Anasayfa Karar Bülteni AİHM | 15653/22 BN.

Karar Bülteni

AİHM 15653/22 BN.

AİHM | BRADSHAW VE DİĞERLERİ - BİRLEŞİK KRALLIK | 15653/22 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 4. Bölüm
Başvuru No 15653/22
Karar Tarihi 22.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • Seçimlerin dış müdahaleden korunması devletin pozitif yükümlülüğüdür.
  • Seçim güvenliğini sağlamada devletlerin takdir marjı geniştir.
  • İhlalleri soruşturmak için bağımsız bir yükümlülük bulunmamaktadır.
  • Seçmenlerin haklarının özü zedelenmediği sürece ihlal oluşmaz.

Bu karar, dijital çağda demokratik seçim süreçlerine yönelik yabancı devlet müdahaleleri ve siber dezenformasyon kampanyaları bağlamında devletlerin pozitif yükümlülüklerinin sınırlarını çizmesi açısından son derece önemli bir emsal teşkil etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ilk kez bir devletin başka bir egemen devletin seçimlerine müdahale ettiği iddiaları üzerinden Serbest Seçim Hakkı'nın ihlal edilip edilmediğini kapsamlı bir şekilde değerlendirmiştir. Karar, devletlerin seçim sistemlerini dış tehditlere karşı korumakla yükümlü olduğunu teyit etmekle birlikte, bu korumanın nasıl sağlanacağı konusunda taraf devletlere oldukça geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır.

AİHM, dijital ortamda seçim güvenliğinin sağlanması ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması arasındaki hassas dengeye özellikle dikkat çekmektedir. Üye devletler arasında dezenformasyonla mücadele yöntemleri ve etki ajanlığına karşı alınacak önlemler konusunda henüz net bir uluslararası hukuki fikir birliği bulunmadığını vurgulayan Mahkeme, devletlerin kanıtlanmış tehditler karşısında tamamen pasif kalmaması gerektiğini belirtmiştir. Bununla birlikte, alınan veya alınacak yasal ve idari tedbirlerin, kurumsal mekanizmaların ve ulusal güvenlik politikalarının şeklinin büyük ölçüde iç hukukun takdirinde olduğu ifade edilmiştir.

Karar, dijital dezenformasyon, siber saldırılar ve yabancı müdahalelerin Serbest Seçim Hakkı kapsamında nasıl ele alınacağına dair temel bir çerçeve sunmakta olup, seçim güvenliği hukuku ve siber güvenlik kesişiminde gelecekteki benzer uyuşmazlıklar için temel bir rehber niteliği taşıyacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvuru, Birleşik Krallık parlamentosu üyesi olan üç siyasetçi tarafından, Rusya'nın ülkedeki demokratik seçimlere (özellikle İskoçya bağımsızlık referandumu, AB üyeliği referandumu ve 2019 genel seçimleri) sistematik bir şekilde müdahale ettiği iddiaları üzerine yapılmıştır. Başvuranlar, Rusya'nın dezenformasyon kampanyaları, siber saldırılar ve "trol orduları" aracılığıyla demokratik kurumları zayıflatmayı ve kamuoyunu manipüle etmeyi amaçladığını ileri sürmüşlerdir.

Bu iddialara rağmen Birleşik Krallık hükümetinin söz konusu müdahale iddialarını resmi olarak soruşturmadığını ve seçimleri bu tür dış müdahalelerden koruyacak etkili bir yasal ve kurumsal çerçeve oluşturmayarak pasif kaldığını iddia etmişlerdir. Ulusal mahkemelerde açılan adli inceleme davalarında yargı makamları, iddiaların doğrudan bireysel bir hakkın ihlaline yol açmadığı gerekçesiyle başvuruları reddetmiştir. İç hukuk yollarının tükenmesinin ardından başvuranlar, devletin seçimlerin güvenliğini sağlama yönündeki pozitif yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle AİHM'e başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No.lu Protokol m.3 (Serbest Seçim Hakkı) çerçevesinde incelemiştir. Bu madde, taraf devletlere, yasama organının seçiminde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar altında, makul aralıklarla ve gizli oyla serbest seçimler yapma yönünde mutlak bir yükümlülük getirmektedir.

Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, serbest seçim hakkı yalnızca oylama işleminin şekli olarak yerine getirilmesini değil, aynı zamanda seçimlerin dürüst, adil ve dış müdahalelerden uzak bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak üzere devletlere birtakım pozitif yükümlülükler yükler. Bu yükümlülükler, seçim sürecinin bütünlüğünü korumayı ve seçmenlerin iradesinin her türlü baskı, hile veya manipülasyondan bağımsız olarak oluşmasını güvence altına almayı içerir.

Bununla birlikte Mahkeme, demokratik bir toplumu savunma gerekliliği ile bireysel hakların korunması arasında her zaman adil bir denge kurulması gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle çevrimiçi ortamda dezenformasyonun yayılması, sahte haberler ve yabancı devletlerin dijital etki kampanyaları yürütmesi gibi modern siber tehditlerle mücadele konusunda Avrupa Konseyi üyesi devletler arasında henüz yeknesak bir hukuki veya siyasi standart bulunmamaktadır. Bu yasal belirsizlik ve siyasi ifade özgürlüğünün temel bir değer olması göz önüne alındığında, devletlerin serbest seçim hakkını korumak için seçecekleri yasal ve kurumsal mekanizmalar konusunda oldukça geniş bir takdir marjına sahip oldukları kabul edilmektedir.

Ayrıca Mahkeme, Ek 1 No.lu Protokol m.3 kapsamında iddia edilen ihlalleri özel olarak soruşturmak için bağımsız ve kendi başına (freestanding) bir yükümlülük bulunmadığını, bu tür bir soruşturma yapma zorunluluğunun, ancak seçim sistemini korumaya yönelik daha geniş pozitif yükümlülüğün bir parçası olarak değerlendirilebileceğini hüküm altına almıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda parlamento komiteleri tarafından hazırlanan raporları ve sunulan kanıtları detaylı bir şekilde inceleyerek, Rusya'nın Birleşik Krallık'ın demokratik süreçlerine yönelik ciddi, devam eden ve inandırıcı bir tehdit oluşturduğuna dair yeterli bulgular olduğunu kabul etmiştir. Yabancı bir devlet tarafından yürütülen dezenformasyon ve etki kampanyalarının, bir ülkenin seçim sisteminin bütünlüğüne ağır zararlar verebilecek nitelikte olduğu ve taraf devletlerin bu tür tehditler karşısında tamamen pasif kalarak seyirci olmaması gerektiği açıkça ifade edilmiştir.

Ancak Mahkeme, dosya kapsamındaki veriler ışığında Birleşik Krallık'ın bu tehditler karşısında tamamen eylemsiz kalmadığını tespit etmiştir. Devletin, yabancı müdahaleleri engellemek ve demokratik kurumları korumak amacıyla çeşitli yasal ve kurumsal adımlar attığı görülmüştür. Örneğin, Yabancı Etki Kayıt Sistemi'ni (Foreign Influence Registration Scheme) içeren 2023 tarihli Ulusal Güvenlik Yasası ve siyasi kampanyalarda çevrimiçi reklamların şeffaflığını kontrol altına alan 2022 tarihli Seçim Yasası gibi hukuki düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Ayrıca, ulusal güvenlikten sorumlu çeşitli bakanlıklar, Seçim Komisyonu, güvenlik güçleri ve istihbarat kurumlarının bu alanda aktif olarak koordineli bir şekilde görev yaptığı anlaşılmıştır.

AİHM, dezenformasyon kampanyalarının ve siber etki operasyonlarının seçim sonuçları üzerindeki kesin ve ölçülebilir etkisini tespit etmenin pratik zorluklarına dikkat çekmiştir. Mahkeme, Birleşik Krallık makamlarının yabancı devlet müdahalesi tehdidine karşı aldığı hukuki ve idari önlemlerin, taraf devletlere tanınan geniş takdir yetkisi sınırları içinde kaldığını değerlendirmiştir. Devletin mevcut durumu ve gelişen siber tehditleri düzenli olarak gözden geçirdiği, yeni yasal tedbirler geliştirmeye devam ettiği görülmüştür. Mahkeme, başvuranların talep ettiği gibi geçmişe dönük spesifik bir idari soruşturma yürütülmemiş olmasının, devletin serbest seçimleri koruma yönündeki genel pozitif yükümlülüklerini ihlal ettiği anlamına gelmeyeceğine hükmetmiştir. Alınan yasal ve kurumsal önlemler bütünüyle değerlendirildiğinde, seçmenlerin haklarının özünün zedelenmediği ve demokratik sistemin işleyişine ölümcül bir zarar verilmediği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek Ek 1 No.lu Protokol'ün 3. maddesinin ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: