerarşik yapının getirdiği katı kurallar ve bürokratik kültür nedeniyle zaman zaman üstleri, astları veya eşit statüdeki çalışma arkadaşları tarafından sistemli bir şekilde uygulanan psikolojik şiddete maruz kalabilmektedirler. Psikolojik taciz, çalışanı işyerinden soğutmayı, dışlamayı veya istifaya zorlamayı amaçlayan, insan onuruna aykırı ve sürekli nitelik taşıyan düşmanca eylemler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Kamu idaresindeki örgütsel sorunlar ve yönetim zafiyetleri, bu tür taciz vakalarına maalesef uygun bir zemin hazırlamaktadır. Bir hukuki uyuşmazlık olarak mobbingin doğru tespit edilebilmesi, idarenin kusurunun saptanması ve mağdurların korunması açısından hukuki tanımının, ortaya çıkış nedenlerinin ve etkilerinin çok iyi analiz edilmesi zorunludur.

Psikolojik Tacizin Hukuki Tanımı ve Kapsamı

Psikolojik taciz veya yaygın adıyla mobbing, bir işyerinde çalışanın amiri, astları veya eşit statüdeki mesai arkadaşları tarafından sistematik bir biçimde uygulanan her türlü kötü muamele, tehdit, şiddet ve aşağılama eylemlerini ifade etmektedir. Hukuki literatürde ve ilgili mevzuata yön veren doktriner çalışmalarda bu kavram, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların itibarını ve onurunu zedeleyen, verimliliklerini düşüren ve sağlıklarını kaybetmelerine neden olan kasıtlı davranışlar bütünü olarak nitelendirilmektedir. Mobbingin yasal zemininde oluşabilmesi için eylemlerin bir defaya mahsus olmaması, belirli bir süreklilik arz etmesi ve çalışanı pasifize etme veya işten uzaklaştırma amacı taşıması gerekmektedir. Kamu kurumlarında bu durum çoğu zaman, salt kişisel bir husumetten ziyade, idari işlemler ve eylemler aracılığıyla haksız bir şekilde gerçekleştirilen, personeli yıldırmaya yönelik bir psikolojik terör halini almaktadır.

Kamu Kurumlarında Mobbingin Nedenleri

Örgütsel Yapı ve Hiyerarşik Düzenin Etkisi

Kamu idaresinde mobbingin ortaya çıkmasında en önemli etkenlerin başında, idarenin katı hiyerarşik-bürokratik örgüt düzeni gelmektedir. Çok aşamalı, geniş çerçeveli ve esneklikten uzak olan bu statik kurum yapısı, personeller ile idare arasındaki tek yönlü iletişimi tetikleyerek çalışanların şikayet ve beklentilerinin göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Ayrıca, kurum kültürünü oluşturan formel esaslara dayalı bağlantılar sistemi, müzakereye kapalı bir çalışma ortamı yaratarak mevcut uyuşmazlıkları derinleştirmektedir. Yöneticilerin ellerindeki idari yetkileri keyfi ve otoriter bir biçimde kullanması, karar alma mekanizmalarının sadece üst düzey idarecilerin inisiyatifinde olması, alt kademelerde görev yapan kamu personelinin dışlanmışlık hissi yaşamasına ve nihayetinde idare eliyle sistemli bir yıldırma politikasına maruz kalmasına neden olan başlıca yapısal zafiyetlerdir.

Liyakat Sistemindeki Eksiklikler ve Yönetim Zafiyeti

Kamuda psikolojik tacizi tetikleyen bir diğer temel neden, performans ve liyakat anlayışının yeterli seviyede bulunmadığı idari analiz ve terfi sistemleridir. İşveren veya yönetici konumundaki amirlerin, ödülden çok cezaya odaklanan, çalışanlar arasındaki liyakat farklarını gözetmeyen yaklaşımları, kurum içerisinde haksız rekabeti ve husumeti doğrudan doğurmaktadır. Kamu çalışanlarının kariyer gelişiminde mesleki liyakat yerine siyasi eğilimlerin veya kişisel tercihlerin öne çıkması, iş tanımlarındaki belirsizlikler ve adam kayırma gibi faktörler, personelin kurum içi adalet duygusunu derinden zedelemektedir. Bu tür bir sağlıksız çalışma ikliminde, yönetime itiraz eden veya uyumsuz olarak damgalanan personel; haksız disiplin cezaları gibi idari araçlar kullanılarak amirler tarafından baskı altına alınmakta ve sistematik psikolojik şiddetin bir numaralı hedefi haline gelmektedir.

Kamuda Sık Karşılaşılan Psikolojik Taciz Davranışları

Kamu kurumlarındaki psikolojik taciz vakaları incelendiğinde, idarecilerin disiplin ve atama yetkilerini bir ceza aracı olarak kullandığı görülmektedir. Kamu görevlilerine uygulanan ve hukuki uyuşmazlıklara konu olan bazı tipik mobbing eylemleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Kişilik haklarına, inançlara veya değer yargılarına yönelik sistemli aşağılama ve hakaret edilmesi,
  • Çalışanın kasıtlı olarak izole edilmesi, yok sayılması veya iletişim kanallarının tamamen kapatılması,
  • Kişinin uzmanlık alanı dışındaki veya seviyesinin çok altındaki işlerde çalışmaya zorlanması,
  • Sürgün niteliği taşıyan haksız tayin, atama ve sürekli geçici görevlendirmelerin yapılması,
  • Mesnetsiz iddialarla haksız disiplin soruşturmaları açılarak hukuka aykırı idari cezalar verilmesi.

Yukarıda belirtilen bu düşmanca davranışlar, mağduru mesleki ve sosyal açıdan yıpratmayı hedefleyen ve temel hakları ihlal eden tehlikeli saldırgan tutumlar arasında yer alarak bürokratik yozlaşmayı doğrudan hızlandırmaktadır.

Mobbingin Mağdur ve Kurum Üzerindeki Yıkıcı Etkileri

Mobbing eylemlerinin en belirgin ve en tehlikeli sonuçları, mağdur şahıs üzerinde bıraktığı ağır psiko-sosyal ve fiziksel yıkımlardır. Psikolojik tacize maruz bırakılan bir kamu çalışanı; işyerinde sürekli bir gerginlik, korku ve suçluluk duygusu yaşayarak zamanla çok ciddi bir özgüven kaybına uğramaktadır. Mağdurlarda depresyon, uyku bozuklukları, odaklanma sorunları gibi ruhsal hastalıkların yanı sıra; kalp çarpıntısı, nefes darlığı, sindirim sistemi sorunları gibi ciddi fizyolojik belirtiler de sıklıkla gözlemlenmektedir. İşe gitme isteğinin kaybolmasıyla ve tükenmişlikle başlayan bu süreç, personelin ailesiyle ve yakın çevresiyle olan sosyal ilişkilerini de onarılamaz biçimde zedelemekte, kişiyi toplumdan tamamen soyutlamaktadır. Ayrıca, psikolojik ve tıbbi destek almak zorunda kalan çalışanın tedavi masrafları, hukuki mücadele giderleri ve işsizlik riski, mağdurun hayatında ciddi ekonomik külfetleri de beraberinde getirmektedir.

Birey üzerindeki bu yıkıcı etkilerinin ötesinde, mobbing aynı zamanda kurumun idari işleyişine ve kamu hizmetinin niteliğine de çok büyük zararlar vermektedir. Mobbingin yaygın olarak uygulandığı ve tolere edildiği bir kamu idaresinde kurum kültürü değerlerinde ani bir düşüş yaşanmakta, personelin yönetime olan güven ortamı sarsılmakta ve çalışanlar arası genel saygı duygusu yok olmaktadır. Çalışanların motivasyonlarının düşmesi ve iş tatminsizliği yaşaması, doğrudan halka sunulan hizmet kalitesinin ve performansın azalması ile sonuçlanır. Üstelik bu sağlıksız ve hukuka aykırı çalışma ortamı sadece mevcut mağduru değil, sürece sessizce tanık olan diğer idari personelleri de olumsuz etkileyerek kurum içerisinde adeta bir korku iklimi yaratmaktadır. Tüm bu baskı süreci, nihayetinde kurumsal sadakatin yitirilmesine ve tecrübeli kamu personelinin istifa etmesine neden olmaktadır.

5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: