Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Krpelík - Çek Cumhuriyeti Kararı 23963/21 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Krpelík - Çek Cumhuriyeti Kararı 23963/21 B.

Bu karar hukuken, zihinsel veya psikososyal engeli bulunan şüphelilerin ceza muhakemesi sürecindeki kırılgan konumlarını ve bu kişilerin yasal haklarından geçerli bir şekilde feragat edebilmeleri için aranan katı standartları netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkeme, hakların yalnızca önceden basılmış formlar aracılığıyla şüpheliye okunması veya imzalatılmasının, özellikle bilişsel kısıtlılıkları olan bireyler söz konusu olduğunda, hukuki bir güvence sağlamak için yeterli olmadığını açıkça ortaya koymuştur.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 5. Bölüm
Başvuru No 23963/21
Karar Tarihi 12.06.2025
Taraflar Krpelík - Çek Cumhuriyeti
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Zihinsel engelli şüpheliler için özel güvenceler sağlanmalıdır.
  • gavel Avukat yardımından feragat için sonuçların tam anlaşılması şarttır.
  • gavel Önceden basılmış formlarla hak bildirimleri engelliler için yetersizdir.
  • gavel Avukatsız alınan ifadeye dayanan mahkumiyet adil yargılanmayı ihlal eder.

Bu karar hukuken, zihinsel veya psikososyal engeli bulunan şüphelilerin ceza muhakemesi sürecindeki kırılgan konumlarını ve bu kişilerin yasal haklarından geçerli bir şekilde feragat edebilmeleri için aranan katı standartları netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkeme, hakların yalnızca önceden basılmış formlar aracılığıyla şüpheliye okunması veya imzalatılmasının, özellikle bilişsel kısıtlılıkları olan bireyler söz konusu olduğunda, hukuki bir güvence sağlamak için yeterli olmadığını açıkça ortaya koymuştur.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, kolluk kuvvetleri ve adli makamların şüphelinin "haklarından feragat etme ehliyetini", sadece "duruşmaya katılma ehliyeti" ile sınırlı tutmayıp proaktif bir şekilde değerlendirme yükümlülüğü bulunduğu anlaşılmaktadır. Uygulamada bu karar, kolluk birimlerinin zihinsel engelli şüphelileri sorgularken mutlaka basitleştirilmiş dil kullanmalarını, iletişim süreçlerini kolaylaştıracak bağımsız uzmanların veya aracıların sürece dahil edilmesini ve her koşulda avukat yardımının sağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Gerekli özen gösterilmeden alınan ifadelerin yargılamanın bütününe onarılamaz bir zarar vereceği ve bu tür delillere dayanan mahkumiyetlerin adil yargılanma hakkını doğrudan ihlal edeceği kesin bir ilke olarak yerleşmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Zihinsel engeli bulunan başvurucu, geçmişte işlediği benzer suçlara dayanılarak hırsızlık şüphesiyle polis tarafından sorgulanmak üzere karakola çağrılmıştır. Polisteki ilk sorgusu sırasında yanında avukatı bulunmayan başvurucuya, haklarını içeren standart, önceden basılmış bir form okutulmuş ve bu form imzalatılmıştır. Başvurucu bu süreçte yasal haklarından feragat ettiğini ve kendisine yöneltilen suçları işlediğini kabul ettiğini beyan etmiştir. Ancak daha sonraki mahkeme aşamasında, polislerin kendisini korkuttuğunu, ne anlama geldiğini bilmeden belgeleri imzaladığını ve aslında masum olduğunu belirterek hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddetmiştir. Başvurucu, zihinsel engeli nedeniyle son derece kırılgan bir durumda olmasına rağmen polis tarafından avukat yardımı olmadan sorgulanmasının ve bu aşamada alınan ifadelerinin mahkumiyet kararına temel oluşturmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığı incelerken özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1 (Adil yargılanma hakkı) ve AİHS m.6/3-c (Avukat yardımından yararlanma hakkı) hükümlerini temel almıştır. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin adalete erişimi düzenleyen ilgili hükümleri ve taraf devletlerin yükümlülükleri de dikkate alınmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kendisine bir suç isnat edilen herkesin avukat yardımından etkin bir şekilde yararlanma hakkı, adil yargılanmanın en temel özelliklerinden biridir. Şüphelilerin, özellikle delillerin toplanması ve kullanılmasına ilişkin kuralların giderek karmaşıklaştığı ceza muhakemesi sürecinde, avukat yardımına en çok ihtiyaç duydukları an polis sorgusu aşamasıdır. Şüphelinin kendi aleyhine tanıklık etmeme ve susma hakkına saygı gösterilmesini güvence altına almak, bir avukatın sorgu sırasındaki en temel görevlerindendir.

AİHS kapsamında bir haktan feragat edilebilmesi için bu feragatin kişinin kendi özgür iradesiyle, tam bir bilgi ve bilinçle, yani doğuracağı tüm sonuçların idrak edilerek yapılması gerekmektedir. Zihinsel engelli veya psikososyal sorunları olan yetişkin şüpheliler ceza hukukunda "kırılgan kişiler" kategorisine girmektedir. Bu kişilerin adalet sistemine eşit şartlarda erişimini sağlamak için devlet yetkilileri, önceden basılmış standart formları okutmanın ötesine geçmeli; bilgileri anlaşılır bir dilde sunmalı, gerektiğinde süreci kolaylaştırıcı uzmanlar atamalı ve şüphelinin haklarını gerçekten anladığından emin olmalıdır. Geçerli bir yasal feragat için şüphelinin yalnızca yargılanma ehliyetine sahip olup olmadığına değil, aynı zamanda avukatsız olarak ifade vermenin hukuki sonuçlarını anlayıp anlamadığına da bakılması elzemdir. Bu güvencelerin sağlanmadığı durumlarda alınan ifadelerin mahkumiyete esas teşkil etmesi, yargılamanın bütününe onarılamaz bir zarar vermektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvurucunun IQ seviyesinin yaklaşık 67 civarında olduğunu, hafif düzeyde zihinsel engeli bulunduğunu ve bu zihinsel durumun kendisini ceza muhakemesi sürecinde son derece kırılgan bir pozisyona soktuğunu tespit etmiştir. Başvurucu, karakoldaki polis sorgusunda hiçbir hukuki yardım almadan ifade vermiş ve bu esnada kendisine sadece önceden basılmış karmaşık yasal terimler içeren standart bir form üzerinden hakları bildirilmiştir. Mahkeme, bu standart formların tam zihinsel kapasiteye sahip kişiler için bile anlaşılması ve içselleştirilmesi zorken, başvurucu gibi engelli bir bireyin bu metinleri tek başına okuyup anlayarak yasal haklarından geçerli bir şekilde feragat etmesinin beklenemeyeceğini vurgulamıştır.

Ulusal makamlar, başvurucunun zihinsel engellilik durumunun farkında olmalarına veya içinde bulunduğu özel şartlar nedeniyle bunun farkında olmaları gerekmesine rağmen, onun sahip olduğu hakları tam olarak anladığından emin olmak için aktif bir çaba göstermemiştir. Başvurucuya açık ve anlaşılır bir dilde özel bir bilgilendirme yapılmamış, iletişim sürecini kolaylaştıracak bir aracı veya uzman atanmamış, en önemlisi de zorunlu bir müdafi tayin edilmemiştir. Bu durum, başvurucunun avukat yardımından ve susma hakkından feragat etmesinin hukuken geçerli, bilinçli ve aydınlatılmış bir irade beyanına dayanmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Yerel mahkemelerin yargılama sırasındaki yaklaşımını da irdeleyen AİHM, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin başvurucunun yalnızca duruşmaya katılma ve kendini mahkemede savunma ehliyeti olup olmadığını değerlendirdiklerini; ancak, daha en başında polis karakolunda yalnız başına ifade verirken yasal haklarından feragat etme kapasitesinin bulunup bulunmadığını hiçbir şekilde incelemediklerini tespit etmiştir. Dahası, geçerli bir feragat olmaksızın ve avukat yokluğunda elde edilen ilk itiraf ifadeleri, başvurucunun daha sonraki yargılama aşamalarında bu ifadeleri bütünüyle reddetmesine rağmen, aleyhindeki diğer delillerle birlikte mahkumiyetine asli bir temel oluşturmuştur. Mahkeme, başvurucunun haklarının kısıtlanmasını haklı gösterecek hiçbir zorunlu ve haklı nedenin bulunmadığı bu senaryoda, avukatsız olarak ve anlaşılamayan formlar aracılığıyla alınan ifadelerin kullanılmasıyla yargılamanın genel adilliğinin onarılamaz biçimde zedelendiğini belirlemiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucunun zihinsel engeli ve kırılgan durumu dikkate alınmadan avukat hakkından yoksun bırakılarak alınan ifadesinin mahkumiyetine esas alınması nedeniyle adil yargılanma hakkının ve avukat yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Zihinsel engelli yakınıma karakolda standart bir kağıt imzalatmışlar, bu yasal mı? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre bu durum yeterli bir yasal güvence sağlamaz. Zihinsel engeli bulunan şüpheliler ceza hukukunda "kırılgan kişiler" kategorisindedir. Hakların yalnızca önceden basılmış standart formlar aracılığıyla şüpheliye okunması veya imzalatılması engelli bireyler için yetersizdir. Kolluk kuvvetlerinin, yasal hakları basitleştirilmiş ve anlaşılır bir dilde sunması, bireyin haklarını gerçekten idrak ettiğinden emin olması gerekmektedir.
Engelli kardeşim avukatsız sorguda suçu kabul etmiş. İfadesi geçerli midir? expand_more
Zihinsel kapasitesi kısıtlı bir şüphelinin, hukuki yardım almadan yasal haklarından geçerli ve bilinçli bir şekilde feragat etmesi beklenemez. AİHM'e göre, kırılgan durumdaki şüphelilerin sorgusunda iletişimi kolaylaştıracak uzmanlar sürece dahil edilmeli ve her koşulda avukat yardımı sağlanmalıdır. Avukat yokluğunda gerekli özen gösterilmeden alınan ifadelere dayanan mahkumiyetler, adil yargılanma ve avukat yardımından yararlanma hakkını doğrudan ihlal eder.
Mahkeme engelli kişinin sadece duruşmaya çıkma ehliyetine baktı. Bu yeterli mi? expand_more
Hayır, hukuken yeterli değildir. AİHM, mahkemelerin yalnızca şüphelinin duruşmaya katılma ve kendini savunma ehliyeti olup olmadığını değerlendirmesini eksik bulmaktadır. Adli makamların, kişinin en başında polis karakolunda yalnız başına ifade verirken yasal haklarından feragat etme ehliyeti bulunup bulunmadığını da proaktif bir şekilde inceleme yükümlülüğü vardır.
Engelli kişi karakoldaki itirafını mahkemede reddederse yine de ceza alır mı? expand_more
Geçerli bir feragat olmaksızın ve avukat yokluğunda elde edilen ilk itiraf ifadelerinin, sanık mahkemede bunu kesin bir dille reddetmesine rağmen mahkumiyete temel oluşturması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır. AİHM, başvurucunun haklarının kısıtlanmasını gerektirecek zorunlu bir neden bulunmadığı hallerde, anlaşılamayan formlar aracılığıyla avukatsız alınan ifadenin kullanılmasının yargılamanın adilliğini onarılamaz biçimde zedelediğini hükme bağlamıştır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir