Karar Bülteni
AİHM BOGDAN SHEVCHUK BN. 2016/55737
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 5. Bölüm |
| Başvuru No | 2016/55737 |
| Karar Tarihi | 24.04.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | HUDOC |
- Bireysel başvuru hakkının kullanımı engellenemez.
- Hakimler tarafsızlık şüphesi doğuran durumlardan kaçınmalıdır.
- Yetkisiz mahkemenin tutukluluk kararı vermesi açıkça hukuka aykırıdır.
- Mahkemeye yapılan şikayeti geri çekme baskısı ihlaldir.
Bu karar, bir başvurucunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuruyu geri çekmesi yönünde yerel makamlarca doğrudan veya dolaylı bir baskıya maruz kalmasının, bireysel başvuru hakkının açık bir ihlali anlamına geldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Mahkeme, başvurucunun devam eden ceza yargılamasında kendi davasına bakan hakimi şikayet etmiş olmasının yarattığı kırılgan durumu ve korku iklimini dikkate almış, başvuruyu geri çekme talebini reddederek ihlal incelemesine devam etmiştir. Karar, taraf devletlerin başvurucular üzerinde çaresizlik hissi yaratarak baskı kurmama yükümlülüğünü güçlü bir şekilde teyit etmektedir.
Öte yandan, bu karar kişi hürriyetine müdahale niteliğindeki tutuklama kararlarının mutlak surette yasal sınırlar ve yetki kuralları çerçevesinde alınması zorunluluğunu vurgulamaktadır. Yetkisi sona ermiş bir mahkemenin verdiği tutukluluğun uzatılması kararının, basit bir usul hatasının ötesinde "ağır ve bariz bir usulsüzlük" oluşturduğu ve bu durumun Sözleşme'nin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını doğrudan ihlal ettiği tescillenmiştir. Karar, yargısal yetki gaspı ile verilen tutuklama kararlarının hiçbir koşulda hukuka uygun kabul edilemeyeceğini gösteren önemli bir emsaldir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Bogdan Shevchuk, 2016 yılında hakkında yürütülen bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanmıştır. İlgili İstinaf Mahkemesi, görevsizlik nedeniyle davanın başka bir mahkemeye devredilmesine karar vermesine rağmen, ilk derece mahkemesi hakimi (Hakim F.) yetkisi kalmadığı halde başvurucunun tutukluluk süresini uzatmıştır. Başvurucu, yetkisiz mahkemece verilen bu hukuksuz uzatma kararını AİHM'e taşımıştır.
Yıllar sonra, 2023'te başvurucu hakkında yeni bir ceza soruşturması daha açılmış ve tesadüf eseri bu davaya da aynı Hakim F. atanmıştır. Hakim F., AİHM'deki şikayetten haberdar olmasına rağmen davadan çekilmemiş ve başvurucu hakkında yeni tutuklama ile ev hapsi kararları vermiştir. Başvurucu, Hakim F.'nin ve savcılığın baskısı altında korkuya kapılarak AİHM'deki başvurusunu geri çekmek istediğini Mahkemeye bildirmiştir. Avukatı ise bu talebin ağır bir psikolojik baskı ve misilleme korkusu altında yapıldığını ifade ederek davanın devam etmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin bireysel başvuru hakkını düzenleyen 34. maddesi ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen 5. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapmıştır.
Sözleşme'nin 34. maddesi uyarınca, taraf devletler bireylerin AİHM'e başvuru hakkını etkin bir şekilde kullanmasını hiçbir surette engellememekle yükümlüdür. Yerleşik içtihatlara göre, başvurucuların veya potansiyel başvurucuların, şikayetlerini geri çekmeleri veya değiştirmeleri için yetkililer tarafından herhangi bir baskıya maruz kalmadan Mahkeme ile özgürce iletişim kurabilmeleri esastır. Bu baskının doğrudan bir tehdit olması gerekmez; başvurucuyu çaresiz bırakarak ceza davasının sonucuna dair korku yaratacak bağımlılık veya baskı ilişkilerinin oluşturulması da bu kapsamda ihlal sebebi kabul edilir.
Sözleşme'nin 5. maddesinin 1. fıkrası, hiç kimsenin yasaların öngördüğü usul ve esaslar dışında özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını güvence altına alır. Tutuklama kararının "hukuka uygun" olması, öncelikle iç hukukun maddi ve usul kurallarına titizlikle riayet edilmesini gerektirir. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, bir tutuklama veya uzatma kararının yetki sınırları aşılarak, görevsiz bir mahkemece verilmesi, olağanüstü anlamda "ağır ve bariz bir usulsüzlük" teşkil eder ve o tutukluluğu başından itibaren geçersiz ve hukuka aykırı kılar.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Mahkeme, öncelikle başvurucunun davasını geri çekme talebini ve bu talebin Sözleşme kapsamında bireysel başvuru hakkına müdahale oluşturup oluşturmadığını incelemiştir. Başvurucunun 2023 yılında karşı karşıya kaldığı yeni ceza davasında, bizzat AİHM'e şikayet ettiği 2016 yılındaki kararları veren Hakim F.'nin görevlendirilmesi ve hakimin bu şikayetten haberdar olmasına rağmen davadan çekilmemesi ciddi şüpheler yaratmıştır.
Mahkeme, başvurucunun avukatıyla yaptığı yazışmalardaki misilleme korkusu ve çaresizlik ifadelerini inandırıcı bulmuştur. Hakim F.'nin, tarafsızlığı konusunda şüphe uyandıran bu özel koşullar altında başvurucunun özgürlüğünü doğrudan etkileyen kararlar almaya devam etmesi, başvurucu üzerinde açık bir baskı ortamı yaratmıştır. Mahkeme, bu koşullar altında geri çekme talebinin özgür iradeyle yapılmadığına kanaat getirerek başvuruyu kayıttan düşürme talebini reddetmiş ve devletin bireysel başvuru hakkını engellediğini tespit etmiştir.
İkinci olarak, başvurucunun 2016 yılındaki tutukluluk sürecine ilişkin hukukilik incelemesi yapılmıştır. İstinaf Mahkemesinin 17 Ağustos 2016 tarihinde dosyayı yetkili başka bir mahkemeye devretmesinin ardından, ilk derece mahkemesinin dosyaya bakma yetkisi kesin olarak sona ermiştir. Buna rağmen, ilk derece mahkemesi hakiminin 22 Ağustos 2016 tarihinde başvurucunun tutukluluk süresini uzatması açık bir yetki aşımıdır. Mahkeme, bu durumu "ağır ve bariz bir usulsüzlük" olarak nitelendirmiş ve bu kusurun üst mahkemelerce sonradan giderilemeyecek kadar temel bir hukuka aykırılık olduğunu tespit etmiştir.
Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucunun 22 Ağustos ile 18 Ekim 2016 tarihleri arasındaki tutukluluğunun hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ve yerel makamların baskısı nedeniyle bireysel başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.