Karar Bülteni
AYM İbrahim Güleç BN. 2021/18561
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/18561 |
| Karar Tarihi | 20.11.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Yargılama sürerken getirilen yasal engel ölçüsüzdür.
- Mülkiyet hakkı etkili başvuru yoluyla korunmalıdır.
- Kanun değişikliğiyle alacak tahsili engellenemez.
Bu karar hukuken, vatandaşların alacaklarını tahsil etmek amacıyla yargı yoluna başvurmalarının ardından, yasama organı tarafından yapılan yasal düzenlemelerle bu tahsil imkânının fiilen imkânsız hâle getirilmesinin mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkını ağır biçimde ihlal ettiği anlamına gelmektedir. Kişiler, mülkiyet haklarını korumak ve meşru alacaklarına kavuşmak için mahkemelere başvurduklarında, devletin bu hukuki mekanizmaların işleyişini sonradan çıkarılan yasal düzenlemelerle ortadan kaldırmaması en temel anayasal güvencelerden biridir. Bir hakkın sadece kâğıt üzerinde var olması yeterli görülmeyerek, pratikte de elde edilebilir ve sonuç doğurucu olması gerektiği bu kararla bir kez daha hukuki zeminde tescillenmiştir.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür ve uygulamadaki önemi yadsınamaz. Özellikle vatandaşların yatırım amacıyla şirketlere yatırdıkları paraların iadesi sürecinde sıkça karşılaşılan yasal değişikliklerin, geriye dönük olarak veya derdest davalara uygulanarak yargı yolunu kapatması durumu bu karar sayesinde kesin bir fren mekanizmasıyla karşılaşmıştır. Mahkemelerin bu tür yasal değişiklikleri uygularken, Anayasa Mahkemesinin norm denetimi yoluyla verdiği iptal kararlarını ve mülkiyet hakkı ihlali yönündeki emsal tespitlerini mutlaka dikkate almaları gerekmektedir. İdare ve yasama organının müdahaleleriyle mahkemeye erişim ve etkili başvuru yollarının işlevsiz bırakılamayacağı, hak arama hürriyetinin kutsallığı bu kararla net bir şekilde güvence altına alınmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
İbrahim Güleç isimli vatandaş, bir şirkete yatırdığı paranın iadesi talebiyle Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açmıştır. Yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Yapılan bu yeni yasal düzenleme sebebiyle başvurucunun açtığı dava üzerinden mahkeme yoluyla alacağını tahsil etme imkânı fiilen ortadan kalkmış ve mahkemenin davanın esasına girerek karar verme yetkisi elinden alınmıştır. Başvurucu, alacağını tahsil etmek için başvurduğu hukuki yolların yasal düzenlemeyle aniden kesilmesi, davasının esastan incelenememesi ve alacağının tahsil edilemez hâle gelmesi sebebiyle büyük bir mağduriyet yaşamıştır. Hakkını aramak için yargı yoluna başvuran vatandaş, bu yolun yasal bir bariyerle kapatılması üzerine, mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 hükmünde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.40 hükmünde düzenlenen etkili başvuru hakkı çerçevesinde kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır. Mülkiyet hakkı, kişilerin mal varlığı değerleri üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunabilmelerini ve meşru beklentilerini güvence altına alırken; etkili başvuru hakkı ise bu hakka yönelik her türlü müdahalede kişilerin hukuki yollara başvurarak iddialarını sunabilmesini ve somut bir sonuç alabilmesini temin etmektedir.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, kişilerin alacaklarını tahsil etmek için açtıkları davaların, sonradan yürürlüğe giren ve dava yolunu işlevsiz kılan kanuni düzenlemelerle engellenmesi temel hakların ağır bir ihlali anlamına gelmektedir. Hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri olan hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri, vatandaşların yargıya olan güvenini korumayı emreder.
Anayasa Mahkemesinin daha önce benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda verdiği "Turgay Kılıç" emsal kararında da altı çizildiği üzere, alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurulmasına rağmen, yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılmak mülkiyet hakkına ve etkili başvuru hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahaledir. Anayasa Mahkemesi doktrinine göre, bir uyuşmazlığı çözecek hukuki mekanizmanın teorik olarak kanunlarda yer alması yeterli değildir; bu yolun pratikte de başarı şansı sunması, davanın esasının incelenmesine olanak tanıması ve alacağı elde etmeye elverişli olması zorunludur. Kanun koyucunun sonradan yaptığı düzenlemelerle mahkemelerin uyuşmazlığın esasını incelemesini engellemesi, anayasal güvencelerle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, İbrahim Güleç’in başvurusuna konu olan somut olayda, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğini titizlikle ve tüm detaylarıyla incelemiştir. Mahkeme, öncelikle başvurucunun alacağını tahsil etmek amacıyla Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde uygun hukuki yollara başvurduğunu ve davasını usulüne uygun şekilde açtığını tespit etmiştir. Ancak dava süreci olağan seyrinde devam ederken, kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Bu sürpriz düzenleme, başvurucunun şirket nezdindeki alacağını dava yoluyla tahsil etme imkânını bütünüyle ortadan kaldırmış ve davanın esastan görülmesini fiilen imkânsız hâle getirmiştir.
Yüksek Mahkeme, teorik düzeyde etkili bir yol olarak görünen ve başlangıçta alacağı tahsil etme umudu taşıyan alacak davasının, söz konusu yasal düzenleme sebebiyle pratikte herhangi bir başarı sunma kapasitesini yitirdiğini vurgulamıştır. Düzenleme nedeniyle yerel mahkeme, başvurucunun iddialarının esasına girerek hukuki ve adil bir inceleme yapamamış, başvurucu devletin sunduğu hukuki mekanizmaları işletme hakkından tamamen yoksun bırakılmıştır. Devlet, bir yandan hak arama yolunu açık tutarken diğer yandan çıkardığı yasayla bu yolu yürümez hâle getirerek vatandaşın hakkını zedelemiştir.
Kararda ayrıca, yargılamanın tıkanmasına neden olan söz konusu kanun değişikliğinin Anayasa Mahkemesi tarafından norm denetimi yoluyla daha önceden iptal edildiği de özellikle hatırlatılmıştır. İptal kararı neticesinde, yasal engelin ortadan kalktığına işaret eden Mahkeme, başvurucunun iddialarının esasının yerel mahkeme tarafından adil bir biçimde değerlendirilebilmesi için yeniden yargılama yapılmasının artık bir zorunluluk olduğu sonucuna varmıştır. Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve hakkın özüne dokunan yasal bir engelin bireylere yüklediği orantısız ve aşırı külfet, anayasal güvencelerle açıkça çelişmektedir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.