Anasayfa Karar Bülteni AİHM | KROI VE NOCKA | BN. 84056/17

Karar Bülteni

AİHM KROI VE NOCKA BN. 84056/17

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 3. Bölüm
Başvuru No 84056/17
Karar Tarihi 26.08.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Aynı davada farklı derecelerde hâkimlik yapılamaz.
  • Tarafsızlık ilkesi anayasa mahkemelerinde de geçerlidir.
  • Hâkimin tarafsızlığına dair şüpheler objektif olmalıdır.
  • Kadro eksiklikleri tarafsızlık ihlaline gerekçe yapılamaz.

Bu karar, bir hâkimin aynı uyuşmazlığın farklı yargılama aşamalarında görev almasının adil yargılanma hakkı kapsamındaki bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkını nasıl zedelediğini çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, daha önce Yargıtay üyesi olarak davanın esasına yönelik karar veren hâkimlerin, sonrasında Anayasa Mahkemesi üyesi sıfatıyla aynı uyuşmazlığı anayasal boyutta incelemesini tarafsızlık ilkesine açık bir aykırılık olarak değerlendirmiştir. Karar, yargı mensuplarının kendi verdikleri kararların anayasaya uygunluğunu denetlemelerinin kabul edilemez olduğunu hukuken netleştirmiştir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle yüksek mahkemeler arasındaki üye geçişlerinde ortaya çıkabilecek çıkar çatışmalarına karşı güçlü bir içtihat oluşturmaktadır. Yüksek mahkemelerdeki kadro eksiklikleri veya yapısal krizler, tarafsızlık ve bağımsızlık gibi temel usul güvencelerinden taviz verilmesi için geçerli bir mazeret olarak kabul edilmemektedir. Uygulamada, hâkimlerin geçmişte dâhil oldukları dosyalarda kendiliklerinden çekilmeleri gerektiği ve bu tür durumlarda itiraz beklenmeksizin usul güvencelerinin işletilmesinin zorunlu olduğu vurgulanarak üye devletlere net bir standart çizilmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Agim Kroi ve Albert Noçka, üçüncü bir kişiden satın aldıkları bir arazinin mülkiyetine sahipti. Ancak, Mülkiyet İade ve Tazminat Kurumu söz konusu arazinin ilk sahibine iadesi yönündeki kararı iptal edince, başvurucular mülkiyet haklarını korumak için idareye karşı dava açmıştır. Yerel mahkemeler ve Yargıtay bu talepleri reddetmiştir. Başvurucular, Yargıtay'daki yargılamanın adil olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve Yargıtay kararı bozularak yeniden inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Ancak Yargıtay talebi tekrar reddedince, başvurucular ikinci kez Anayasa Mahkemesine gitmiştir. İkinci Anayasa Mahkemesi incelemesinde, oylama eşit çıkmış ve başvuru reddedilmiştir. Başvurucuların temel itirazı, Anayasa Mahkemesinde ret oyu veren üç hâkimin, daha önce aynı davanın Yargıtay aşamasında da bizzat görev almış olmalarıdır. Bu durumun mahkemenin tarafsızlığını zedelediğini iddia ederek hak arayışlarını AİHM'e taşımışlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6 kapsamında yer alan "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkı" ilkesine dayanmıştır. AİHM'in yerleşik içtihatlarına göre, mahkemelerin tarafsızlığı hem sübjektif hem de objektif testlere tabi tutulmaktadır. Sübjektif test, bir hâkimin belirli bir davada kişisel olarak önyargılı olup olmadığını değerlendirirken; objektif test, mahkemenin ve bileşiminin, tarafsızlık konusunda haklı bir şüpheye yer bırakmayacak yeterli güvenceleri sunup sunmadığını inceler. "Adaletin sadece yerine getirilmesi değil, aynı zamanda yerine getirildiğinin de görülmesi gerekir" prensibi bu değerlendirmenin temelini oluşturur.

Bunun yanı sıra, 8577/2000 sayılı Anayasa Mahkemesi Kanunu hükümleri uyarınca, bir Anayasa Mahkemesi hâkimi, daha önce bir davayla ilgili görüşünü kamuoyuna açıklamışsa veya tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektirecek başka haklı nedenler varsa davadan çekilmek zorundadır. Ancak ulusal hukukta, yüksek mahkemedeki kadro eksiklikleri veya atama süreçlerindeki gecikmeler, "zaruret doktrini" gibi istisnai durumlar dışında, tarafsızlık ilkesinden taviz verilmesini haklı kılmaz. Bangalore Yargı Etiği İlkeleri de, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesini önlemek amacıyla hâkimlerin tarafsızlık şüphesi doğuran hallerde davadan çekilmelerini şart koşmaktadır. AİHM, hukuki meselelerin aynı olduğu durumlarda, alt derece mahkemesinde veya Yargıtay'da görev alan bir hâkimin, aynı davanın anayasal denetimini yapan üst bir mahkemede görev almasının, hukukun temel prensiplerine ve objektif tarafsızlık güvencesine açıkça aykırı olduğunu kural olarak benimsemiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

AİHM, somut olayda Anayasa Mahkemesi heyetinde yer alan altı hâkimden üçünün, davanın geçmişinde kritik bir rol oynadığını tespit etmiştir. Söz konusu üç hâkim, 2012 yılında Yargıtay aşamasında başvurucuların temyiz talebini reddeden heyette yer almış, görev süreleri dolduktan sonra Anayasa Mahkemesine atanmışlardır. 2017 yılındaki anayasal denetim sürecinde ise aynı üç hâkim, başvurucuların ihlal iddialarının reddedilmesi yönünde oy kullanmış ve heyetteki oyların eşit (3-3) çıkması nedeniyle başvuru usulen reddedilmiştir.

Mahkeme, bu durumun objektif tarafsızlık testi bakımından ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurgulamıştır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi süreçlerinin hukuki nitelikleri farklı olsa da, başvurucuların her iki aşamadaki temel itirazları, mülkiyet haklarının ihlali ve hukuki belirlilik ilkesine aykırılık gibi birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılı maddi meselelere dayanmaktadır. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi üyesi sıfatıyla görev yapan hâkimler, daha önce Yargıtay üyesi olarak bizzat kendilerinin aldıkları bir kararın veya benimsedikleri bir tutumun, başvurucuların anayasal haklarını ihlal edip etmediğini denetlemek durumunda kalmışlardır. AİHM'e göre, bir kişinin kendi verdiği kararı üst bir mercii olarak denetlemesi, dışarıdan bakan objektif bir gözlemci için haklı bir tarafsızlık şüphesi doğurur.

Ayrıca, Anayasa Mahkemesi heyeti toplanırken hâkimlerin geçmişteki konumlarını değerlendirip bir çekilme veya ret kararı vermemiş olması, yapısal bir eksiklik olarak kaydedilmiştir. Arnavutluk Anayasa Mahkemesinde o dönemde yaşanan kadro eksiklikleri ve boşlukların zamanında doldurulamaması, adil yargılanma hakkından taviz verilmesi için geçerli bir sebep olarak kabul edilmemiştir. Başvurucular, kapalı oturumda alınan bu kararda heyetin bileşimini ancak karar kendilerine tebliğ edildiğinde öğrenebilmiş ve itiraz etme fırsatından mahrum bırakılmışlardır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamında bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: