Gözaltı sürecinde kolluk görevlileri tarafından fiziksel şiddete maruz kaldığınıza dair şikayetiniz üzerine savcılığın şüpheli polislerin ifadesini almadan dosyayı kapatması durumunda Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruda bulunarak hakkınızı arayabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, gözaltında kötü muamele iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmalarda iddia edilen şiddet olayını aydınlatmak için savcılığın derhal harekete geçmesi ve sorumluların kimliklerini tespit ederek ifadelerine başvurması gerekmektedir.
Gözaltındayken yaşadığınız fiziksel şiddeti tutuklanma korkusu veya tekrar aynı polislerin eline düşme endişesiyle sulh ceza hakimliği önündeki sorgunuzda dile getirememiş olmanız, sonradan yapacağınız şikayetin doğrudan reddedilmesi için tek başına geçerli bir sebep oluşturmamaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişilerin gözaltı sürecinde yaşadıkları psikolojik baskı ve korku nedeniyle maruz kaldıkları şiddeti anında ifade edememelerini anlaşılabilir bir durum olarak değerlendirebilmektedir.
Gözaltı çıkışında korku veya baskı nedeniyle doktora ya da sulh ceza hâkimliğine şiddet gördüğünüzü söyleyememiş olsanız bile, serbest kaldıktan hemen sonra aldığınız ve şiddet izlerini gösteren darp raporu soruşturma aşamasında mutlaka dikkate alınmalıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, gözaltı sonrasında alınan iki farklı sağlık raporu arasında çelişki bulunması durumunda, savcılık makamının bu çelişkiyi gidermek için gerekli araştırmaları yapması şarttır.
Haksız gözaltı nedeniyle açtığınız tazminat davasında mahkemenin talebinizi yanlış yorumlayarak davanın esasını incelememesi, anayasal güvence altında olan karar hakkı ihlali olarak değerlendirilebilir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, demokratik bir toplumda adil yargılanma hakkı güvencelerinden olan mahkeme hakkının en önemli unsurlarından biri, uyuşmazlığın mahkeme önüne getirilebilmesi ve mahkemenin sunulan esaslı iddia ve savunmaları inceleyerek bir sonuca bağlamasıdır.
Ceza davası devam ederken avukatlık ruhsatınızın verilmemesi nedeniyle uğradığınız maddi zararların tazmini için ağır ceza mahkemesinde değil, idari yargı mercilerinde tam yargı davası açmanız gerekmektedir. Ceza muhakemesi kanunları kapsamında haksız yakalama ve gözaltı gibi durumlar için ağır ceza mahkemelerinde tazminat talep edilebilirken, beraat eden kişilerin salt haklarında kamu davası açılıp yargılama yapıldığı için mesleki ruhsat alamamalarından doğan zararlar bu kapsamda doğrudan talep edilememektedir.
Haksız gözaltı nedeniyle açtığınız tazminat davasında mahkemenin talebinizin esasını incelemeden karar vermesi adil yargılanma hakkınızın bir unsuru olan karar hakkı kapsamında bir ihlal oluşturur. Bir gün dahi olsa haksız yere gözaltına alınmanız sebebiyle itibar kaybı yaşadığınızı ve suçlu olarak yaftalandığınızı belirterek talep ettiğiniz manevi tazminatın, üst derece mahkemesi tarafından yanlış yorumlanarak hiç değerlendirilmemesi hukuka aykırıdır.
Haksız yakalama ve gözaltı işlemlerine karşı açılan davalarda hükmedilen tazminat miktarının çok düşük olması durumunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak hakkınızı arayabilirsiniz. Beraat kararı aldıktan sonra açtığınız tazminat davası neticesinde mahkemelerin takdir ettiği manevi tazminat tutarı, uğradığınız mağduriyetle orantısız veya çok önemsiz bir miktarda kalıyorsa bu durum anayasal haklarınızın ihlali anlamına gelebilmektedir.
Haksız el koyma işlemine karşı açtığınız tazminat davasında mahkemenin bu talebinizi hiçbir gerekçe göstermeden incelemesiz bırakması durumunda etkili başvuru hakkınızın ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurabilirsiniz. Beraat kararınızın kesinleşmesinin ardından haksız koruma tedbirleri nedeniyle açtığınız tazminat davasında, yalnızca gözaltı süresi için bir karar verilip cep telefonu ve dijital materyallerinize yönelik hukuka aykırı elkoyma iddialarınız hakkında hiçbir hukuki değerlendirme yapılmamış olması temel haklarınızın zedelendiği anlamına gelmektedir.
Haksız yere tutulduğunuz iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce, hukuk sistemimizde var olan olağan kanun yollarını ve tazminat imkânlarını usulüne uygun olarak tüketmeniz gerekir. Anayasa Mahkemesi, polis veya diğer kolluk görevlileri tarafından haksız olarak bekletildiğiniz ya da tutulduğunuz şikayetlerini kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde incelemektedir.
Gözaltı süresince devletin kontrolü altındayken vücudunuzda oluşan yaralanmalarla ilgili olarak yetkili makamların tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Sizin olayınızda olduğu gibi, adli muayene raporlarında fiziki bulgular ve morluklar tespit edilmesine rağmen savcılığın yaralanmanın kaynağını değerlendirmeden soyut gerekçelerle takipsizlik kararı vermesi hukuka aykırı kabul edilebilir.