Kişisel veri ve özel nitelikli veri kavramlarının temel unsurları, veri koruma hukukunun kavramsal çerçevesini oluşturur. Geleneksel eşya hukuku kavramlarının yetersiz kaldığı bu alanda, verilerin hukuki niteliği mülkiyet hakkı olarak değil, insan onurunu ve şahsi mahremiyeti merkeze alan kişilik hakkı rejimi altında değerlendirilmektedir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında uygulanan idari para cezalarının alt ve üst sınırları arasındaki geniş makas, idareye büyük bir takdir yetkisi sunmaktadır. Bu durumun mülkiyet hakkı ve hukuki belirlilik ilkesi bağlamında yarattığı riskler ile Kurul kararlarının gerekçeli olmasının önemi hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
Modern hukukta kişisel verilerin korunması, bireyin bilgi özerkliğini güvence altına alan temel bir kişilik hakkıdır. Bu makalede, kişisel veri kavramının teorik temelleri, uluslararası hukuktaki gelişimi, veri işleme ilkeleri ve hassas verilerin hukuki rejimine dair kapsamlı ve güncel bir hukuki analiz sunulmaktadır.
Kişisel sağlık verilerinin hukuki niteliği, hukuk doktrininde tartışmalı bir konudur. Bu verilerin mülkiyet hakkı mı, fikri mülkiyet mi yoksa kişilik hakkı mı olduğu sorunsalı, verinin korunması rejimini doğrudan etkiler. Günümüzde sağlık verileri, bilgi self-determinasyonu bağlamında bağımsız bir anayasal kişilik hakkı olarak kabul görür.
Sağlık verileri, anayasal güvence altındaki kişilik haklarının temel bir parçası olup, yüksek koruma gerektiren özel nitelikli kişisel veri statüsündedir. Bu makalede, sağlık verilerinin hukuki dayanakları ile mevzuatta belirlenen güncel işlenme şartları ve istisnaları hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
Veri ekonomisinde kişisel veriler ekonomik bir değer taşısa da, bu veriler üzerinde klasik anlamda bir mülkiyet hakkı tesis edilmesi mümkün değildir. Hukukumuzda kişisel veriler malvarlığı değeri değil, kişilik hakkının bir uzantısıdır ve bu veriler üzerinde rızaya dayanmayan serbest ticari tasarruflarda bulunulamaz.
Kişisel verilerin korunması hukuku, bireylerin haklarını güvence altına almak amacıyla belirli ilkelere dayanır. Bu ilkeler; dürüstlük kuralı, meşru amaç, ölçülülük ve güncellik gibi prensiplerden oluşur. Hakkın hukuki niteliği ise mülkiyet, fikri mülkiyet ve kişilik hakları ekseninde değerlendirilmektedir.
Türk hukukunda boşanma kararıyla birlikte eşler arasındaki mal rejimi tasfiye sürecine girer. Kanuni düzenlemelere göre yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erme anı, boşanma davasının açıldığı tarihtir. Bu makalede mal rejiminin sona ermesi, yasal mal rejimi esasları ve tasfiyenin temel ilkeleri incelenmektedir.
Değer artış payı davası, eşlerden birinin diğerinin malvarlığına yaptığı karşılıksız ve bağışlama kastı taşımayan katkıların tasfiyesini amaçlar. Bu makalede, değer artış payı talebinin hukuki şartları, evlilik birliğindeki malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasına yönelik maddi ve emek eksenli katkı türleri analiz edilmektedir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi, eşlerin mali katkılarının adilce paylaştırılmasını hedefler. Bu makale, tasfiye sürecini, artık değer hesaplamalarını, denkleştirme ve eklenecek değerler gibi önemli hukuki kurumları güncel Yargıtay uygulamaları ışığında kapsamlı ve pratik bir hukuki perspektifle detaylıca incelemektedir.