Karar Bülteni
AYM İbrahim Başpınar BN. 2020/37022
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/37022 |
| Karar Tarihi | 20.11.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Ziyaret hakkı kanuni dayanak olmadan sınırlandırılamaz.
- İdari kararlarla temel haklara kısıtlama getirilemez.
- Ödül niteliğindeki görüşmeler için idari usul izlenmelidir.
- Kanunilik ölçütü karşılanmadan yapılan müdahale ihlaldir.
Bu karar, olağanüstü durumlarda dahi temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların mutlak surette kanuni bir dayanağa sahip olması gerektiğini hukuken tescil etmektedir. Ceza infaz kurumlarında barındırılan mahpusların aileleriyle görüşme haklarının, kanunun idareye açık ve sınırları belirli bir yetki vermediği durumlarda, salt idari kararlar veya genelgelerle kısıtlanamayacağı vurgulanmıştır. Pandemi gibi genel sağlığı ilgilendiren kriz dönemlerinde alınan önlemlerin haklı sebepleri olsa da bu önlemlerin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan kanunilik şartını bertaraf edemeyeceği kesin bir dille ifade edilmiştir.
Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, idari mercilerin kriz anlarında refleks olarak aldıkları kısıtlayıcı tedbirlerin hukuki sınırını çizmesi yönüyle büyük önem taşımaktadır. İdarelere, mahpusların ziyaret haklarına müdahale ederken kanunun çizdiği çerçevenin dışına çıkamayacakları yönünde net bir mesaj verilmiştir. Öte yandan, eşle mahrem görüşme gibi teşvik esaslı ödül uygulamalarında, infaz hâkimliğine başvurmadan önce cezaevi idare ve gözlem kuruluna müracaat edilmesi gerektiği kuralı da pekiştirilmiştir. Bu durum, idari başvuru yollarının atlanarak doğrudan yargı yoluna gidilmesinin usulden ret ile sonuçlanacağını göstererek mahpuslar ve avukatlar için önemli bir usul rehberi niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucu, koronavirüs (COVID-19) salgını sürecinde alınan tedbirler gerekçe gösterilerek cezaevindeki açık ve kapalı aile görüşlerinin kısıtlanmasından ve eşiyle mahrem görüşme yapmasına izin verilmemesinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, bu uygulamaların haksız olduğunu belirterek infaz hâkimliğine ve ardından ağır ceza mahkemesine başvurmuş ancak talepleri reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, salgın hastalık öne sürülerek ailesiyle görüşmesinin engellenmesinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını, ayrıca konuya ilişkin verdiği dilekçelerin işleme alınmamasının ise etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Temel uyuşmazlık, idarenin salgın hastalık nedeniyle aldığı görüş kısıtlama kararlarının yasal bir dayanağının olup olmadığı ve eşle mahrem görüşme talebinde doğru başvuru usulünün izlenip izlenmediği noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa m.20 kapsamında düzenlenen aile hayatına saygı hakkı ve bu hakka yönelik müdahalelerin sınırlarını çizen kanunilik ilkesi üzerinde durmuştur. Mahpusların ceza infaz kurumlarında dış dünyayla ve aileleriyle iletişim kurma, görüşme yapma hakları temel haklar kapsamında güvence altındadır. Bu hakkın sınırlandırılması, ancak Anayasa'nın öngördüğü şekilde açık, anlaşılır ve öngörülebilir bir kanun hükmü ile mümkündür.
Hükümlü ve tutukluların ziyaret edilme hakları, genel olarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.83 çerçevesinde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, bu kanuni düzenleme idari makamlara mahpusların ziyaret hakkını tamamen ortadan kaldırma veya genel ve ucu açık bir şekilde engelleme yetkisi vermemektedir. İdarenin salt kendi kararlarına veya genelgelere dayanarak temel haklara müdahale etmesi, kanunilik ölçütüyle bağdaşmaz.
Diğer taraftan, mahpusların eşleriyle mahrem görüşme yapabilmeleri, Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca mahpusun tutum ve davranışlarına bağlı olarak tanınan teşvik esaslı bir ayrıcalık (ödül) olarak nitelendirilmektedir. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, ödüllendirme işlemlerinde karar verme yetkisi İdare ve Gözlem Kuruluna aittir. Bu nedenle, eşle mahrem görüşme gibi bir ödül talebinin reddedildiğine veya yerine getirilmediğine yönelik şikâyetlerde, doğrudan infaz hâkimliğine başvurulmadan önce mutlaka İdare ve Gözlem Kuruluna başvurulması zorunludur. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilmesi için kanunlarda öngörülen idari ve yargısal tüm olağan başvuru yollarının usulüne uygun şekilde tüketilmiş olması anayasal bir şarttır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun şikâyetlerini iki farklı açıdan değerlendirmiştir. İlk olarak, koronavirüs salgını nedeniyle açık ve kapalı görüşlerin kısıtlanması hususu ele alınmıştır. Mahkeme, idarenin ziyaret hakkını kısıtlamasına dayanak teşkil eden Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yazılarının, temel haklara müdahale için yeterli bir kanuni dayanak oluşturmadığını tespit etmiştir. 5275 sayılı Kanun m.83 hükmü, idareye mahpusların ziyaret haklarını salgın hastalık gibi gerekçelerle genel olarak sınırlama yetkisi veren açık bir kural içermemektedir. Dolayısıyla, salt idari bir kararla aile hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin kanunilik şartını taşımadığı ve bu durumun hak ihlaline yol açtığı saptanmıştır.
İkinci olarak, başvurucunun eşiyle mahrem görüşme yapma talebinin karşılanmaması iddiaları incelenmiştir. Mahkeme, eşle mahrem görüşme uygulamasının mevzuat gereğince bir "ödül" niteliğinde olduğunu ve bu ödülü verme yetkisinin ceza infaz kurumlarındaki İdare ve Gözlem Kuruluna ait olduğunu hatırlatmıştır. Somut olayda başvurucunun bu kuruldan bir karar çıkartmadan, doğrudan infaz hâkimliğine başvurduğu anlaşılmıştır. İnfaz hâkimliği de haklı olarak, idare tarafından verilmiş bir karar olmadığını belirterek başvuruyu usulden reddetmiştir. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, idari ve yargısal olağan yollar tüketilmeden Anayasa Mahkemesine gelinemeyeceğinden, bu iddia yönünden başvurunun esasına girilmemiştir.
Yapılan incelemeler neticesinde, pandemi tedbirleri adı altında uygulanan genel kısıtlamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu tespit edilerek başvurucuya uğradığı ihlal nedeniyle manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, görüşlerin kısıtlanması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine, eşle mahrem görüş talebi yönünden ise başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.