Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Estetik Yayıncılık A.Ş. Kararı 2022/77225 B.

Anayasa Mahkemesi Estetik Yayıncılık A.Ş. Kararı 2022/77225 B.

Bu karar, Basın İlan Kurumu tarafından yerel ve ulusal gazetelere verilen resmî ilan ve reklam kesme cezalarının hukuki dayanağını teşkil eden kuralların anayasal sınırlarını bir kez daha çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, idareye tanınan sınırları belirsiz takdir yetkisinin ifade ve basın özgürlükleri üzerinde yarattığı ağır baskıya dikkat çekerek, ceza uygulamalarının kanunilik ilkesine ve öngörülebilirlik standartlarına uygun olması gerektiğini net bir biçimde vurgulamıştır. Verilen karar, idari makamların basın kuruluşlarına yönelik denetimlerinde keyfiliğe yer olmadığını hukuken teyit etmektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/77225
Karar Tarihi 19.11.2025
Taraf Estetik Yayıncılık A.Ş.
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Basın ahlak esaslarına müdahale kanunilik şartını taşımalıdır.
  • gavel İlan kesme cezalarında itiraz yolu etkili olmalıdır.
  • gavel İdareye tanınan yetkiler keyfiliğe yol açacak genişlikte olamaz.
  • gavel İfade özgürlüğü demokratik toplum düzeninin temel taşıdır.

Bu karar, Basın İlan Kurumu tarafından yerel ve ulusal gazetelere verilen resmî ilan ve reklam kesme cezalarının hukuki dayanağını teşkil eden kuralların anayasal sınırlarını bir kez daha çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, idareye tanınan sınırları belirsiz takdir yetkisinin ifade ve basın özgürlükleri üzerinde yarattığı ağır baskıya dikkat çekerek, ceza uygulamalarının kanunilik ilkesine ve öngörülebilirlik standartlarına uygun olması gerektiğini net bir biçimde vurgulamıştır. Verilen karar, idari makamların basın kuruluşlarına yönelik denetimlerinde keyfiliğe yer olmadığını hukuken teyit etmektedir.

Benzer davalar açısından bu kararın en kritik emsal etkisi, daha önce verilen pilot karara rağmen yasal düzenlemelerin geriye yürümemesi sebebiyle mağduriyeti devam eden basın kuruluşlarının hak arama süreçlerine ışık tutmasıdır. Mahkeme, idari yaptırımlara karşı asliye hukuk mahkemelerinde yürütülen itiraz süreçlerinin sadece evrak üzerinden yapılan şekli bir incelemeden ibaret kalamayacağını, tarafların delillerini ve savunmalarını sunabildiği çelişmeli yargılama usulünün güvence altına alınması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu yönüyle karar, idari yaptırımlara karşı yargı yolunun nasıl işletilmesi gerektiğine dair rehber niteliğindedir ve basın kuruluşlarının anayasal haklarını güvence altına alma noktasında güçlü bir içtihat oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Sözcü Gazetesi imtiyaz sahibi olan Estetik Yayıncılık A.Ş., yayımladığı bir köşe yazısında geçen bazı argo ifadeler nedeniyle Basın İlan Kurumu tarafından cezalandırılmıştır. BİK, 24 Şubat 2022 tarihinde yayımlanan "Ukrayna" başlıklı yazıda kullanılan bir ifadenin basın ahlak esaslarına, ahlaka ve kamusal kültürün oluşmasına aykırı olduğu gerekçesiyle gazetenin internet sitesine beş gün süreyle resmî ilan ve reklam kesme cezası vermiştir.

Başvurucu şirket, bu cezanın iptal edilmesi talebiyle asliye hukuk mahkemesine itirazda bulunmuş, yazarın eleştirel ve dikkat çekici bir üslup kullandığını ve bu durumun basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Ancak mahkeme, kararı kanuna ve basın ahlak esaslarına uygun bularak itirazı kesin olarak reddetmiştir. Bunun üzerine şirket, söz konusu cezanın ve itiraz sürecinin usul eksikliklerinin ifade ile basın özgürlüklerini zedelediği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.26 (İfade hürriyeti) ve Anayasa m.28 (Basın hürriyeti) hükümlerine dayanmıştır. İfade özgürlüğü, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden biri olup, halkın ilgilendiği konularda kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi için en etkili araçtır. Hak ve özgürlüklere yapılacak herhangi bir müdahalenin ancak kanunla yapılabileceği ise Anayasa m.13 kapsamında açıkça düzenlenmiştir. Müdahalenin meşru sayılabilmesi için kanunilik şartını taşıması, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması ve ölçülülük ilkesini ihlal etmemesi zorunludur.

Uyuşmazlığın kanuni dayanağı olan 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun m.49 hükmü, kuruma basın ahlak esaslarına aykırı hareket eden yayın organlarına yönelik resmî ilan ve reklam kesme yetkisi vermektedir. Ancak bu yetkinin kullanımı sırasında sınırların belirsizliği, cezalandırma ölçütlerinin tamamen idareye bırakılması ve öngörülebilirliğin olmaması, kanunilik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihatlarında, özellikle Yeni Gün Haber Ajansı pilot kararına atıfla, ceza gerektiren eylemlerin muğlak ifadelerle değil, net ve açık çerçevelerle belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, idari yaptırımlara karşı işletilen yargı yollarının sadece şekli bir evrak incelemesinden ibaret olmaması, iddia ve savunmaların sunulabildiği çelişmeli yargılamayı garanti etmesi gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucu gazeteye Basın İlan Kurumu tarafından verilen resmî ilan ve reklam kesme cezasının, ifade ve basın özgürlüklerine yönelik açık bir müdahale olduğunu saptamıştır. Mahkeme, bu müdahalenin anayasal güvencelere uygunluğunu denetlerken öncelikle kanunilik şartını ele almıştır. Kurumun ceza vermesine dayanak teşkil eden 195 sayılı Kanun m.49 kuralının, daha önceki pilot kararlarda da tespit edildiği üzere, yeterince belirgin olmadığı, basın ahlak esaslarını sınırları çizilmeksizin idarenin takdirine bıraktığı vurgulanmıştır. Bu geniş ve muğlak takdir yetkisi, kamu makamlarının keyfi müdahalelerine açık bir zemin yaratmakta ve basın kuruluşları açısından öngörülemez bir durum doğurmaktadır.

Mahkeme, BİK kararlarına karşı gidilen yargı yolunda, asliye hukuk mahkemesinin çelişmeli yargılama ilkelerine uymayarak sadece evrak üzerinden şekli bir inceleme yapmasını ve kesin karar vermesini de hak ihlali olarak değerlendirmiştir. Başvurucu şirkete, iddialarını sunma, savunmalarını gerekçelendirme ve cezalandırma gerekçelerini tartışma imkânı verilmemiştir. İfade ve basın özgürlüğüne yönelik maddi külfet doğuran bu tip ağır müdahalelerin yargısal denetiminde, itiraz merciinin esaslı bir inceleme yapmaması usul güvencelerini bütünüyle etkisiz kılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, daha önce verilen pilot karardan sonra kanun koyucu tarafından yargı yoluna ilişkin olarak basit yargılama usulünü öngören bir kanun değişikliği yapıldığını belirtmiş, ancak bu değişikliğin söz konusu kanunun yürürlüğe girmesinden önceki başvuruya konu olaylara uygulanamadığını tespit etmiştir. Mevcut başvuru bakımından yasal düzenlemeden kaynaklanan yapısal sorunların ve kanunilik probleminin devam ettiği belirlenmiştir. Bu durum, idari işlemin ve ardındaki yargısal sürecin hakkaniyete ve anayasal ölçütlere uygun olmadığını göstermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.

Basın İlan Kurumu kafasına göre ilan kesme cezası verebilir mi? expand_more
Hayır, Basın İlan Kurumu (BİK) sınırları belirsiz bir takdir yetkisi kullanarak keyfi şekilde resmî ilan ve reklam kesme cezası veremez. Anayasa Mahkemesi, idareye tanınan yetkilerin ifade ve basın özgürlükleri üzerinde ağır bir baskı yaratmaması gerektiğini açıkça ifade etmiştir. İdari makamların basın kuruluşlarına yönelik uyguladığı cezalar, anayasal güvencelere, öngörülebilirlik standartlarına ve kanunilik ilkesine mutlaka uygun olmak zorundadır. Kurumun ceza vermesine dayanak olan kanun hükmünün muğlak ifadeler içermesi ve cezalandırma ölçütlerinin tamamen idarenin takdirine bırakılması, anayasal anlamda ifade ve basın özgürlüğünün ihlali anlamına gelir.
Mahkemenin savunmamızı dinlemeden evrak üzerinden itirazı reddetmesi yasal mı? expand_more
Kesinlikle yasal değildir; idari yaptırımlara karşı işletilen itiraz süreçleri yalnızca evrak üzerinden yapılan şekli bir incelemeden ibaret kalamaz. Anayasa Mahkemesi, asliye hukuk mahkemelerinde yürütülen bu itiraz süreçlerinde, tarafların delillerini ve savunmalarını sunabildiği çelişmeli yargılama usulünün muhakkak güvence altına alınması gerektiğini vurgulamaktadır. İfade ve basın özgürlüğüne yönelik maddi külfet doğuran bu tarz ağır müdahalelerin yargısal denetiminde, mahkemenin iddia ve savunmaları esaslı bir şekilde incelememesi ve doğrudan kesin karar vermesi tüm usul güvencelerini etkisiz kılar.
Gazeteme verilen cezanın kanunda açık ve net bir tanımı yoksa ne yapmalıyım? expand_more
Anayasamızın 13. maddesine göre, temel hak ve özgürlüklere yapılacak herhangi bir müdahalenin ancak açık ve öngörülebilir bir kanunla yapılması zorunludur. BİK'in ceza yetkisini düzenleyen kanunun yeterince belirgin olmaması ve "basın ahlak esaslarına aykırılık" gibi sınırları çizilmemiş muğlak gerekçelere dayanması, idareye anayasaya aykırı keyfi bir takdir yetkisi sunar. Bu tür durumlarda, idari işlemin kanunilik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle yargı yoluna başvurulmalı ve itiraz merciinde çelişmeli yargılama talep edilmelidir. Anayasa Mahkemesi, mevcut başvurunuzda da olduğu gibi, bu tür yasal düzenlemeden kaynaklanan yapısal ve kanuni sorunların sürdüğü hallerde hak ihlali kararı vererek yeniden yargılama yolunu açmaktadır.
Anayasa Mahkemesi haksız verilen ilan kesme cezasını iptal eder mi? expand_more
Evet, Anayasa Mahkemesi, ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bu tür haksız ve kanuni dayanaktan yoksun müdahaleleri hak ihlali olarak değerlendirir. BİK tarafından verilen resmî ilan ve reklam kesme cezasının yasal bir belirlilik taşımaması ve yargısal itiraz sürecinin şekli bir incelemeden öteye geçmemesi durumunda mahkeme, hak ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmetmektedir. Verilen bu yeniden yargılama kararı ile birlikte, ilgili derece mahkemesi anayasal ölçütler ve içtihatlar ışığında dosyayı tekrar ele almak ve ihlali derhal gidermekle yükümlüdür.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir