Karar Bülteni
AİHM B.M. BN. 25893/23
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | AİHM 5. Bölüm |
| Başvuru No | 25893/23 |
| Karar Tarihi | 06.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | HUDOC |
- Zorunlu psikiyatrik yatışlarda hukuki temsil şarttır.
- Özgürlükten yoksun bırakma kararları keyfiliğe karşı denetlenmelidir.
- Matbu evrakla yapılan yargısal denetim ihlal doğurur.
- Mahkeme kararlarının ilgiliye usulünce tebliği zorunludur.
Bu karar, psikiyatrik nedenlerle kişinin iradesi dışında hastaneye yatırılması sürecinde uygulanması gereken usuli güvencelerin ve hukuki temsil hakkının önemini vurgulamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakıldığı bu tür hassas durumlarda, avukat yardımından faydalanma hakkının fiilen ve etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini ortaya koymuştur. Karar, hakimin kişiyi dinlemesinin sadece şekli bir prosedür olmadığını, hastanın hukuki temsil imkânının net olarak tutanağa geçirilmediği bir yargısal denetimin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen maddesine açıkça aykırı olduğunu teyit etmektedir.
Emsal niteliğindeki bu karar, ruh sağlığı sorunları nedeniyle zorunlu yatışa tabi tutulan bireylerin adalete erişimi ve hak arama hürriyetleri açısından kritik bir referans noktasıdır. Uygulamada sıkça rastlanan, hastane ve mahkeme arasındaki iletişimsizlikler ile hastaya kararın usulünce tebliğ edilmemesi gibi eksikliklerin doğrudan hak ihlali doğuracağı kesinleşmiştir. Benzer davalarda, yerel mahkemelerin zorunlu yatış kararı verirken kişinin yasal temsil talebini açıkça sorması, bunu belgelendirmesi ve kararın bizzat ilgiliye tebliğini güvence altına alması gerektiği prensibi yerleşmiştir. İdari ve yargısal makamların psikiyatrik vakalara yaklaşımında usuli titizliğin, insan haklarının korunmasında ne derece vazgeçilmez olduğu bu kararla bir kez daha güvence altına alınmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
İspanya vatandaşı olan B.M., İspanya Devleti'ne karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, iş yerinde yaşadığı tartışmalı bir olay sonrasında acil servise götürülmüş ve hekimlerin kararıyla kendi rızası dışında bir devlet psikiyatri hastanesine yatırılmıştır. Hastane yönetimi, zorunlu yatış onayı için durumu derhal yerel mahkemeye bildirmiştir.
Mahkeme, başvurucu ile video konferans yöntemiyle bir görüşme gerçekleştirerek zorunlu yatış kararını onaylamıştır. Ancak bu kritik görüşme sırasında başvurucunun yanında hiçbir avukat bulunmamıştır. Ayrıca, mahkeme kararı doğrudan başvurucuya değil, hastane personeline e-posta yoluyla gönderilmiştir. Başvurucu, avukat yardımı alma hakkının ihlal edildiğini, mahkeme kararının kendisine usulünce tebliğ edilmediğini ve dolayısıyla iradesi dışında hastaneye yatırılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini ve manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkeme, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 5/1-e hükmüne dayanmıştır. Bu madde, akıl hastalarının, alkoliklerin, uyuşturucu madde bağımlılarının veya bulaşıcı hastalık taşıyan kişilerin hukuka uygun olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılabileceğini düzenlemektedir. Ancak bu kısıtlama, keyfiliğe karşı sıkı usuli güvenceler ve orantılılık ilkeleri çerçevesinde gerçekleştirilmek zorundadır.
Somut olayda, İspanya Medeni Usul Kanunu uyarınca psikiyatrik nedenlerle zorunlu yatış usulleri değerlendirilmiştir. İlgili iç hukuk kurallarına göre, kişinin rızası dışında bir sağlık kuruluşuna yerleştirilebilmesi için tıbbi gerekliliğin bulunması ve bu durumun yetkili bir yargı makamı tarafından en kısa sürede onaylanması şarttır. Bu süreçte kişiye hukuki temsil hakkı ve itiraz yolları hakkında bilgi verilmesi esastır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihat prensiplerine göre, akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin özgürlüğünden yoksun bırakılması durumunda salt tıbbi raporlar yeterli değildir. Hastanın yasal temsil hakkı, adil ve etkili bir yargısal denetimin omurgasını oluşturur. Yargıcın kişiyi bizzat veya teknolojik vasıtalarla dinlemesi şekli bir şartı yerine getirmekten ibaret olamaz; kişinin avukat talebinde bulunup bulunmadığı, bu hakkı kullanıp kullanamadığı tutanaklarla şüpheye yer bırakmayacak şekilde sabitlenmelidir.
Bununla birlikte, kişinin yargı kararlarına karşı itiraz hakkını etkin bir şekilde kullanabilmesi için, özgürlükten yoksun bırakma kararının bizzat kendisine veya yasal temsilcisine gecikmeksizin ve resmi prosedürlere uygun olarak tebliğ edilmesi temel bir zorunluluk olarak kabul edilmektedir. İdarenin ve yargı mercilerinin bu süreçlerdeki özensizliği, yasal dayanağı olan bir işlemi dahi hukuka aykırı ve keyfi hale getirebilir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucunun zorunlu yatış sürecindeki yargısal denetimin niteliğini detaylı bir biçimde incelemiştir. Mahkeme, yerel mahkemenin başvurucu ile video konferans üzerinden yaptığı duruşmada ciddi usuli eksiklikler bulunduğunu tespit etmiştir. Duruşma sırasında mahkeme katibi tarafından matbu bir form doldurulmuş, formun daktilo ile yazılan kısmında başvurucuya kendi avukatıyla temsil edilme hakkı olduğu bildirilmiş gibi gösterilmiştir. Ancak formun el yazısıyla doldurulan kısmında, başvurucunun bu hakka ne yanıt verdiği, avukat talep edip etmediği veya bu haktan feragat edip etmediği yönünde hiçbir kayıt bulunmamaktadır.
Mahkeme, başvurucunun hastaneye kabul belgelerinde açıkça avukat talebinde bulunduğuna dair kayıtlar olmasına rağmen, duruşma esnasında bu talebin karşılanmadığına ve başvurucunun hukuki yardımdan mahrum bırakıldığına dikkat çekmiştir. Üstelik doldurulan matbu evrakta başvurucunun imzası bulunmamakta, sadece mahkeme görevlisinin imzası yer almaktadır. Bu durum, başvurucunun haklarının etkin bir şekilde korunmadığının en açık göstergesi olarak değerlendirilmiştir.
Öte yandan, zorunlu yatış kararının tebliğ usulü de Mahkeme tarafından sorunlu bulunmuştur. Yerel mahkeme, başvurucunun özgürlüğünü kısıtlayan bu kritik kararı, resmi bir tebligat usulü izlemek yerine hastane personelinin e-posta adresine göndererek hastalara dağıtılmasını istemiştir. Mahkeme, böylesine hayati bir kararın usulüne uygun şekilde bizzat ilgiliye veya avukatına ulaştırılmamasını, kişinin itiraz hakkını kullanmasını engelleyen ve keyfiliğe yol açan ciddi bir ihlal olarak nitelendirmiştir. Yerel makamların, kişinin özgürlükten yoksun bırakılma şartlarını gereken titizlikle incelemediği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İspanya makamlarının başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakılmasını derinlemesine incelemediği ve zorunlu yatışın onaylanması sürecinin keyfi tutuklamaya karşı etkili usuli güvencelerden yoksun olduğu gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.