Karar Bülteni
YARGITAY 7. HD 2014/14808 E. 2015/131 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Mahkeme | Yargıtay 7. Hukuk Dairesi |
|---|---|
| Tarih | 20.01.2015 |
| Esas No | 2014/14808 |
| Karar No | 2015/131 |
| Konu | Mobbing |
| Karar Linki | Belirtilmemiş |
Uzun süren teftiş tek başına mobbing değildir. Mobbing iddiası için kuvvetli emareler bulunmalıdır. Kişilik haklarına saldırı somut biçimde ispatlanmalıdır.
Bu karar, işyerinde uygulandığı iddia edilen psikolojik taciz (mobbing) eylemlerinin ispat standartları ve eylemlerin niteliği üzerine önemli hukuki değerlendirmeler içermektedir. Davacının iddia ettiği uzun süreli işyeri teftişi ve hakkında çıkarılan olumsuz söylentiler, mahkeme tarafından manevi tazminat talebi bağlamında incelenmiştir.
Yargıtay, bir eylemin mobbing olarak kabul edilebilmesi için kişilik haklarına ağır bir saldırının varlığını aramıştır. Sırf işyeri denetiminin olağandan uzun sürmesi, işverenin kasten güçlük çıkardığı veya çalışana eziyet etme amacı taşıdığı şeklinde yorumlanmamış ve davacının iddialarını ispatlayamaması kararın esastan bozulmasına gerekçe yapılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, işyerinde Holding İç Denetim Kurulu Başkanının kişisel husumeti nedeniyle kendisine sistematik olarak mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Bu kapsamda, normalde kısa sürmesi gereken iç denetimin psikolojik açıdan yıldırmak ve işten ayrılmasını sağlamak amacıyla sekiz ay gibi çok uzun bir süreye yayıldığını, açık bulunamayınca görev yaptığı bölge müdürlüğünün kapatılarak işten çıkarıldığını ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir. Davalı işveren ise iddiaların yersiz olduğunu, davacının performansının iyi olduğunu ancak mobbing iddiasını doğrulayacak hiçbir dayanağın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Çağdaş iş hukuku normlarına göre işyerinde psikolojik taciz, işçilerin birbirine veya işveren ile amirleri tarafından işçiye sistematik olarak düşmanlık beslenmesi, kasten güçlük çıkarılması ve eziyet edilmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Bu iddiaların kabul edilebilmesi için olayların tutarlılık teşkil etmesi ve iddiaları destekleyen kuvvetli bir emarenin bulunması şarttır.
Olayların tipik akışı ve tecrübe kuralları göz önüne alındığında varılacak sonuçla birlikte ispat yükü şekillenir. Ayrıca yasal düzenlemeler uyarınca, hukuka aykırı olarak kişilik haklarına saldırılan kimsenin manevi tazminat talep edebileceği belirtilmiştir. Bir eylemin onura, şerefe ve saygınlığa müdahale niteliğinde olabilmesi için bu müdahalenin haksız ve doğrudan hukuka aykırı bulunması gerekmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay incelemesinde, davacının kendisine psikolojik taciz uygulandığı yönündeki beyanları detaylıca ele alınmıştır. Dosya kapsamında, işverence davacı hakkında olumsuz söylentiler çıkarıldığına ve davacının kişilik haklarına yönelmiş bir saldırı bulunduğuna dair iddialar ispatlanamamıştır.
İşyerinde yapılan denetimin olağandan uzun sürmesi, kendi başına davacıya kasten güçlük çıkarıldığı veya eziyet etme amacı taşıdığı anlamına gelmemektedir. Yargıtay, uzun süreli teftişin davacının kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı bir saldırı olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir.
Tüm bu eksiklikler ve ispatlanamayan iddialar karşısında, davacının manevi tazminat isteminin reddedilmesi gerekirken yerel mahkemece kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuş ve karar oybirliğiyle bozulmuştur.