Haksız yere gözaltında veya tutuklu kalıp sonrasında beraat eden kişiler, uğradıkları zararların karşılanması amacıyla devlete karşı tazminat davası açma hakkına sahiptir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, beraat kararı verilmesiyle birlikte geçmişteki yakalama, gözaltı veya tutuklama işlemleri hukuka aykırı hâle gelmiş kabul edilir ve bu durum kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenir.
Haksız yere verilen bir disiplin cezası nedeniyle ifade özgürlüğünüzün ihlal edildiğini düşünüyorsanız, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda hem yeniden yargılama yapılmasını hem de uğradığınız manevi zararların tazmin edilmesini talep etmeniz mümkündür. Anayasal hak ihlalinin sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması için temel kural, ihlalden önceki duruma dönülmesini sağlayacak olan yeniden yargılama yolunun işletilmesidir.
Evet, tapunuza konulan tedbirin makul olmayan bir süre boyunca devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkınızın ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru yapabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin ölçülü olabilmesi için kapsamı ve süresi itibarıyla mutlaka orantılı bir şekilde uygulanması gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı vermesi durumunda, disiplin cezanızın iptal edilmesi ve uğradığınız zararların telafi edilmesi için yeniden yargılama yapılması ve tarafınıza manevi tazminat ödenmesi gerekmektedir. İfade özgürlüğünüzün ihlal edildiğinin tespit edilmesinin ardından, kararın bir örneği ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla davanıza bakan idare mahkemesine gönderilir.
Maaşlarınızın faizsiz ödenmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesinden doğrudan doğruya bir maddi tazminat kazanmanız mümkün olmayıp oluşan hak ihlalinin giderilmesi için öncelikle yerel mahkemede yeniden yargılama yapılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için davanın yeniden görülmesinde hukuki bir zorunluluk bulunduğuna işaret etmektedir.
Gösteri yürüyüşüne katıldığınız için somut bir eyleminiz kanıtlanmadan propaganda suçundan ceza almanız durumunda, Anayasa ile güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ihlal edilmiş sayılır. Anayasa Mahkemesi böyle bir ihlal tespit ettiğinde, ilk olarak ihlalin sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması amacıyla ilgili yerel mahkemeden yeniden yargılama yapılmasını talep etme hakkınız doğar.
Cezaevi idaresinin eşinizle görüşmenizi kanuni bir dayanak olmaksızın engellemesi nedeniyle uğradığınız manevi zararların telafisi için mahkemelerden tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. Temel hakların ihlal edildiğinin tespit edilmesi durumunda, ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için kural olarak yeniden yargılama yapılması gerekmekle birlikte, salgın tedbirlerinin kalkmış olması veya tahliye edilmiş olmanız gibi durumlarda yeniden yargılamanın hukuki bir yarar sağlamayacağı değerlendirilebilir.
Tapu iptali kararına karşı temyiz hakkından vazgeçerek tazminat davası açmak hukuken geçerli bir yöntemdir ve mahkemelerin bu durumu aleyhinize haksız bir gerekçe olarak kullanmaması gerekir. Karara konu olayda vatandaş, arazisinin orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesine dair kararın usulsüz tebliğ edildiğini kanıtlayarak kararı yeniden tebliğ almış, ancak süreci uzatmamak ve doğrudan zararlarının karşılanmasını sağlamak amacıyla temyizden feragat etmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından haksız bir disiplin cezası nedeniyle temel haklarınızın ihlal edildiğine karar verilmesi durumunda, hem yeniden yargılama yoluna gidilerek cezanın ortadan kaldırılması hem de tarafınıza tazminat ödenmesi mümkündür. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için öncelikle kararı veren derece mahkemesine dosya gönderilir ve yeniden yargılama yapılarak ihlale neden olan kararın düzeltilmesi sağlanır.
İdare mahkemesi tarafından başvurunuzun sadece süre aşımı gerekçesiyle ve devam eden ihlal durumu göz ardı edilerek reddedilmesi halinde anayasal hak ihlali iddiasıyla üst yargı mercilerine taşıma hakkınız bulunmaktadır. Mahkemelerin, kanunda yer alan süre şartlarını uygularken mağdurun tazminat imkanından yararlanmasını zorlaştıran aşırı şekilci yorumlardan kaçınması gerekmektedir.