Savunma Hakkı
Savunma Hakkı — 105 SORU & CEVAP listelendi.
Eşinizi yönlendirerek, kışkırtarak veya tuzağa düşürerek elde ettiğiniz ses veya görüntü kayıtlarının boşanma davasında kullanılması hukuken korunmayan bir yöntemdir. Hukuk uygulamasında usulsüz olarak elde edilen deliller ile usulsüz olarak yaratılan deliller arasında net bir ayrım bulunmakta olup, kurgu sonucu planlı fiillerle yaratılan materyaller yargılamada hiçbir şekilde kabul edilmemektedir.
Sahip olduğunuz ses kaydının yalnızca iddialarınızı ispatlamaya yarayan ilgili bölümünü mahkemeye sunmanız, hukuki açıdan ölçülülük ilkesi ve veri minimizasyonu prensiplerine çok daha uygun bir davranış olacaktır. İddia ve savunma hakkı kapsamında kullanılacak kişisel verilerin, hedeflenen amaca ulaşmak için gerektiği kadar kullanılması esastır.
Cezaevinde bulunduğunuz dönemde avukatınızla veya birtakım resmî makamlarla yaptığınız yazışmalar, genel mektuplaşmaların aksine cezaevi yönetiminin denetiminden muaf tutulmaktadır ve kural olarak okunamaz. Hakkınızda yürütülen ceza davası sürecinde savunma hakkı güvencelerinin tam anlamıyla işleyebilmesi için, hukuki temsilcinizle aranızdaki iletişimin gizliliği büyük bir önem taşımaktadır.
Aleyhinize ifade veren kişileri sorgulama fırsatı bulamamanız, yargılamanın bütününün otomatik olarak adaletsiz olduğu anlamına gelmez. Ceza yargılamasında hakkaniyet değerlendirilirken, davanın soruşturma aşamasından hüküm aşamasına kadar olan tüm süreci bir bütün olarak ele alınır.
İletişim kuramama durumunuz tamamen kendi gönüllü eylemlerinizin bir sonucuysa, devlet yetkililerinin savunma hakkınızı ihlal ettiğini ileri süremezsiniz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sanığın avukatıyla görüşme hakkının mutlak olmadığını ve sanığın kendi iradesiyle ülkeyi terk etmesi nedeniyle ortaya çıkan iletişim engellerinden devletin sorumlu tutulamayacağını açıkça belirtmektedir.
Hakkınızda açılmış bir ceza davası ve verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadan, sadece evi satın alan üçüncü kişi konumunda olduğunuz için mülkünüze el konulması suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, kişilere bir yaptırım uygulanabilmesi için bu kişilerin ceza yargılamasına doğrudan katılmış olmaları ve kendi eylemlerinden dolayı suçlu bulunmaları şarttır.
Yüksek mahkemenin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararını yalnızca küçük bir usul hatası olarak nitelendirip yargılamanın genel adilliğinin zedelenmediği şeklinde yorumlaması kesinlikle doğru bir yaklaşım değildir. Avukata erişim hakkınızın kısıtlanması gibi temel bir güvencenin ihlal edilmesi, tüm yargılama sürecinin adilliğini onarılamaz biçimde zedeleyen çok ciddi bir hak ihlalidir.
Emniyet yetkililerinin beraatla sonuçlanmış bir suçlamayı işverene bildirmeden önce size önceden beyanda bulunma veya duruma itiraz etme imkanı sunmaması, yeterli yasal güvencelerin sağlanmadığı durumlarda hak ihlali olarak kabul edilmektedir. İlgili uyuşmazlıkta polis birimlerinin, bir iş başvurusunda sunduğunuz detaylı sabıka belgesine geçmişteki bir suçlamayı eklerken size haber vermemesi ve bu bilginin doğruluğunu sizinle tartışmaması ciddi bir hukuki eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
Elbette gerekir, mahkemelerin yalnızca duruşma sırasındaki durumunuzu değil, polisteki itirafınız sırasında avukat hakkınızdan vazgeçerken zihinsel kapasitenizin buna uygun olup olmadığını da derinlemesine incelemesi zorunludur. Yargılama aşamasında bir kişinin kendini savunma yeteneğinin uzman raporlarıyla değerlendirilmesi tek başına yeterli değildir.
Kesinleşmiş bir ceza kararının iptalini talep edebilirsiniz, ancak bu talebinizin kabul edilmesi için gerçekten hukuka uygun şekilde çağrılmamış olmanız veya mahkemeye katılamama mazeretinizi bildiremeyecek durumda bulunmanız gerekir. İç hukuktaki olağanüstü itiraz yolları, yalnızca sanığın yargılamadan tamamen habersiz olduğu veya mücbir sebeplerle mahkemeyi bilgilendiremediği istisnai durumlarda sonuç vermektedir.