Anasayfa Karar Bülteni AYM | Birleşik Metal İşçileri Sendikası (3) |...

Karar Bülteni

AYM Birleşik Metal İşçileri Sendikası (3) BN. 2023/33389

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/33389
Karar Tarihi 19.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yetki itirazı davalarının uzaması sendika hakkını ihlal eder.
  • Toplu iş sözleşmesi sürecinin sürüncemede bırakılması hukuka aykırıdır.
  • Sendikal faaliyetlerin fiilen engellenmesi yapısal bir sorundur.

Bu karar, sendikaların yetki tespiti süreçlerinde yaşanan olağanüstü uzun yargılama sürelerinin, anayasal bir hak olan sendika hakkını doğrudan ve ağır biçimde ihlal ettiğini ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, sendikaların toplu iş sözleşmesi yapma ehliyetinin yargı mercileri önünde yıllarca sürüncemede bırakılmasının, sendikaların varlık sebebini ortadan kaldırdığını ve işçilerin sendikal haklara erişimini imkânsız kıldığını vurgulamıştır. Hukuken, işverenin yetki tespitine itiraz etmesiyle başlayan yasal sürecin makul süreyi fahiş oranda aşması, sendikanın faaliyet gösterme olanağını ortadan kaldıran fiilî bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Kararın benzer davalardaki emsal etkisi, yetki itirazı davalarının uzamasının kanundan kaynaklanan yapısal bir sorun olarak görülmesinde yatmaktadır. Uygulamada işverenlerin toplu iş sözleşmesi sürecini geciktirmek ve sendikal örgütlenmeyi kırmak amacıyla sıklıkla başvurduğu itiraz mekanizmasının, yargı sistemindeki hantallıkla birleştiğinde işçiler aleyhine nasıl haksız bir silaha dönüştüğü Yüksek Mahkeme tarafından net bir şekilde tespit edilmiştir. Bu içtihat, iş mahkemeleri ve kanun koyucu açısından, yetki tespit davalarının ivedilikle sonuçlandırılmasını sağlayacak yasal ve fiilî idari tedbirlerin alınması zorunluluğunu gözler önüne sermektedir. Karar, sendikal örgütlenmenin korunması ve toplu iş sözleşmesi hakkının kâğıt üzerinde kalmaması adına çalışma hayatında son derece kritik bir anayasal güvence sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, davacı Birleşik Metal İşçileri Sendikası'nın bir işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmak amacıyla yeterli yasal çoğunluğu sağlayarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından yetki belgesi almasıyla başlamıştır. Ancak ilgili işveren, Bakanlık tarafından verilen bu yetki tespitine itiraz ederek iptali talebiyle mahkemeye başvurmuştur. İlgili iş kanunu gereğince, yetki itirazı davası kesin olarak sonuçlanana kadar sendikanın toplu iş sözleşmesi yapma süreci yasal olarak durdurulmuştur. İşverenin açtığı bu itiraz davası tam beş yıl boyunca devam etmiş ve ancak beş yılın sonunda mahkeme başvurucu sendikanın gerçekten yetkili olduğuna karar vermiştir. Başvurucu sendika, dava süresince toplu iş sözleşmesi imzalayamadığı için üyelerinin büyük bir mağduriyet yaşadığını, sendikal faaliyetlerin durma noktasına geldiğini ve sendikal haklarının fiilen engellendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş; sendika hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde ve Anayasa Mahkemesinin incelemesinde temel alınan yasal düzenleme, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümleridir. Bu kanun, sendikaların yetki tespiti ve toplu iş sözleşmesi süreçlerini detaylı olarak düzenlerken, işveren veya diğer ilgililer tarafından yetki itirazında bulunulması hâlinde davanın kesinleşmesine kadar toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin askıya alınmasını emretmektedir. Anayasa Mahkemesi, bu kanuni mekanizmanın mahkemeler önündeki uygulanış biçiminde Anayasa'nın 51. maddesinde özel olarak güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edilip edilmediğini derinlemesine değerlendirmiştir.

Yerleşik anayasal içtihat prensipleri doğrultusunda, mevzuatın öngördüğü şekilde son derece süratle sonuçlandırılması gereken yetki tespiti davalarının mahkemelerde sürüncemede bırakılması, sendikal hakların kullanımını doğrudan ve ağır biçimde engellemektedir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesinde korunan makul sürede yargılanma hakkı ile sendika hakkı arasındaki doğrudan bağlantıya dikkat çekerek, bu iki hakkın birbiriyle ne derece iç içe geçtiğini vurgulamıştır. Hukuk doktrininde ve evrensel mahkeme içtihatlarında da sıkça vurgulandığı üzere, toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi ve hakkı, sendika hakkının en önemli, en işlevsel ve ayrılmaz bir parçasıdır. Bu hakkın yıllarca fiilen kullanılamaz hâle getirilmesi, örgütlenme özgürlüğünün özüne dokunmakta ve sendikaları işlevsiz bırakmaktadır. Yüksek Mahkeme, mevcut bir toplu iş sözleşmesinin bitmesinden sonra yeni bir sözleşmenin hızla yürürlüğe girmesini sağlayacak etkili ve kesintisiz bir yasal sistemin bulunmamasının Türkiye'de yapısal bir sorun olduğunu belirtmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucu Birleşik Metal İşçileri Sendikası'nın kanuni şartları sağlayarak yetki belgesi almasına rağmen işverenin açtığı itiraz davasının yaklaşık beş yıl boyunca devam etmesini ve bu sürecin etkilerini incelemiştir. Yapılan değerlendirmede, başvurucu sendikanın ilgili işyerinde yeterli çoğunluğu sağlayarak yasal olarak yetkili sendika konumunda olduğu açıkça tespit edilmiştir. Ancak, 6356 sayılı Kanun uyarınca yetki itirazı davasının açılmasıyla birlikte başlayan bekletici yasal sürenin, makul yargılama sürelerini fahiş oranda aşarak beş yıla yayılması, sendikanın asıl işlevi olan toplu iş sözleşmesi yapma ve üyelerinin haklarını koruma kapasitesini tamamen felce uğratmıştır.

Yüksek Mahkeme, olağanüstü uzun süren bu dava boyunca başvurucu sendikanın üyeleri adına hiçbir şekilde toplu iş sözleşmesi imzalayamamasını ve işçilerin yıllar boyunca toplu sözleşmenin sağlayacağı maddi ve sosyal güvencelerden bütünüyle mahrum kalmasını, anayasal temel bir hakkın ihlali olarak görmüştür. Daha önce verilen genel kurul kararlarına atıf yapılarak, yetki tespitine itiraz davalarının makul sürede bitirilememesinin somut davaya özgü bireysel bir hatadan ziyade, mevzuatın uygulanışından kaynaklanan yaygın ve yapısal bir sorundan kaynaklandığı yinelenmiştir. Söz konusu fahiş gecikmenin, başvurucu sendika ve üyeleri üzerinde oluşturduğu büyük mağduriyetin yalnızca bir ihlal tespitiyle giderilemeyeceği anlaşılmıştır.

Yapısal bir sorundan kaynaklı bu mağduriyet karşısında, ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmasının artık hukuki bir yarar sağlamayacağına hükmedilmiştir. Zira beş yıllık gecikmenin ardından dava zaten sendika lehine sonuçlanmış ve yetki kesinleşmiştir. Bunun yerine, uzun yıllar boyunca anayasal hakkın kullanılamamasından doğan manevi zararın bir nebze olsun giderilebilmesi amacıyla sendikaya manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Öte yandan, başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyetleri ise, mevzuatta yapılan yeni düzenleme ile kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmediği için incelenememiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: